31 Mart 2014 Pazartesi

30 MART 2014 SEÇİMLERİNİN ARDINDAN

EN NİHAYETİNDE BİR SEÇİMİ DAHA EDA EYLEDİK...AYDINLIK ÜLKEMİZİ KARANLIKLARA FEDA EYLEDİK...DEMOKRASİ DÜŞLERİMİZE VEDA EYLEDİK VE DE ALDIK SÖZÜ DİLİMİZE; 30 MART 2014 YEREL SEÇİMLERİ NEDENİYLE NELER, NELER SÖYLEDİK ?...
SURİYELİLER'E OY KULLANDIRILMIŞ YA... SPORDA KİMYASAL DOPİNG YAPARSAN; DİSKALİFİYE OLURSUN... SEÇİMDE SİYASAL DOPİNG YAPARSAN NE OLURSUN ?... YASALAR; İŞLESİN, İŞLETİLSİN DERİM BEN KENDİ ADIMA...
CEMAAT'E BULAŞTI DİYE DİYORLAR Kİ CHP İÇİN; CENAB-I HAK PARTİSİ... CENAB-I HAK PARTİSİ Mİ; CENAB-ET PARTİSİ Mİ ONU DA GÖRECEĞİZ; SONUÇLAR AÇIKLANINCA... İÇİM KARARDI, İÇİM...BU NE KALLEŞ SEÇİM:((
CEMAAT'DEN OY BEKLEYENLER; ANASINDAN A. BEKLESİN... KANMAYIN, İNANMAYIN BUNLAR CHP'YE DE, MHP'YE DE TUZAK KURAR DİYE YAZDIM FACE'DE...NE OLDU ?...İŞTE SONUÇ ORTADA:(( PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ...PARAYI VEREN OYU ÇALAR... CEMAAT'E BEL BAĞLAYANLAR DA AVAL, AVAL BAKAR...
AYRICA NE DEDİLER SEÇİMLERDEN ÖNCE ?...BİZ GİDERSEK MAAŞ ALAMAZSINIZ...KİM ALAMAZ ?...ONLARIN SADAKALARIYLA GEÇİNEN LUMPEN PROLETERYA... BU DURUMDA ÜLKENİN İŞSİZ, AŞSIZ, AŞKSIZ KESİMİ BU KADAR BOL OLUNCA...SONUÇ; BUDUR... BUNDAN SONRA; BANA NE GÜZEL YARINLARDAN, DEMOKRASİDEN, AYDINLIKTAN...BUNDAN SONRA AŞK ROMANLARI YAZACAĞIM; SEKSOPOLİS'E LAYIK OLANINDAN...
30 MART'A KADARMIŞ CEMAAT'İN CAKASI... İŞTE BİR BAŞKA; 31 MART VAK'ASI... PEK AFİLİ OLUR; USTA'NIN FİYAKASI... BİR BAKMIŞSIN Kİ YİNE SARMAŞIKLAR GİBİ DOLANIRLAR BİRBİRLERİNE... AVUÇLARINI YALAMAK DA DÜŞER CHP, İLE MHP'YE...
YILLAR ÖNCESİ YAZMIŞTIM BİR SEÇİM SONRASINDA; TAYYİP TEŞEKKÜR ETMELİ DİYE... NE YAZIK Kİ BİR KEZ DAHA AYNI YAZIMI PAYLAŞACAĞIM BUGÜN YİNE... KESİNLİKLE TAYYİP TEŞEKKÜR ETMELi CHP'YE VE MHP'YE...VE İLLE DE TEŞEKKÜR ETMELİ; CEMAAT'E...NE GÜZEL KANDIRDI ÜLKÜCÜ+MİLLİYETÇİ GEÇİNENLERİ VE DE DÜŞÜRDÜ TONGAYA...PARSAYI TOPLAMAK DA KALDI USTA'YA...EVET TAYYİP TEŞEKKÜR ETMELİ BİR KEZ DAHA... http://guvercinevi.net/siyaset/2231-sandalye-kapmaca
DİYORLAR Kİ DEVLET VE KEMAL İSTİFA ETMİŞLER... EĞER ÖYLEYSE; PARTİLİLER HEP BİRLİKTE DOĞRUUUUU AKP'YE... DAHA ÖNCE DE DESTEK VERMEDİLER Mİ KAÇ KERE?... ARTIK DOLAYLI DEĞİL, DOĞRUDAN BAĞLASINLAR; YAKIŞIR... ÜLKEMİZDE SİYASET; SİYASET BİLİM KİTAPLARINDA YAZDIĞI GİBİ "YÜCE BİR AMAÇ İÇİN" YAPILMAZ...SİYASETİN OLUMLU DIŞSALLIĞINDAN YARARLANMAK İÇİN, SİYASAL RANT İÇİN YAPILIR...VE BU RANTTAN ELBETTEKİ SIRADAN YURTTAŞ DEĞİL; SİYASAL KİMLİKLERİ SONUCU YERELDE YA DA GENELDE EGEMEN OLANLAR BESLENİR...
NE OLDU ?...HEPAR DA ATAMADI DEPAR... OYLARI ÇALDIĞINLA KALDI DESEM ACABA KAÇ KİŞİ OY VERMİŞTİR HEPAR'A?... http://selmaerdalyazilari.blogspot.com.tr/2014/02/siyaset-yapmak-profesyonel-anlamda.html
