29 Haziran 2015 Pazartesi

Gündeme Düşenlerden Yakaladıklarım


Komşu ülke Ukrayna'da , 26 Nisan 1986'da yaşanan Chernobil Nükleer Santral'ının patlaması sonucu; "komşuda pişer, bize de düşer" söyleminde olduğu gibi, ortaya çıkan olumsuz dışsallıkların etkisiyle, özellikle Karadeniz Bölgesi'nde pek çok yurtdaşımız kanser nedeniyle sağlık sorunları yaşamaya başladı... Ve pek çoğu da yaşamını yitirdi... Günümüzden yaklaşık on yıl öncesinde "Şair ceketli çocuk"Kazım KOYUNCU da kanser sonucu yaşamını yitirenlerden biriydi...


Ve onun ölüm gününde ŞEVVAL SAM bir yazı yazmış KAZIM KOYUNCU için; "Ah bir bilsen nasıl kesiyorlar ağaçları" diye KAFA DERGİSİ'ne...
Oysa ben gözlerimle gördüm Bursa Görükle'de; KAZIM KOYUNCU PARKI için yapılan saldırıyı, talanı...
AH NASIL KESTİ CHP'li Nilüfer Belediyesi BİR BİLSEN ŞEVVAL SAM HATUN; KAZIM KOYUNCU PARKI İÇİN O SAĞLIKLI  AĞAÇLARI...
Hem de Görükleli'nin sözlerine, yakınmalarına aldırmadan...
Yeşildi külliyen bugün için Kazım'ın adıyla anılan o  alan...

Kazım Koyuncu Chernobil'den olduysa kanser;
Anıtı dikilseydi kentine, yöresine...
Kazım için neden edildi talan o yemyeşil Görükle Parkı?...
Ve
Sordunuz mu hiç Görükle halkına çalarken onların yaşam alanlarını?...
Bıktım şu YENİ-CHP'lilerin yapış, yapış ve de özentili solculuk girişimlerinden...



Tebdil mekanda ferahlık vardır dedik; bu yaz, yazlak diye Didim'i seçtik...Havası güzel, deniz havzası da güzel...Henüz sanayileşme adına çok da talan edilmemiş topraklar amma ve lakin turizm adına katledilmiş zeytinlik alanlar...
Halkı da pek bir sessiz kalmış yapılan değişikliklere; kimileri zamanında dolmuş parası bulamazken, eşikten atlamış varsıllıklara ki onlar Turgut ÖZAL'ın PKK teröründen kaçmak isteyen zavallılar diye beleşten toprak dağıttığı Kürtler...Turizm işkolu bütünüyle onların elinde ve bir de emlakçılık yapıyorlar; üç, beş parça kalmış zeytin bağlarının satılıp, yapılaşmaya açılması için canla, başla çalışıyorlar...Eh bu talan için yeniden yazılmadı mı yerel yönetimler yasası, dolsun talancıların kasası, yok edilsin ülkenin bereketli toprakları diye ?...


Ve Didimli köylü kadınlar; ister halden alsınlar, ister kendi bahçelerinden toplasınlar pazarcılık yapmaktalar, bir kısmı da ev temizliğine gitmekteler...Oğulları ve kızları da ya garson ya da kuaför hizmet işkolunda, gerçekte insan israfının yaşandığı hezimet sektöründe...
Ve ben de elimden geldiğince köylü para kazansın diye diyorum ki herkese:
NE KOÇ'UN , NE DE SABANCI'NIN DÜKKANLARINA...
KÖYLÜNÜN YAŞAMASI İÇİN; DİDİM'DE, KÖYLÜNÜN PAZARINA GİDECEKSİN...

Gidiyorlar mı?...Gidenler var, var da çoğu kocaman, kocaman dükkanların içinde, GDO'lu ürünlerin peşinde...

Dönersek Didim'deki Turgut ÖZAL'ın çocuklarına...

TURGUT ÖZAL; ZAMANINDA BOL KESEDEN DAĞITMIŞ DİDİM'İN TOPRAKLARINI KÜRTLERE...ÜSTELİK DE ONLARI YERLEŞTİRİRKEN DİDİM'İN TOPRAKLARINA; BİR DE MAAZERET UYDURMUŞ "PKK TERÖRÜNDEN KAÇANLAR BUNLAR" DİYE...
İŞTE BU KÜRTLER'İN BUGÜNLERDE KURT GİRMİŞ BİR YERLERİNE, KAŞINIP DURUYORLAR... SAVAŞ NARALARI ATILIRKEN ÜLKEDE VE BU SAVAŞ SIRASINDA KURULACAK KÜRDİSTAN ÜMİTLERİYLE; İLERİ GERİ SÖYLENİYORLAR "savaş çıksa da, fırsatttan istİfade uçursak öfke duyduğumuz Türkler'in kellerini" DİYEREK..
HAYIRLARA VESİLE OLSUN; YAKINDA DIŞ SAVAŞDAN ÖNCE, İÇ SAVAŞIMIZ OLURSA SAKIN ŞAŞIRMA...