CEMAAT'LE GERDEĞE GİRENLER; NİKAHLANMADAN DUL KALIR... İMAM NİKAHIYLA OLMAZ; RESMİ NİKAH ŞART... İŞTE HALKA KULAK VERMEZSENİZ; BUNDAN BÖYLE GÖRÜP, GÖRECEĞİNİZ KIRMIZI KART !...VE SAKIN UNUTMAYIN BİR DAHA, OLSUN KULAĞINIZA KÜPE; VE CEMAAT KİMİ NİKAHINA ALACAĞINI İYİ BİLİR ?...
ATATÜRK'ÜN UMUDU, ÜLKÜSÜ; ÇAĞDAŞ BİR TÜRKİYE YARATMAKTI... NE YAZIK Kİ ONUN ARDINDAN GELENLER YOLDAN ÇIKMAKTA ÇOK GECİKMEDİLER... VE SONRALARI ORTADOĞULU KİMLİĞİNİ BOŞUNA MI BİÇTİ BU ÜLKEYE AMERİKA?... İŞTE SONUÇ ORTADA... AYDINLIK GÜNLER İÇİN DÜŞLER KURANLAR; BİLİNİZ Kİ AZINLIKTAYIZ, AZINLIKTA... AYRICA KONUYU AZİZ NESİN'İN APTALLIK ORANINA BAĞLAMAYINIZ BOŞU, BOŞUNA; VASATIN EGEMENLİĞİNDEKİ BU ÜLKEYİ KURNAZLAR TESLİM ALMIŞSA... NE DİYEBİLİRİM Kİ "BOŞVER BE KADIN" SÖZLERİNDEN BAŞKA ?... http://selmaerdalyazilari.blogspot.com.tr/2014/02/bosver-be-kadn.html
AKP DIŞINDA BÜTÜN PARTİLERE VİAGRA... GELİYORUZ, GELİYORUZ DİYE BAĞIRIYORLAR, BAĞIRIYORLAR DA NEDENSE TIK YOK... ARŞİMET KALDIRACIYLA DÜNYA'YI OYNATABİLİRDİ AMA... CEMAAT'İN KALDIRACI, CHP VE MHP'Yİ KALDIRAMADI... CHP, MHP İLE BİRLİKTE; CEMAAT'E DE VİAGRA... YOKSA O DA KESTİRİP; GİRDİ Mİ AKP'NİN KOYNUNA ?...
BAYKAL İLE ŞAHDI...KILIÇDAROĞLU İLE ŞAHBAZ OLDU CHP... CEMAAT'İN İPİ KESİLDİ; KUYUNUN DİBİNDE KALDILAR SAYESİNDE... HERKESİN PARTİSİYİM DEDİ, ÖZELLİKLE EŞCİNSELLERE GÖNÜL VERDİ.. AMA SANIRIM NE HERKES, NE DE EŞCİNSELLER VERMEDİ CHP'YE... KİME VERDİKLERİYSE HALA BİR MUAMMA...
ADI ÜZERİNDE; PARALEL DEVLET... KİME PARALEL?... DEVLET'E... BAHÇELİ OLANA DEĞİL ELBETTE... DEVLET'İN TÜZEL KİŞİLİĞİNE KİMLİK VEREN HÜKÜMET'E... SONUÇ DA PARALEL ÇIKARLAR DOĞRULTUSUNDA OLACAK VE ELBETTEKİ MUHALEFETTEKİLER HAVA ALACAK... TONGAYA DÜŞEN... AVA GİDERKEN, AVLANAN MUHALEFETE DUYURULUR...
O, ONU DESTEKLESEYDİ...BU, ŞURADA ŞUNA YARDIM ETSEYDİ...BIRAKIN BU ARİSTO MANTIĞINI, HALAMIN BIYIKLARI OLSAYDI, AMCAM OLURDU SÖYLEMLERİNİ... BAŞARIYA GİDEN HER YOL MÜBAHTIR DİYE SESLENİYOR TAAA 15. YÜZYILDAN MACHIAVELLI... AKP DE MADDİ VE DE MANEVİ HER YOLU DENEDİ... BU SEÇİMİN SONUCU EN BAŞINDAN BELLİYDİ... BUNDAN BÖYLE YAPILACAK İŞ; CHP'NİN DE, MHP'NİN DE KAPISINA DEĞİL AMA GÜNÜMÜZDEKİ KİMLİKLERİNE BİR KİLİT... ÖZELLİKLE SEN CHP; YANLIŞ ELLERDE BÖYLE ASLINI UNUT...SONRA OY BEKLE HALKTAN... HALKI KAPMIŞ AKP'E... VE SEN CHP; HALA GÖREMİYORSUN BUNU HER NEDENSE...
VE BU ARADA USTA; TWITTER'DAN ARTIK KORKMA...SEÇMENİN ALDIRMIYOR NASIL OLSA... GERÇİ TWITTER'IN VARLIĞINDAN HABERDAR OLDUKLARINA İLİŞKİN KUŞKUM DA VAR YA; NEYSE... SEN ZAFERİNİ KUTLARKEN BİZE DE YAP BİR KIYAK... BİR ZAHMET TWITTER'IN FİŞİNİ TAK... BUNDAN BÖYLE DE; REİKİ'YE, YOGA'YA, TAROT'A, FALCI'YA...SON KERTEDE DE BİR TARİKATA KAPILANMAK LAZIM... BU ÜLKEYE DEMOKRASİ ÇOK BÜYÜK, ÇOK:(( Selma ERDAL

28 Mart 2014 Cuma

Savaş Çığlıkları Atılırken Ülkede Günün Düşündürdükleri

Sözüm ona Berlin Duvarı yıkıldı, soğuk savaş dönemi kapandı, demir perde ülkeleri demokrasiyle buluştu ve bloklaşma son buldu… Öyle sanıyorduk; oysa nasıl da yanılıyorduk… Berlin Duvarı yıkıldı, yıkılmasına ama insan tinindeki Savaş Tanrısı ARES ne yazık ki binlerce yıldır olduğu gibi, bugünlerde de tüm saldırganlığıyla ve kana susamışlığıyla dimdik ayakta Ukrayna'nın kapısını çaldı, çalacak derken, Suriye'nin de son yıllarda başı belada...
ECEVİT’in ülkeyi Irak serüvenine sürüklemeyişinin sonucu; alavere, dalavere, Kürt Memed nöbete mi ?... Yok; Kürt Memedler’in PKK’ya katılanları dağda eşkıya, katılmayanları PKK keleşlerinin, kalleş kurşunlarıyla anacıklarının yüreğinde sızı ve o Memedçik Kürt de olsa kanı aynı kan kırmızı, şehidlik kefeniyle kara toprağın derinlerinde… Kürt Memedler’in durumu böyleyse; alavere, dalavere sonucunda ne oldu öyleyse ?... Anımsayalım yakın geçmişimizi…ECEVİT; hasta…Ölümüyle; sevenleri yasta… Ergenekon bilmecesiyle; Kemal’in Askerleri kafeste… Artık kürekleri çekmekte aheste, aheste Gülistanın Sadrazamı ve geri planda Padişahı, en geri planda da Okyanus ötesinden Big Brother ve kuklası bir zat göndermekte memlekette okunacak fermanları…
One minute fiyakası yaptıktan, BOP diye hopladıktan sonra; eş-başkanlar işbölümü yaptı. Teori ve pratik ya da Türkçe söyleyişle kuram ve uygulama bağlamında…Dolayısıyla eş-başkanın biri (ki Big Brother diye bilineni…İşte ona; emperyalizmin ya da daha anlaşılır bir tanımlamayla USA çıkarları gereği dünyanın her neresinde olursa, olsun onun yanında ve onun adına savaşa girmek için söz verilirse, sadrazamlık mertebesine ve hatta başkanlık ikbaline erişilir) işte o eş-başkan; kuram üretir, diğer eş-başkan uygular…Daha da açarsak; eş-başkanın birisi planlar emperyalist emellerinin doyumsuz itici gücüyle…Diğer eş-başkan da uygular egoist hırslarının dizginlenemez etkisiyle…
Ülkemizde demokrasi oldukça ileri… Bizler için kaygılanmakta ablamız Hillary…. NATO güçleri ülkemizin yanında…amma ve lakin… Kuzey’de, Doğu’da ve daha da Doğu’da düşman… Diyor ki; bak uyarıyorum haaa !... Dalma ve de dalaşma bizim ufaklığa; ederim yoksa seni pişman !...Kim mi bu ufaklık ?...Bir zamanlar Osmanlı'nın hinterlandında olan Suriye... Ve düşürülen uçaklar, atılan bombalar eşliğinde; savaş çığırtkanları işbaşında… Küçücük bir çatışmada bile kanla dolacak olsa da oluklar; hemen oluşturuldu bloklar… Suriye’nin ardında; Rusya, İran ve Çin…Türkiye’nin ardındaysa; “sözde” tüm NATO ülkeleri var… Düne kadar adamdan saymadıkları Türkiye için; bugün çok kaygılılar…İlişkiler can ciğer kuzu sarması…Bakalım Suriye’ye saldıran tanklara, uçaklara, gemilere takılacak olan hangi ülkenin arması ?…Sonunda kime çıkacak bu işin faturası; eh ne de olsa belleğimizde taptaze durmakta Yavuz ve Midilli zırhlılarına ilişkin I. Dünya Savaşı hatırası…
Bugünlerde sınırlarımızı döven bombalardan daha önce de düştü sınıra bombalar ve ne dedi onlar ?...Neymiş ?... Türkiye’ye düşen bombalar kabul edilemezmiş… NATO ülkelerinin yaptığına ne denir ?...Elbetteki yangına körükle gitmek… Türkiye kimin maşası, kimin askeri, kimin piyonu ?... Kim için savaşacak; kim yönetecek bu kanlı oyunu ?... Henüz 1920’lerde topraklarını işgal ettikleri için savaştığı emperyalistlerle; bugün “sözde” yandaş ve onlar için verecek savaş ve onlar için savaşacak ama kimlerle ?...Her kurban bayramı geldiğinde sınırda kestiği koyunu birlikte yediği kardeşleriyle…Yoksa bu kez bayramda, kurban diye çocuklarını mı kesip yiyecekler emperyalistler istedi diye ?... Osmanlı’nın ardından kurulan Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Osmanlı’dan koparılan ve kağıt üzerinde gönye ve cetvelle sınırları belirlenen ülkelerde yurttaşlarımızın pek çok yakınları, akrabaları ve hatta öz kardeşleri kaldı… Ve bugün; savaş çığırtkanlığı yapanların pek çoğunun yakınları bu ülkelerde, kuşkusuz sadrazam Efendimiz Hazretlerinin zevcelerinin de pek çok yakınları vardır bu ülkelerde ve de kabinesinden pek çok bakanın ya da meclisinden pek çok vekilinin…Emperyalistlerin piyonluğunu yaparken, savaşılacak ülke; dindaşın, ırkdaşın, kardaşın… Bu durumda; kardeşi, kardeşe kırdıracak şu Savaş Tanrısı ARES’e lanetler yağdırıp, uslarını başlarına devşirmelerini önermek ve ummaktan başka yapacak bir şey de kalmıyor bizlere… Ve de çağrı çıkarmak da gerekir BM üyelerine… İyi niyetli kararları, insanca duyguları ve birazcık da düşünsünler diye çocukları... Çünkü her savaşta olan en çok kadınlara ve bir de çocuklara...Emperyalist hırslar uğruna savaş çıktığında; gelecek mi usunuza şehid babasından arda kalan Kürt, Türk, Arap Memedler’in öksüzü ?... Selma ERDAL