"Sakın şaşırma" sözlerini duyunca da... sanılmasın ki unuttuk GEMLİK'i ve Gemlik kavşağında  ben doğmadan beri var olan, ama bugünlerde kin ve öfkeyle, yerinden sökülen Orhan Veli'nin o ünlü dizelerini: GEMLİK'E DOĞRU DENİZİ GÖRECEKSİN...SAKIN ŞAŞIRMA !...
İşin gerçeği  2002'den beri ülkemiz genelinde olduğu gibi, Gemlik'e doğru giderken de, Bursa'nın geçmişine, neşesine, çok renkliliğine, hoşgörüsüne yakışmayan pek çok şey görüyoruz...

İşte bir başka örnek; GÖKKUŞAĞI ONUR HAFTASI kutlanırken, kadınların özgürlüğüne bir demirden kaşağı daha, kafesler içine kapatılıp, özgür benliğini kanatırcasına...


ULUSAL BAYRAMLAR KUTLANMASA DA OLUR... DEĞİL Mİ YA?...
ŞU ÜLKEDE ONUR HAFTASI KUTLANIYOR YA YETMEZ Mİ?...

Üstelik onların çoğu; YETMEZ AMA EVET dediler şu AKBABALAR'a...
Onlar da katılmışlar GÖKKUŞAĞI altından geçen uşakların bayramına...
Ama Gökkuşağının Altından Geçen Uşaklar hiç mutlu olmamışlar bu katılımdan; basbayağı korkmuşlar, bir katliamın yaşanacağından...
Ne yazık ki onların kutlamalarına biber gazı ve plastık mermi karışmış ve gökkuşağının altından geçen uşaklar; ağlaşmış; "hani bana özgürlük" naralarıyla...

Be hey gafiller; NE KANIYORSUNUZ SİZ AKBABALAR'A ?... 
KÖPRÜYÜ GEÇENE KADAR ABLASINIZ; GEÇTİKTEN SONRA ABİ-LA...
ÖĞRENEMEDİNİZ Mİ SİZ BUNLARI DAHA ?...
 Harç bitti, yapı paydos; sizin anlayacağınız seçimler bitti, onların sizin oylarınızla da işleri bitti...Zorla değil ya giydirmeyecekler sizlere ipekten fistan; baskı bile yapacaklardır İran'daki gibi "dönün erkekliğinize tornistan" diyerek...
Anımsatayım mı sizlere dincilerin ikiyüzlü yaklaşımını bu fırsattan istifade ederek?...Çok yazılar yazmıştım konuyu  irdeleyerek...

EŞCİNSEL AÇILIMI; SAADET’DEN…
Üç gün önce yazdık; Suud’un Arabı, Türkiye’de çeker şarabı…Kadındansa, oğlan sever; yüzde 90 oranı…
Ama bizim Arapseverler, nedense eşcinselsavar olmaya soyunmuşlar… Akılları sıra AKP ile yarışa girişmişler;biz daha dinciyiz, aydınlıkçı, özgür insanlara çok daha kinciyiz nakaratı eşliğinde ve bugün de çıkmışlar sokağa, imza toplamaya… Ne için ?… ZİNA ve EŞCİNSELLİK üzerine faşizan baskı uygulamaya; milletin uçkuruyla oynamaya…
Be hey aymaz, be hey yobaz; sende bu din bezirganlığı hiç akıl koymaz…Küçük Amerika olma yolunda doludizgin koşarken bu ülke; düşer mi hiç senin peşine ?…
Henüz geçtiğimiz ay Büyük Amerikalı OBAMA brother; eşcinsellere yaptı bir sürü kıyak…AB normları desen; ÜÇÜNCÜ başlıklı yazımızda da değindiğimiz gibi başımızda DEMOKLESİN KILICI…Durup, dururken nedir sendeki bu ayak ?…
Sana ne milletin kiminle yatağa gireceğinden; gönlünün, bedeninin, benliğinin kimi çekeceğinden/seçeceğinden ?…
Senin dört kadınla yatağa girince yandaşın, yoldaşın, yobazın; yanındaki kadınlar da bir parça lezbiyen, dolayısıyla eşcinsel olmuyorlar mı ?… Nedir bu çifte standardın, nedir bu ikiyüzlülüğün ?…
ZİNA ya da EŞCİNSELLİK üzerine ahkam kesmek sana mı kaldı ?…İşin doğrusu din bezirganlığı yapayım derken; RTE ve avanesi senin yanında demokrat kaldı… Sen gibi üşütükler aracılığıyla ölümü gören, hastalığa razı olacak…Yeter ki SAADET gibi yoz, yobazlar iktidara gelmesin diye; bu gidişle oylar RTE’ye kayacak:))
Elbetteki işin şakası, latifesi, mizahı… Yıllar öncesinde de yazmıştık AHMEDİNECAD’ın Amerika ziyareti nedeniyle EŞCİNSELLERİN BAŞINA GELEBİLECEK FELAKETİ… Müsaadenizle geçmişde yazdığımız konuya ilişkin  yazımızı paylaşalım değerli okur; bakalım karanlık yolcuları başımıza daha ne belalar dokur ?…
.................................................................................