27 Mart 2014 Perşembe

GÜNDEME DÜŞENLER; ORTAYA KARIŞIK BİR YAZI

YAS-AK-LI TÜRKİYE... AK-LI TÜRKİYE... YAS-LI TÜRKİYE... GÜN GELİR DE BİRGÜN OLUR; HAK-LI TÜRKİYE...UMUT GEVEZE BİR KUŞTUR... ÜÇ, BEŞ YIL SONRA; UNUTULUR GİDER...EMEL SAYIN'LA KENAN EVREN MİSALİ...VE DE AYTEN GÖKÇER'LE, DEMİREL GİBİ... SIKMA CANINI ŞEKERİM, EMEL SAYIN'I DA KENAN EVREN'LE AZ SÖYLEMEDİLER...VE DAHA SONRA DA ARAP ŞEYHLERİNE HEDİYE ETTİLER... GEÇER, GEÇER; BUNLAR DA GEÇER...DAHA DA KİMLER GELİR GEÇER...AJDA'NIN ŞARKISINI SÖYLERSİN; KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ DİYE...
ATALAR SÖZÜDÜR; EL, ADAMIN AYNASIDIR... SEN İSTEDİĞİN KADAR SAKLA, YASAKLA... ÇOKTAN SAKIZ OLMUŞSUN YABANIN DİLİNE... DÜNYA GÜLÜYOR HALİNE...
KUZEY AMERİKA'NIN SOAP OPERA'LARI ÜNLÜDÜR... GÜNEY AMERİKA'NIN PEMBE DİZİLERİ... TÜRKİYE'NİN DE TAPE'LERİ... İYİ SEYİRLER; YAŞANANLARA YALNIZCA SEYİRCİ KALMAYA MAHKUM HALKIM...
EN CANLI, EN HEYECANLI TİYATRO; SEKSOPOLİS... NE MATİNE, NE SUARE...24 SAAT, 365 GÜN; SAHNEDE... KUTLANACAK NE KALDIYSA BU ÜLKEDE; KUTLU OLSUN...
MALUM KASETLERİN KAYDI SIRASINDA, KONUYA GEREKEN HASSASİYET GÖSTERİLMİŞ MİDİR ?...RÖNTGENCİ DERİN HOCALARA SORULA:))
FEMEN YAZ KAMPINA KATILACAK TÜRK KIZI YOK MU ?...SEN YOKSAN, BİR EKSİKLER...
HEY GİDİ GÜNLER, HEY..BİR ZAMANLAR DA SEMOŞ VARDI... ÖZLEYENLER İÇİN; BÜLOŞ'LA OTURMUŞLAR KARŞILIKLI... SEMOŞ'UN DA "TRAFİK KAZALI" KIZILCAHAMAM MACERALARI NE ÇOK KONUŞULMUŞTU...
ÇOCUKTAN DEĞİL DE...KOMŞUDAN AL HABERİ...BİZDEN SAKLASAN NE OLUR ?...DÜNYA İZLEDİ SENİ VE DE GEÇİYOR DALGASINI SAYIN DÜNYA LİDERİ:)) GÜLİSTAN DİYORDUM BU II.CUMHURİYET ÜKESİNE (MEMLEKET OF THE GÜLİSTAN)...AMA ARTIK ADINI DEĞİŞTİRDİM; SEKSOPOLİS... İDEOLOGLARI DA SİBEL ÜRESİN...BOŞUNA MI SALDILAR BU NİSAYI KAMUSAL ALANA ?...ÇOK EŞLİLİK DİYE BÖĞÜRÜP VE DE ÖĞÜRÜP DURDUKÇA TELEVİZYONLARDA... DEMEK Kİ HALKIN, PARDON AKKOYUNLARIN, AKBABALARIN VİZYONUNU HAZIRLIYORLARMIŞ BU GÜNLERE...CENNETDEKİ HURİLER, NURİLER...KENDİLERİNE BU DÜNYADA TESCİLLİ GÜZELLER...GERÇİ EMİNE GİBİ BİR ZENNE OLURSA EVDE...HAK VERESİM DE GELİYOR SADRAZAM EFENDİYE:))
SÖYLÜYORUM; BU ÜLKENİN ADI: SEKSOPOLİS...KASETLER DÜŞECEK PİYASAYA...HÜKÜMET DE DÜŞECEK BOŞA... ÖLME EŞEĞİM, ÖLME...SEN ÇOK YAŞA; KARPUZ KABUĞU YETİŞECEK... SİBEL ÜRESİN'İ NEDEN SALDILAR KAMUSAL ALANA ?...ÇOK EŞLİLİK KONUSUNU İŞLESİN DİYE BEYİNLERE...BEN DE YAZIYORUM YA; NE KEMALİZM, NE MARKSİZM...TEK YOL MAGAZİNİZM...DALGA GEÇİYORUM SANIYORLAR... NE DİYEYİM AYDINLIK GEÇİNEN AYMAZLARIMIZA ?... DAHA ÖNCE MEMLEKET OF THE GÜLİSTAN DERDİM AMA... ANLADIM Kİ YAŞADIĞIMIZ MEKAN; SEKSOPOLİS...DENİZ BAYKAL'I KINARKEN, BUNLAR ÜLKEYİ YATAK ODASINA ÇEVİRDİLER... METROPOLİS DERKEN; ÜLKE OLDU SEXOPOLİS... KIZINI, KARINI; CARİYE OLMAKTAN SAKIN...YOK; ALDIRMAZSAN OLAN, BİTENE... VE OYUNU YANLIŞ DEĞERLENDİRİRSEN, BU GİDİŞLE YALDIZLI BOYNUZLAR TAKIN. YAPAMAYANLAR, YAPABİLENLERİ KISKANIYOR DEMEK Kİ... BU KISKANÇLIK KONUSUNUN YALNIZCA KADINLARA ÖZGÜ OLDUĞUNU SANIRDIM Kİ GENELLİKLE EVDE KALMIŞ KIZLAR...AŞKTA, SEKSTE BAŞARISIZ KADINLAR BÖYLE KISKANÇLIK İÇEREN DEDİKODULAR ÜRETİRLER ALIŞKINIZ, ALIŞKINIM DA... DEMEK ERKEKLER DE BENZER ÖZELLİKLER TAŞIMAKTAYMIŞ, ÖZELLİKLE DE YALNIZ TAKILAN ULVİ KİSVELİ ZATLAR:)) CLINTON YAPARKEN OLUYOR DA... BAŞKAKAN VE DE MAHDUMLARI YAPINCA SUÇ MU TEŞKİL EDİYOR AYOL ?... BAŞKAKAN OLUNCA; ERKEKLİKTEN MUAF MI OLUNUYOR ?... NE OLMUŞ YANİ; KIZLI, ERKEKLİ TAKILIYORLAR İŞTE:)) SİZ DE;HİZMETİNDE OLDUĞUNUZ ULUSUN, MİLLETİN HAREMİNE GİRİYORSUNUZ YA...NE ÜSTÜNLÜĞÜNÜZ VAR HALKTAN ?... ETME, BULMA DÜNYASI:))
ÜSTELİK NEDEN BOMBA ETKİSİ YARATSIN Kİ BU TÜR DEDİKODULAR...ŞİMDİ GÜNDEMDE SAVAŞ VAR... SURİYE'YE DALMAZSA HÜKÜMET...BIG BROTHER YENİDEN YARATIR ÇOK DAHA BÜYÜK KASVET... UÇKUR MUHABBETİNDEN ÇOK DAHA BÜYÜK OLACAK BENCE "SAVAŞ" İÇERİKLİ KIYAMET:((
YIL 90'LARIN SONU... RADYO ŞAFAK... ÇEVRE KONULU PROGRAMIMIN YAPIMCISI, SUNUCUSUYUM SAYIN GIYASEDDİN BİNGÖL'ÜN RADYOSUNDA... O ZAMAN ASKER SIKIYOR HERKESİ; BEN VE BEN GİBİ BİR KAÇ KİŞİ PROGRAM YAPIYORUZ DEMOKRATİK MASKELİ GÖRÜNME AMAÇLI ŞAFAK'DA... NEYSE EFENDİM...BEN HE ZAMAN Kİ GİBİ BURSA'NIN ÇEVRE SORUNLARINI...OVASINA YAPILAN SALDIRILAR BAĞLAMINDA GETİRİYORUM SÖZÜ TARIM SEKTÖRÜNE... VE DİYORUM Kİ TARIM SEKTÖRÜ DIŞLANMAMALIDIR...BURSA OVASI TALAN EDİLMEMELİDİR... ULU ÖNDERİMİZ ATATÜRK'ÜN DEDİĞİ GİBİ "KÖYLÜ BU ULUSUN EFENDİSİDİR"...KÖYLÜ EFENDİLİKTEN KÖLELİĞE DÜŞMEMELİDİR... VE PROGRAMIM BİTİYOR...ÇIKIŞTA SAYIN GIYASEDDİN BİNGÖL DİYOR Kİ; -TELEFONLAR KİTLENDİ...ANMA ŞU ADAMIN ADINI... SORUYORUM; -HANGİ ADAMIN ?... DİYOR Kİ; -MUSTAFA'NIN...ATATÜRK DEYİP, DURMA... VE BEN DE DİYORUM Kİ; -TAMAM; ATATÜRK DİYEMEYECEĞİM YERDE, BENİM DE İŞİM OLMAZ... VE BÖYLECE SON VERİYORUM SAYIN GIYASEDDİN BİNGÖL'ÜN RADYOSUNDAKİ PROGRAMIMA... İŞTE BÖYLE BİR ARADA GÖRÜNCE DEĞERLİ BÜYÜKLERİMİZİ ANIMSAYIVERDİM YAŞADIKLARIMI... HEY GİDİ GÜNLER HEY; NASIL DA GELİYORDU BU GÜNLERİN AYAK SESİ TAA O GÜNLERDEN DE...VE NASIL DA HERKES DERİN UYKULARDAYDI...
SON YILLARDA NELER YAŞANDI BU ÜLKEDE... UNUTMA, ANIMSA... BARIŞ İÇİN..GÜZEL YARINLAR İÇİN...ULUSAL BİRLİK İÇİN...OYUNA GELMEMEK İÇİN; OYUNU İYİ SAKLA; SANDIKTA...DİKKAT ET ÇALMASINLAR !... OY VERİRKEN; İŞSİZ SAYISININ HER YIL DAHA DA ARTTIĞINI... ÇOCUKLARININ GELECEĞİNİN NE DA KARARTILDIĞINI DÜŞÜN... SEÇİMİNİ AKILLICA YAP !... OY İSTERKEN SÖYLENEN SÖZLER YALAN...İŞBAŞINA GEÇİNCE YAPILAN TALAN...BU SEÇİM ÖNCESİNDE DE BOŞ SÖZLERLE OYALAN...30 MART GELDİĞİNDE; SANDIK BAŞINA GİDİNCE İYİ DÜŞÜN...SANDIĞA ATTIĞIN OY; GELECEĞİNDİR SENİN !...
ARINÇ İFŞAA ETTİ, YİNE BURSA'DA; CEMAAT'E HİZMET ETTİKLERİNİ... ÜZERİNE BASA, BASA; İTİRAF ETTİ, SİZ NE İSTEDİNİZSE YAPTIK DEDİ... ÖYLEYSE; AKP OLARAK HALKTAN OY BEKLEMEK NİYE ?... KİME HİZMET ETTİLERSE; GİTSİNLER AYNI KAPIYA... ELBETTEKİ KAPIYI AÇAN OLURSA... BU İTİRAFTAN SONRA; HALK DA HALA AÇARSA KAPIYI ONLARA... KÜLLİYEN SALAKSANIZ BE NE DİYEYİM SİZE ?... soruyor Selma ARINÇ; SİTEM EDİYOR CEMAAT'E...VE VERDİKLERİ HİZMETLERE KARŞILIK (NE İSTEDİNİZ DE YAPMADIK?... ORDUYU İÇERİ TIKTIK...BİLİM İNSANLARINI, DÜŞÜNEN AYDINLARI DA...VE HUKUKU EROZYONA UĞRATTIK VS ) AĞLAMAKLI BİR İFADEYLE SESLENİYOR CEMAAT'E: -NASIL VERİRSİNİZ OYUNUZU BAŞKA PARTİLERE ?... VE CEMAAT'DEN AHDE VEFA BEKLİYOR... İŞTE TAM BURADA ACİZLİKLE TEKLİYOR...TEKLERKEN DE BİR GERÇEĞİ UNUTUYOR; ULUSAL YA DA ULUSLARARASI SİYASETTTE, OLMAZ Kİ AHDE VEFA... ÖZELLİKLE DE ÇIKAR GURUPLARI ARASINDA...KİM DAHA ÇOK VAAD EDERSE; OYLAR ONA GİDER...AL GÜLÜM, VER GLÜM; DEVRAN BÖYLE DÖNER... SİZ DE SATIN ALMIYOR MUSUNUZ AKKOYUNLARI PARAYLA ?... KOYDUĞUNUZ OTA GÖRE OY... CEMAAT SANKİ TOY... SİZİN OTLAR GDO'LU... GÖRÜNEN ODUR Kİ ORGANİKLER; CHP'DE, MHP'DE...GÜNÜMÜZDE ÖNEMLİ OLAN SAĞLIKLI BESLENME:)) ÜSTELİK AHDE VEFA DEDİĞİN OLGU ANCAK GERÇEKLEŞİR; SEVGİLİLER ARASINDA, AŞIKLAR ARASINDA... SİZ AŞKLARI YASAKLARSANIZ; KIZLI-ERKEKLİ ÜLKE BAZINDA, ÜSTELİK KENDİNİZ TAKILIRKEN GURUP... OLACAĞI BUDUR, SONUÇ OLARAK BU GİDİŞLE İÇECEKSİNİZ; SAKİNLEŞMEK İÇİN BİR BARDAK ŞURUP... Diyor Selma ERDAL 27 MART 2014 GÜNÜ İTİBARİYLE:))