İSLAMİYET VE EŞCİNSELLER

Yazının başlığına takılıp da “İslamiyet ve eşcinsellik” konusunu irdelemeye kalkışacağım düşünülmesin. Kuşkusuz ne ilgi alanıma ne de bilgi alanıma girer bu konu… Dinsellik ve cinsellik konusunda; “ibadet de, kabahat de gizlidir, yalnızca kişiyi ilgilendirir” diyenlerdenim… Öyleyse bu başlık niyedir diye sorulup, sorgulanacak olursa; “Eşcinselleri öldürmek caizdir” (*) diye buyurmuş İngiltere’de yaşayan fanatik İslamcı lider ki o Hint asıllı Müslüman Anjem Choudary… Ve sonra da demiş ki; “Bir erkek, bir erkeği sevebilir. Bir insan bir eşeği de sevebilir. Ama bunu ileri götürürse ve bu dört şahitle kanıtlanırsa taşlanarak öldürülmesi caizdir”… İşte Hintli fanatik İslamcı ve de potansiyel katliamcı Choudary’nin bu sözleri bana AHMEDİNECAD’ın sözlerini anımsattı…
Eylül 2007’de Birleşmiş Milletler’in KÜRESEL ISINMA gündemiyle bir araya geldiği toplantıya katılmak için gittiği Amerika’da söylediği “İran’da eşcinsel yok” sözlerini… Ve işte ben de o günlerde yazmıştım bu dizelerimi; demokrasi ve insan hakları kavramlarına İslamiyet açısından yaklaşan, yaklaşırken de gelecekte pek çok canları yakacak olan gidişe ve bu gidişe hız vermek için “bilerek ya da bilmeyerek” çaba gösterenlere bir gönderme olsun diye… Çünkü Hintli fanatiğin sözleri nedeniyle  kaygılarım depreşti yine…

“Ahmedinecad  Amerika’da; 25 Eylül 2007”
Komşuda pişer, bize de düşer diye bekleye, bekleye
Arasıra da tekleye, tekleye, çok yakında gireceğiz şeriatla gerdeğe…
İran İslam Cumhuriyeti, ihraç ettikçe rejim, biz gibi sınır komşusuna,
Bundan böyle pek kolay olmayacak geçim GÜLİSTAN’da…
Neyse dönelim konumuza;
Bugünlerde gözümüz kulağımız Amerika’da,
Tüm ülkelerinkiyle birlikte GÜLİSTAN’ın Baş nazırı da orada…
24 Eylül 2007 için,
Birleşmiş Milletler’de gündem belirlenmiş; KÜRESEL ISINMA
Ayrıca Kolombiya Üniversitesi’nde Ahmedinecad’ı aşağılayıp, ısırma…
Birleşmiş Milletler toplanacak diye yola düşen Şeriatın Şahı
Pers’in Hükümdarı; konuk olmuş özgür ve demokrat Amerika’ya
Bakar mısınız adamdaki fiyakaya ?…
-         İran’da homoseksüel yok, kadınlar da özgür !…(**)

Birleşmiş Milletler’de ne konuşmuşlar ?…
Doğa’nın dengesini bozup, nasıl da kokuşmuşlar ?…
İkiyüzlü yalancı gözleriyle, birbirlerini suçlarcasına nasıl da bakışmışlar ?…
Biraz da ileri geri itişip, kakışmışlar;
Hepsi bir yana, Ahmedinecad’daki bu ne cesur açıklama ?…
-         İran’da homoseksüel yok, kadınlar da özgür…

Ne yorum, ne de sorulacak bir sorum yok, yalnızca kıssadan hisse;
Demek ki komşusu İran gibi olduğunda GÜLİSTAN
Homoseksüeller giyemeyecekler ipekten fistan
Önce onlar gidecekler okkanın altına
Kurulacak darağacı; Taksim Meydanı’na…
Kadınlar da özgür bırakılacaklar;
Ya kırk katır, ya kırk satır
Ya da dişiliğini küstür, kıstır
Üstlen yeni kimliğinle; ya kölesin, ya cariye
Yoksa kelleni teslim edersin yeniçeriye…
Bu durumda; sordular mı GÜLİSTAN’ın cumhur başına,
O da yanıt verecektir, Ahmedinecad gibi fiyakayla:
 - Bizde homoseksüel yok, kadınlar da özgür…

Şu yerel seçim öncesi; sardı  sancısı… 29 Mart 2009 günü; seçmen ulusun bireyi olmaktan geri dönüp, ümmetçiliği mi seçecek, yoksa yeniden usunu başına mı devşirecek ?…
Kuşkusuz yerel seçimler ülkenin yazgısını birdenbire değiştirmez; ama kurtarılmış bölgeler, ele geçirilmiş kaleler… Bir gün bakmışsınız ki mızrakların ucuna geçirilmiş aydınlığı savunan kelleler…

(*) Eşcinselleri öldürmek caizdir:

(**) İran’da eşcinsel yok:


Ve yeniden dönersek günümüze; bakalım ülkemizdeki son duruma...

GÖKKUŞAĞI HAFTASI'NIN ANLAM VE ÖNEMİNE BİNAEN; EŞCİNSELLER AÇILISINLAR DOYASIYA...
AMA KADINLAR KAPATILMALI AKBABALAR'IN BUYRUKLARIYLA...
İŞTE SON NUMARA; KADINLARI TOPLUMSAL YAŞAMDAN TECRİT ETMEK, SOYUTLAMAK İÇİN...
HAŞEMALILARA MÜJDELER VE DAHİ BÜŞRALAR OLSUN Kİ ANTALYA'DAN SONRA, BURSA GEMLİK'E DE "KADINLARA MAHSUS PLAJ" GELİYOOOOO...


Neyse...Böylece Gemlik'in tüm sorunları çözülmüş olacak... 
Ne yazık ki "Bursalı kadifeli gelin, çaydan mı geçtin?... Yanakların al, al olmuş Konyak mı içtin?..." türküsünün ili BURSA ne durumlara getiriliyor ?... Orhan VELİ'nin dizelerinin ardından, bakalım Bursa Gemlik'de  daha neler yok edilecek?...Nasıl olsa Gemlik; yobaza yemlik... Bir zamanlar ailesiyle birlikte körfezde sandal sefası yapan Zeki MÜREN eğer yaşıyor olsaydı; ne derdi acaba bu durumlara ?...








Veeeee CAN DÜNDAR:
Konu ülke genelinde bilinmekte; gazetelerde yer alan duyumlara göre...

Can Dündar'a 17 ve 25 Aralık operasyonları ile ilgili yazıları hakkında “gizliliği ihlal”, “hakaret” ve “kamu görevlisine hakaret” suçlamalarından 3 ayrı soruşturma açıldı.

Ve yine gazetelerde yer alan duyumlara göre; CAN DÜNDAR'ın sorunu girmiş BM'nin gündemine...
Girdiyse ne olur ki diye soracak olsak kendi, kendimize , derim ki eyvah, eyvah...Çünkü...

CAN DÜNDAR'I BİLE BAHANE EDİP...AMERİKA BİZE DE DEMOKRASİ GETİREBİLİR... 
SÖYLEMEDİ DEMEYİN...
ÇÜNKÜ SÖYLEDİM, KAÇ KEZ SÖYLEDİM; UYSA DA KODUM, UYMASA DA DİYE ŞU ANONİM FIKRAYI YAZDIM... 
KISSADAN HİSSE... SURİYE İÇİN SAVAŞMAK ŞAHANE...BOP DİYE HOPLAYANLAR...TAKSİM'E KİM ÇIKARSA JOPLAYANLAR... TOPLUMSAL KİRLENMEYE DESTEK VERİP, GENÇLİĞİ BONZAİ İLE HAPLAYANLAR... 
HAZIRLIKLI OLUN; IRAK, LİBYA, MISIR DERKEN... SURİYE'YE DEMOKRASİ GELECEK DİYE BEKLERKEN... IŞİD'Lİ KATLİAM TEZGAHIYLA; ANLAŞILAN ÖN SIRAYA ALINMIŞ TUNUS...
YİNE DE TEDBİRLİ OLUN VE DE HAZIRLIKLI; SİZLER İFTAR SOFRALARINDA YERKEN HURMA İLE HUMUS...
EN ÖN SIRAYA ALINIP DA DEMOKRASİ OYUNUNA KATILMA SIRASI SAKIN OLA Kİ GELMESİN ÜLKEMİZE...

Selma ERDAL

19 Haziran 2015 Cuma

Gündemin İçinden




ÜÇ, BEŞ SÖZ SÖYLEDİM ÇOBAN SÜLO'NUN ARDINDAN...
ELEŞTİRDİLER HEMEN; ÖLENİN ARASINDAN KONUŞULMAZ...
BE HEY AYMAZ ADAM VE DAHİ MADAM;
YILLARDIR KONUŞURSUNUZ YA ULU ÖNDERİMİZ KEMAL ATATÜRK'ÜN ARDINDAN...
GERÇİ SİZLER DE HAKLISINIZ;
MENDERES ÖLDÜ...
TURGUT ÖZAL ÖLDÜ...
KENAN EVREN ÖLDÜ...
VE SÜLEYMAN DEMİREL DE ÖLDÜ...
BİR TEK ÖLMEYEN; KEMAL ATATÜRK...
ÇÜNKÜ O ÖLÜMSÜZ ...
NE KADAR SALDIRSANIZ DA ÖLDÜREMEZSİNİZ ONU...
VE YİNE DE BEN;
ANLATIRIM DOĞRU BİLDİKLERİMİ,
SİZLER KÜFRETTİKÇE KEMAL ATATÜRK'E...
KEL ÖLÜR SIRMA SAÇLI, KÖR ÖLÜR BADEM GÖZLÜ DEMEDEN
HER KİMİN VARSA;
ÜLKEYE VE ULUSA ZARARLI OLAN EYLEMLERİ, SÖYLEMLERİ
USANMADAN ANIMSATACAĞIM BALIK HAFIZALI HALKIMIZA...
ÖFKELENSE DE ADAMLAR VE DE MADAMLAR
Kİ ONLAR SALDIRDIKÇA ATAMIZ'A...








YAZMIŞTIK DAHA ÖNCE...
VE PLAN İŞLİYOR HAİNCE...,
MİSAK-I MİLLİ SINIRLARI İÇİN SALDIRGANLAR GÜN SAYIYORLAR KANIMCA...
KANSIZLAR DA GÖZ YUMUYORLAR SUSKUNCA...