26 Mart 2014 Çarşamba

Usuma Düşenler

Şokella;
Henüz ben ergenlik çağındayken; o yıllarda 20’li yaşlarını süren gençlerin ki onlar 68 kuşağı olarak da anılan günümüzün entel-dantel dönmeleri, bazıları da kendini pek bozmamış bilgeleri…Her neyse; işte onlar için denirdi ki çikolataları eritip bir kapta, sürerlermiş sevgililerinin vücudlarına ve sonra da dondurma yer gibi, dilleriyle bakarlarmış erimiş çikolatanın tadına…Hep düşünmüşümdür; yoksa şokella, yeni kuşaklara kolaylık olsun diye mi sürüldü piyasaya ?…



Ortalama Milli Gelir;
Kişi başına düşen “ortalama milli gelir” açıklandığında; hani benim dolarlarım diye hesap soranlar, elleri boş kalınca da şaşıranlar var… İşte onlar için bu konuya açıklık getirebilirim: Bu hesaplar “Amerikan Ortalama” diye tanımlanan yöntemle yapılır. Ülke nüfusuna kayıtlı kelle sayısı, toplam gelire /toplanan para sayısına bölünür. Bu arada paraları kapanlarla, avucunu yalayanlar diye halk da ikiye bölünür…Ve bu avucunu yalayanlar için yazgı hiç değişmez; açlıktan ölünür…Onlar öldükçe; kelle sayısı azalır, ölümler nedeniyle de istatistiksel olarak, kelle başına düşen ortalama milli gelir artar…Açlıktan ölenler; kimilerinin vicdanını kanatır, yırtar ama uluslar arası kalkınmışlık sıralaması safsatalarında, ülke bir basamak daha yukarıya bile çıkar… Kamusal alanda; Ortalama Milli Gelir söz konusu olunca, “benim dolarlarım nerede ?” diye kendilerini ortaya atanlara yapılabilecek kısa bir açıklama bundan ibarettir değerli yurtdaşlar…



Radikal Feminist;
Feministliğim de, vejeteryanlığım gibi HALF ya da LIGHT olarak nitelendirilebilir. Radikaller gibi erkeklerin kökünü kazımak yerine, onların işime gelmeyen tutum ve davranışlarının kökünü kazımayı yeğlerim. Nasıl ki sürekli ot yemeyip, arasıra sütle, balıkla, yumurtayla besleniyorsam, bir başka deyişle HALF ya da LIGHT vejeteryansem, erkeksiz yaşanmayacağının, yaşanamayacağının, en önemlisi yaşayamayacağımın bilincindeyim, dolayısıyla ben bir HALF ya da LIGHT Feministim…Olur mu öyle şey demeyin… Giderek bozulan DÜNYA koşullarında bir kez daha kalkacak olursa NUHUN GEMİSİ; gemiye, erkeğimle elele binerim… Ama erkeklerin kökünü kazımak isteyen radikallere; benden yalnızca kırmızı kart…