KANAAT ÖNDERİ BİR KARGA:

İÇKİDEN, SİGARADAN İYİCE KESİLİNCE SESİ; BU ARALAR DESTEK SAĞLAMA PEŞİNDEYMİŞ ŞARKISINI SÖYLEYİP DE, VİDEO ÇEKİP, KENDİSİYLE PAYLAŞAN HAYRANLARINDAN...
YAZ BOYUNCA SAHNEYE ÇIKINCA; ONLAR DA SAHNEDE OLACAKLARMIŞ ŞARKILI GÖRÜNTÜLERİYLE...
İYİ DE BUNCA YILDIR ARKASINDA YER ALAN GÜÇLÜ SESLERLE MİLLETİ UYUTTUĞU YETMEMİŞ GİBİ...SON YILLARDA BİR DE BAŞLADI; SİYASAL İÇERİKLİ SÖYLEVLERE SEÇİMLERE İLİŞKİN, ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE İLİŞKİN... KANAAT ÖNDERİ YA CEMAMAT EL FETTOŞ DESTEKLİ...
VE YENİDEN PAYLAŞIYOR BİRİLERİ ÜZERİNDEN DÜŞÜN(DÜR)DÜKLERİNİ...

BU LEKE UZMANI BAŞLADIĞINA GÖRE KARGA GİBİ GAKLAMAYA...
HAZIRLIKLI OLUN CEMAAT GELİYOR; İÇİNDEKİ AMERİKA İLE BU ÜLKEYİ HAKLAMAYA...
DEMEDİ, DEMEYİN...
CUMHURİYET GAZETESİ BİLE ŞUNU AYDINDAN SAYIP DA İLK SAYFASINDA ADINA YER VERDİ YA...PES VALLAHİ...






MAKSAT KADINA SALDIRMAK OLSUN...
NASILSA SALDIRMAK İÇİN BİR NEDEN BULUNUR/UYDURULUR...
BURSA'DA; ERZURUM'DA YAŞAYANDAN DAHA ÇOK ERZURUMLU VAR...
VE BURSA'DA; BENİM ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ AÇIKTIR YEMEK YENEN DÜKKANLAR...
AMA BURSA'DA YOZLUK, YOBAZLIK YAPMADIKLARI GİBİ, ÇOĞUNLUĞU ORUÇ BİLE TUTMAZ BUNLARIN...
EE YOBAZLIK YAPACAKLAR YA; ONLAR ARTIK ATATÜRKÜN KUTULUŞ SAVAŞINDA KONGRE DÜZENLEYEN KENTİN DEĞİL, F TİPİ CEMAATİN ÇOCUKLARI...
ÜLKE ELDE GİDİYOR; TÜYLERİ KIPIRDAMIYOR DA BİR KIZ SİGARA İÇTE DİYE TAHRİK OLUYORLAR...
SİGARA İÇEN KIZ TAHRİK UNSURU ...
YOKSA VAR MI BUNLARIN KIZ KISMISINA YÖNELİK BİR KUSURU ?...
HAYDAR DÜMEN VE BENZERİ UZMANLAR; KONUYU İRDELEMELİ, ARAŞTIRMALI...










SELLER GÖTÜRÜYOR ÜLKEYİ...
GÖRMEZDEN GELİYORLAR GERÇEĞİ...
VE DİYOR Kİ AYMAZLAR BU "RAMAZAN BEREKETİ"
NE YAZIK Kİ İŞTE YİNE VERİLDİ; "KIRMIZI ALARM"
BU KEZ DE İZMİR İÇİN...
OYSA...
BUNUN ADI; KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ...
NE RAMAZAN DİNLER, NE ORUÇ AYI...
EL ATINCA YUVASINA; KENTE İNDİ ORMANDAKİ AYI
EKECEK TOPRAK BULAMIYOR ARTIK ÇİFTÇİ DAYI...
"BİR BİLEN" OLARAK BUGÜN TOPRAĞA GİRENLER;
"SANAYİLEŞME, BUNDADIR GELİŞME" DİYEREK
60'LARDAN BERİ TALANA AÇTILAR TARIM ALANLARINI
ASFALT, BETONLA SOLUKSUZ BIRAKTILAR TOPRAKLARI...
İŞTE SONUÇ:
BUGÜN SELE KAPILIP GİDİYOR;
SANAYİ BÖLGELERİNDE ÜRETİLEN ULAŞIM ARAÇLARI
VE TOZUMAYA UĞRUYOR ÜLKENİN TÜM KAYNAKLARI...
DAHA ÖNCE DE YAZDIK; KIRMIZI ALARM DİYE ve BU GİDİŞLE DAHA ÇOK YAZACAĞIZ/YAKINACAĞIZ:

17 Haziran 2015 Çarşamba

ÇOBAN SÜLO







Kimisi için o hep Amerikanın Adamı MORRİSON SÜLEYMAN... ya da BABA...Kimisi için de ÇOBAN SÜLO...Muhalefetteki ECEVİT'le sık sık küsen BAŞBAKAN...Küs olduklarında da ve törenlerde karşılatıklarında;" Ecevit'in  elini sıktınız mı?" diye soran gazetecilere, "Tabi ki sıktım, ya neresini sıkacaktım ?" diye yanıtlayan (ama bu "ı" harfini "i" harfi olarak seslendiren bir nüktedan...6 kere şapkasını alıp, 7 kere gelen DEVLET ADAMI... Ama bu gece saat 02 sıraları dönmemek üzere aramızdan ayrıldı SÜLEYMAN DEMİREL...
Yine de IŞIKLAR İÇİNDE UYUSUN...
VE...