Femina-Fobik*
Gündem sarsılıyor son günlerde; HOMOFOBİK söylemiyle…Kimileri de uyarıyor; “homofobik söylemler; nefret söylemleri kapsamındadır”, bu konuda eleştirel olmayın diye… Oysa erkeklerden de ötede, ileride düşmanca duygular taşır homoseksüeller kadınlara yönelik… Neden hiç kimsenin usuna düşmedi bir kerecik; onları bu nefretlerinden ötürü uyarma düşüncesi ?... Böylesi saldırılara günümüzden işte son bir örnek; Bülent’in, “selamlaşmama” gerekçeli, Ajda’ya çemkirmesi kıskançlığın, nefretin zirvesi ve de zırvası…
*Bir açıkama: “femina-fobik” diye bir kavram henüz ileri sürülmedi piyasaya…Sözün gerçeği; ben uydurdum…Uydururken de amacım; eşcinsel erkeklerin, düzcinsel kadınlara yönelik öfke, kıskançlık ve nefret duygularına dikkati çekmek ve bu duygu durumlarına genel bir ad vermekti…Kuşkusuz konunun uzmanı değilim; ama kadınlığın uzmanı olup, bu duygulara, bu duygusal saldırılara hedef olduğumuz da iyi bilinen bir gerçek…



Prens-Öpücük-Kurbağa;
Masalda ne kadar güzel; Prenses kurbağayı öpüyor, kurbağa da yakışıklı bir prense dönüşüyor…Oysa gerçek yaşamda; yakışıklı prensler için durum çok başka ?...Biz onlarla düştükçe aşka, öpüştükçe ve öpüştükçe sürekli; değişiyorlar, değişiyorlar ve dönüşüyorlar bataklıkta sürekli vraklayan bir kurbağaya…



Süzülme;
Anımsarsanız 90’lı yıllarda; sarı kurdeleler takmıştık yakalarımıza, televizyondaki kirliliğe karşı oluşumuzun göstergesi olarak… Giderek unutuldu sarı kurdeleler ve nitelikli yayıncılık; dolayısıyla alıştırıldık, alıştık küreselleşen düzenin, küresel medyasına da… Artık çok gerilerde kaldı Devlet Televizyonu’nun eğitici, öğretici ussal yayın geleneği…Ve benim de bu değişen yayın anlayışına, ilkelerine, düzenine bozulma dönemim de çoktan geçip, gitti; benliğimde izi bile kalmadı…Kısacası atlattım bu hastalığımı…Çünkü herkes akıllı, uslu, dengeli ve değerli olmak zorunda değil ki…Bunun akili var, alkoliği var, ahlaksızı var, ahmağı var… Herkes allame-i cihan olmak durumunda mı ?...Herkes bilimsel araştırma, siyasal soruşturma, hukuksal kovuşturma, ayrılanları kavuşturma zorunda değil…Herkesin her işi yapması, çok yönlü olması, her konuda başarı sağlaması beklenebilir mi ?... Kuşkusuz işbölümü ve uzmanlaşma diye bir olgu var…Televizyonlar da aralarında bu paylaşımı yapar ki yapmışlar da…Üstelik izleyicinin de özgürce seçme hakkı olunca…Elbette ki kimileri evlilik programlarına takılacak, moda yarışmalarına katılacak, pembe dizilerle aşkı tadacak, şans oyunlarıyla kolayından parayı kapacak…Ve bu seçimleriyle İNSAN; toplumsal yaşamda bir süzülme yaşayacak, insanlık arenasında gerçek yerini bulacak…

Selma ERDAL

25 Mart 2014 Salı

Ne Kemalizm, Ne Marxizm… Tek Yol Magazinizm !