Bir Amerikalı gibi Amerikanca konuşan adam; Türkçe'yi mi konuşamayacaktı?... ÇOBAN SÜLÜ üslubuyla az mı kandırdı köylüyü, az mı aldı oylarını?...Ve onunla başladı ayakkabının bir tekini seçim öncesi verip, diğerini de iktidara gelince vermek...Tayyip efendi kimden öğrendi; bulgur, nohut, karbonmonoksidli yasaklanmış kömür dağıtarak oy toplama taktlklerini?... Menderes'den çok daha becerikliydi; masonluk da koruyucu kalkanıydı... Atatürk sonrası Türk Siyasal Tarihi kesinlikle bir İsmet Paşa, bir de onunla yazıldı...ECEVİT mi?... BAYKAL mı?...Onların yanında sıraya bile giremezler desem, abartmış olmam sanırım:))





Ve giderken SÜLEYMAN DEMİREL...Meğer Ankara'da başlayacakmış GÖKKUŞAĞI HAFTASI da işte SÜLEYMAN DEMİREL aramızdan ayrılınca kanımca hatlar karıştı...
Neden mi?...
Bir kere bu renkli şekerlere bir kaç söz söyleyelim de...

KADIN; "BEN KADINIM, DİŞİYİM, CAZİBELİYİM" DİYE ÖZGÜRCE DOLAŞABİLİYORSA SOKAKLARDA... DOYASIYA YAŞAYABİLİYORSA KADINLIĞINI...ABİ-LA'LAR ANCAK O ZAMAN SİZLER DE BULABİLİRSİNİZ ÖZGÜRLÜĞÜNÜZÜ... ERKEK EGEMEN TOPLUMDA HENÜZ KADIN BİLE ÖZGÜR DEĞİLSE... ŞEKER MİLLET BİRAZCIK SABRET, SIRANI BEKLE...O HOŞGÖRÜ ORTAMI İÇİN...
BU SABAH "AMERİKAN PATENTLİ" FOX TV'DEN İSMAİL KAYALAR BİLE; MEĞER GELMİŞ ANKARA'YA "GÖKKUŞAĞI HAFTASI" ETKİNLİKLERİ İÇİN... VE BU GECE SAAT 02'DE SÜLEYMAN DEMİREL "CENAB-I ALLAHI'NA" ULAŞTIĞINDAN... AÇIK MAVİ GÖMLEĞİYLE YAYINA GELMEK DURUMUNDA KALMIŞ; YAVUZ DONAT'LA KONUŞUYOR DEMİREL'İ, GÖKKUŞAĞI KUTLAMALARINI BİRAZCIK ERTELEYEREK...
SANIRIM "DEMİREL'İN CENAB-I ALLAH'I" İZİN VERMEDİ "GÖKKUŞAĞI HAFTASI"NIN COŞKUYLA KUTLANMASINA VE BÖYLESİ BİR ŞENLİĞİN ANKARA'DA YAŞANACAĞI SIRADA ALDI CANINI, SULTAN SÜLEYMAN'A KALMAYAN DÜNYA, MORRİSON SÜLEYMAN'A DA KALMADI, NASIL Kİ BİZLERE DE KALMAYACAĞI GİBİ...
PEK ÇOK YASAĞIN, ÖZELLİKLE DENİZ GEZMİŞ-MAHİR ÇAYAN VE PEK ÇOKLARININ DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK İSTEMLİ BAŞKALDIRILARINA SET ÇEKENLERDEN, "YOLLAR YÜRÜMEKLE ESKİMEZ" DİYENLERDEN MORRİSON SÜLEYMAN; SİZİN COŞKULU KUTLAMALARINIZIN BAŞLAYACAĞI GÜNDE, CENAB-I ALLAHI'NA CAN VEREREK , BU HAFTANIN KUTLAMALARINA DA SET ÇEKMİŞ OLMADI MI SİZCE DE ŞEKERLER ?...
GİDERAYAK SİZE DE ATMADI MI KAZIK ?...
GİDERAYAK YAPMADI MI SİZE DE NANİK?...











Doğdukları evler gaz lambalı; sokağın ışığında ders çalışmışlar…Yamalı çoraplarla ısınmış ayakları; tarhana çorbasıyla beslenmeye alışmışlar…Altmış’daki Devrim’in ardından; ufaktan, ufaktan şahlanmış atlara binip yoksulluktan, yolsuzluğa bulaşmışlar…
Yemedik yedirdik, giymedik giydirdik söylenceleri…Deniz kıyısında çadırlı yaz dinlenceleri…
Müzeyyen’den, Hamiyet’den şarkılar; Yeşilçam ürünü boyalı masallar… Hafta sonları ızgara köfteli, buzlu rakılar; tadını bildikleri eğlenceleri…Dizlerinde uyuturken çocuklarına anlattıkları; Nasreddin Hoca, Keloğlan gülmeceleri… Uzun kış gecelerinin oyunları; tombalayla, fincan altında yüzük bulmacaları…Dostluğa kapı, kapı komşuluklarla ulaşmışlar…
İyi kocanın karısı, kurna başında belli…Düğünlerde çengiler oynar; parmakları zilli…Kızlar gelin olur; saçları telli… Tombul bileklere altın bilezikler içi bedestenlerde kuyumcuları dolaşmışlar…
Hey gidinin altmışlı yılları hey !...Ramazanlar’da radyoda çalardı ney… Seçimden, seçime halkdan istenirdi” rey”…Düşünmeyi çok okumuşlara bırakmışlar…
Bu ana-babaların çocuklarından ilki; devrimlerin öncüsü altmışsekiz kuşağı… Sayki halkın sırtında çelikten kaşağı…Onların umutlarıysa iki odalı evle, domatesli bulgura tokluk kaşığı, yanında da buz gibi ayran yakışığı…Bundandır ki; Özgürlük Türküleri söyleyenlerle dalaşmışlar…
Böylesi günlerde atıldı kurşunlar, çekildi yağlı ipler genç bedenlere…Yazıklar olsun dense de bu işi edenlere; yine de yıllarca yasını gizlice tuttular…
Hey gidinin altmışlı yılları hey !... Çalınmaz oldu Ramazanlar’da ney… Uğruna dökülen bunca kana dayanamayan Olimpos’un Demokrasi Güzeli sonunda dedi ki; Vay !... Apar, topar çıktı yola…Gülümser gibi oldu hem sağa, hem sola…Verse de sık, sık mola…Bazen kör-topal, bazen sağır-dilsiz; sürüye, sürüye eteklerini konuk oldu ülkeme… Gün geldi ters düştü bağımsızlık ilkeme…Bilgeler dese de yarar sağladı halkıma…Kuşkusuz en çok uzaklaşan onlar oldu Cumhuriyet’e can veren Atam’a…
Büyüdüğümüzde anladık onların yanılgılarını…Yendiklerini sanırken, nasıl da yenildiklerini…Altüst ettikden sonra kurulu düzeni, yaramaz çocuklar gibi boyunlarını büküp, bağışlatmak için yaptıkları oyunları “Bizler okumadık sizler gibi, bilemedik” dediklerinde; öfkemizi bastırdık, taşlarda bilemedik…
Ağıttır bu sözlerim, ana-babalarımıza ağıt; bir parça da bizim kuşağa öğüt…Sen de kalırsan ülkene, ulusuna kaygısız…Atam’a, İlkeleri’ne, Devrimleri’ne ilgisiz…Çocukların da seni yargılayacaktır; belki de hiç bağışlamayacaktır…
Neler olduysa geçmişde; bizim anamız, babamız onlar…Dara düştüğümüzde sıkıntımızı anlar…Kimisi Devrim için evlilik yüzüklerini bağışladığını söyler, kimisi de “Ah Menderes !...” diye inler…Bugün bile usanmadan Müzeyyen’i, Hamiyet’i dinler…
Nedense özgürlüklere, hoşgörülere uzakdır benlikleri…Enflasyonun elinde oyuncak olmuş para; sıfırlar gelmiş, gitmiş bolca; onlar yalnızca bilirler binlikleri…Artsa da, eksilse de üzerinde sıfırlar; onlar öğrenmekte kısırlar…Belleyemezler milyon, milyar demesini; neyse ki şimdilerde rahatlar, ellerine geçirdiler bir kez daha binlikleri…Onlar için tek değişmeyen; “beş kuruşa, beş düğmük” içerikli yaşam ilkeleri…
Benim kuşağımı dünyaya armağan eden; ederken de önyargılarıyla darmadağan eden şu altmışlı yılların ana-babaları; yine de yürekler dolusu sevgiler, saygılar sizlere…Bu da yeter; can verdiniz ya bizlere…
İŞTE BU YILLARIN ADAMIYDI SÜLEYMAN DEMİREL...VE BU KUŞAĞI ÇOK İYİ TANIDI, ÇOK İYİ KULLANDI...
KENDİNCE, YANDAŞLARINCA YA DA CAVİT ÇAĞLAR'CA, EROL EVCİL'CE DOĞRULARI OLSA DA...DÜNDEN, BUGÜNE ELEŞTİRDİĞİMİZ, YAKINDIĞIMIZ PEK ÇOK YANLIŞTA ONUN İZİ, İMZASI VARDI...
Selma ERDAL

6 Haziran 2015 Cumartesi

DİKKATLİ OLUN; HER AN AMERİKA DEMOKRASİ GETİREBİLİR !...

KUŞKUSUZ ÇOĞUNLUKLA BİLİNİR BU FIKRA...Kİ ODUNCU İLE MARANGOZCULUSUNA YA DA NASREDDİN HOCALISINA GÖNDERMEDE BULUNANLAR VAR... BU DA "BERBERLİ, ODUNCU MÜŞTERİLİ" UYARLAMASI... AMA SON AŞAMADA  HER BİRİNİN ÇIKTIĞI KAPI AYNI...


BERBERLE, ODUNCU MÜŞTERİSİ UYAKLI SÖZ YARIŞINDA...
KİM UYAKLARA (kimileri için kullanım Arapça diretmesi nedeniyle KAFİYE) UYGUN SÖZ SÖYLERSE; PATLATACAK DİĞERİNE TOKADI...
ÖNCE ODUNCU SÖZ ALIYOR, TRAŞINI OLURKEN DİYOR Kİ;
- ODUN...BEN SANA KODUM...
VE ARDINDAN PATLATIYOR BERBERE TOKADI...

BU KEZ TOKADI YİYEN BERBERE GELİYOR SÖZ SIRASI... O DA DİYOR Kİ:
-MAKAS...
VE ARDINDAN O DA PATLATIYOR TOKADI...
TOKADI YİYEN ODUNCU; "UYMADI Kİ, UYMADI Kİ" DİYE VERİYOR YANITI...
ÖFKELİ BERBER, KALIR MI HİÇ GERİ?...
-UYSA DA KODUM, UYMASA DA !...

İŞTE DİZGİNLERİNDEN BOŞANINCA, BOYUNDURUKTAN ÇIKINCA AKBABALARIN BAŞINDAKİ CUM-BAŞ-PADİŞAH...
ONU KOLTUĞA OTURTAN AMERİKA; MİT TIRLARI BAHANESİYLE MIRILDANIYOR...ÜSTELİK DE MIRILTILARIN FREKANSI, MIRILTIDAN HIRILTIYA, HIRLAMAYA DOĞRU... AMERİKALI ABİ; HA PATLATTI, HA PATLATACAK TOKADI...

HİÇ GEREK YOK KULAK VERMEYE; NE FUAT AVNİ KEHANETLERİNE NE DE SİYASAL FAL BAKICILARI PİAR SÖZCÜLERİNİN NE DEDİKLERİNE...
BENDEN SÖYLEMESİ; UYSA DA KOYACAK, AMERİKA UYMASA DA...

DÜNYA SİYASET PİYASASINDAN SADDAM DİYE BİR ADAMI TEDAVÜLDEN KALDIRAN...
KADDAFİ'Yİ TEL, TEL KADAYIF GİBİ PARÇALARA AYIRAN...
MURSİ'NİN, TURŞUSUNU KURMAYA HAZIRLANAN AMERİKALI ABİ
BİRDEN FİLİZLENEN CAN DÜNDAR VE CUMHURİYET GAZETESİ AŞKIYLA; MİT TIRLARI, İT TIRLARI ANLAMAM BEN, YAKARIM ADAMI MAKAMINDA...
VE BUGÜNLERDE DE;
MHP, CHP, HDP MASKESİ ALTINDAKİ CEMAAT ELİYLE TESLİM ALAMAZSA BU ÜLKEYİ...
BİLİN Kİ HER AN DEMOKRASİ GETİREBİLİR ÜLKEMİZE...
SÖYLEMEDİ DEMEYİN...
 Selma Erdal Yazıları​

3 Haziran 2015 Çarşamba

Nasıl Getirdiyseniz...



Herkes yakınıyor; neden, kimden demeye hiç gerek yok...Elbette ki ülkeye egemen olanlardan...
Ve o yakınanların yüzde doksana yakınından, sanmam ki bir noksan olsun; oy verdiler AKBABALAR'a ve onlarla birlikte döndüler köşeyi babalar gibi...Kimler mi?...

Bilinen hırsızlara ilişkin sözlere hiç gerek yok...Gözden kaçanlar ki onlar kendi çıkarları için 13 yıl öncesinde  yoldan şaşanlar...O günlerde AK-EGEMENLER için coşanlar...Bugün de en çok öfke kusanlar... Ki onlar:
-Eczacılar...
-Hekimler...
-Genel olarak sağlıkçılar (özel hastane patronları ve onların çalışanları)...

İşte onlar var onlar; hiç yaygara yapmasınlar...
Çağdaş yurtdaşlarız ayağına da yatmasınlar...
Yetinemediler yalnızca; emekli memur reçetelerine ilaç satmayla...

Ki onlar "SGK'lı kim varsa, siz vereceksiniz onların ilaçlarını; eğer verirseniz bana oylarınızı" diyenlere kapıldılar...
Kenar, kıyı mahallelerdeki sıradan yaşamlarından, burjuva villalarının bulunduğu yaşam alanlarına paraşütle atladılar...
Çünkü SGK'lı tüm hastalar 2002'den beri; ilaç almak için kapılarında...
Ve yine SGK'lı tüm hastalar; ilaç yazdırmak için hekimlerin karşısında...
Elbette ki ilk basamak olarak; özel hastanelerin kapanında...

Sonra da gelsin sağlık üzerinden sömürü...
Ve sağlık sektöründen köşeyi dönenler; kendilerini aklamak için dolasınlar dillerine yoksula dağıtılan GDO'lu nohutla, karbonmonoksitli kömürü...

Sonrasında bu ülkeye, bu ulusa yapılan ihanete ilişkin ihale; n'açara, yoksula kalsın... 
Eleştirinin en çoğunu lumpen proleterya alsın "çıkar için oyunu sattın" çığlıkları eşliğinde...
Buna karşın; başta eczacı taifesi olmak üzere, kim varsa SGK'lıların sağlık parsasından/pastasından pay kapanlar, sinsinler şömineli villalarındaki maroken koltuklarındaki sıcacık köşeye...

Var mı böylesine kolaycılık?...
Var mı öyle yoksula saldırmak, yoksulla alaycılık?...
Nasıl başımıza musallat ettiyseniz şu AKBABALAR'ı, yine siz göndereceksiniz...
Varsa bu ülkede yanan ateşler 2002'den beri; nasıl yaktırdıysanız, yine siz söndüreceksiniz...

Siz kasalarınızı dolduracaksınız diye; yetti artık bu halkın çektiği çile, özellikle ve öncelikle şu sağlık sorunları ve de sömürüsü nedeniyle...
Dosdoğru, tıpış, tıpış, sandıklara; getirdiğiniz gibi şu AKBABALAR'ı, haydi şimdi de göndermeye ...
Selma ERDAL; İstanbul, 3 Haziran 2015