“Geleceğin kutlu olsun TÜRKİYE… 1950’lerden bugüne tutsak olduğundan beri Okyanus ötesindeki şu kurnaz tilkiye Ülkenin getirildiği durum budur Gerisi üzerine yazı yazılan bulanık sudur…”
*28 Ocak 1999, ATV’de TURNİKE… -Komşularımızla toplandık, yardım et Güner Abi !... 6 milyarlık PROTON için “tescilli televizyon dilencileri”… Aziz Nesin ne demişti ?... -Halkın yüzde 60’ı aptal… Ve araba çıkınca; çılgınca bağıran kadın: -TURNİKEEEEE !... İşte böyle; toplumsal sağlıksızlığımızın ölçüm-metresi her gece yansıda…
*21 Şubat 2000, SHOW TV’de HABERLER… Yansıda Reha MUHTAR yorumlarıyla, izleyenleri yormakta… Minik Kardeş İbo ile Cüce Ferhat; Eskişehir’e gitmiş, “patates reklamı yapmak isteyen 7 cüce” yurttaşımızla ilgili gerçekleştirdikleri duyumlarla karşımızda… Hülya AVŞAR’ı yaşlı, Ebru ŞALLI’yı yeterince güzel bulmayan Tarım Bakanı’na sesleniyorlar: -Patatesleri en iyi bizler satarız, reklamlarda bizi oynatın !... Çeşitli cambazlık gösterileri ve laf ebeliğinin ardından daha önceden belirtildiği gibi; “Tarım Bakanı’nın duyması için” Reha MUHTAR “birkaç söz” söylüyor: -Pamuk Prenses ve yedi cüceler bizim kültürümüzden, en doğrusu da bu olur… Burada plansız tarımın sonuçları, patates fazlası üretim üzerine yorum yapmayı bir yana bırakıp, inceden ve derinden düşünürsek, kültürümüz olan “Pamuk Prenses ve 7 Cüceler” üzerine yorum yaparsak; kral babasının biricik kızı Pamuk Prenses’i öperek, büyülü elmanın etkisinden kurtarıp yaşama döndüren Prens CEDRIC’in büyük bir olasılıkla Reha MUHTAR olduğunu ileri sürebiliriz ve sorabiliriz ona: - Snow White diğer bir deyişle KAR BEYAZI ne kadar da bizden, bizim kültürümüzden değil mi Prens Cedric MUHTAR ?...
*6 Mart 2000, KANAL D ANAHABERLER… ANAVATANLI Işılay SAYGIN; Emel MÜFTÜOĞLU’nun, genç şarkıcı Murat’a yazdığı şarkı için öfkeli, onları yargıya havale ediyor… Işılay SAYGIN, acaba neye kızgın ?... Özel televizyonları Türk halkına sunan ÖZAL’ın SAYGIN’ı; toplumsal kirlenme bağlamında her türlü yozluğu “demokrasi söylemiyle” evlerimize konuk ederken, köşe dönmeciliği “toplumsal ilke/erek” diye gençliğe şırınga ederken sessiz kalan SAYGIN, bugün kızgın: -Hülya’nın Küçük İbo’yu kucağına oturtması… -Liseli kızların bekareti… -“Azıcık ucundan versen” diyen Murat’ın şarkısı… Bunları kendine dert ediyor SAYGIN, tam bir evde kalmış kız kurusu ve de milletvekili karmaşasıyla…
*9 Şubat 2002; Tüm kanallarda… Tüm Magazin Programlarında… Beş yıldızlı otelde “mangal partisi” düzenledi diye, eleştirince Fatih ALTAYLI; köpürüp, kızmış TATLISES İbo… Ama adam haklı, Bay ALTAYLI… Nerede doğmuş İbo ?... Mağarada… Hepsi bir arada…
*25 Aralık 2002, KANAL D’de ŞULE İLE GÜN ORTASI… AKP’li Turizm Bakanı Güldal AKŞİT diyor ki; -Tesettürlü kampı ihtiyaç, çıplaklar kampı değil… Oysa Bakan AKŞİT boşuna kaygılanıyor, çünkü herkes peygamberler çağındaki gibi yaşamak istiyor, ne var bunda kızacak, yakınacak ?... Bizler gelmiş, geçmiş bütün peygamberlere iman etmiyor muyuz ?... Tesettürlüler; Peygamber Muhammed çağını yaşamak istiyorlar… Çıplaklar; Peygamber Adem çağını… “Çıplaklık” AKŞİT’e cinselliği çağrıştırıyor. Oysa erotizm; örtülü çıplaklık, cinsel çekimi arttırıcı bir işlev görmüyor mu ?... Yaz günlerinden anımsayınız denizlerdeki tesettürlü Bo DEREK’leri…
*23 Mart 2003, ATV’de HABERLER… TIR sürücüsü yakınıyor: -Bu Amerikalılar’ın yaptığı iş değil… ABD; Irak’a, Kuzey’den saldırmaktan vazgeçince, TIR sürücüleri işsiz kalınca, anlaşılıyor ki değerli olan Müslümanlık değil, ABD Doları…
İşte yakın geçmişimizden, televizyon yansılarına düşen olaylar ve insanlar… İşte MAGAZİNİZM’in ülkemizde tohumlarının atılmasının, yeşermesinin ve de boy vermesinin birkaç örnekle anımsanabilecek ve de özetlenebilecek yakın geçmişi… İşte MAGAZİNİZM ideologlarının öncülüğünde kurulan, tüm kurum ve kuruluşlarıyla MAGAZİN DEVLETİ TÜRKİYE (ki papazı bile var; o da MEDYA PAPAZI başlığı altında bir başka yazıya)… İdeolojimiz: MAGAZİNİZM… İdeologlarımız: En başta Aykut IŞIKLAR ve Şenay DÜD(Ü)EK duayenleri olmak üzere, nice bilgeler ve de ellerinde belgeler… Sloganımız: TEK YOL MAGAZİN…
İşte KABİNEMİZ: *Bu arada oy verecekler de unutulmasın; işte sevgili halkımız: KAYNANA SEMRA en başta gelen starımız ve “yarışmalara girmezsek bizler batarız” diyen MAGAZİN ÜLKESİ’nin; “TEK YOL MAGAZİNİZM, başka hiçbir İZM’e geçit yok” söylemiyle oy verecek olan MAGAZİNYOLDAŞLARI… Sözün özüyle; işte MAGAZİNLEŞEN TÜRKİYE, işte onun şanına yaraşır milletvekili adayları ve bu ülkeye, bu ulusa yakışır olası bakanları (ki 22 Temmuz 2007 için adaylıklarını açıklamaları baz alınarak)… *İbrahim TATLISES… İÇİŞLERİ BAKANI Öncelikle kendi sicilini aklasın, mafiayı ve de PKK’yı bakanlıkta saklasın diye… Ki kendisinin İçişleri Bakanlığı’na atanması durumunda; ülkedeki suç oranlarının düşeceği beklenmektedir… *Ferhat TUNÇ… DIŞİŞLERİ BAKANI Ezgiler söyleyip, halay çekerekten; PKK’lı peşmergelere ülkeyi toptan pazarlasın diye… *Şahnaz ÇAKIRALP… ADALET BAKANI MENDERES’in (ruhunu da olsa) yeniden yargılasın diye… *Hakan ŞÜKÜR… MİLLİ EĞİTİM BAKANI… Spor camiasının ardından, eğitim sistemimizde yarım kalan F tipi yapılanma tamamlanır sayesinde çok şükür… *Erkin KORAY…DEVLET BAKANI MAGAZİNİZM öncesi ideolojilere ve de “devlet düzeni”ne güvenmediğinden, kızını devletin eğitim sistemine teslim etmeyip, evinde eğittiği için… *Cengiz KURTOĞLU…KÜLTÜR VE SANAT BAKANI… Felsefesi soyadından belli ama kendisi arabeskçi ki o da Türk-İslam sentezi için sahnede, Pardon bakanlıkta… Bakanlar kuruluna en erken o vardıysa; “Oooo başbakanımız da gelmişler” söylemiyle birlikte piyano eşliğinde nameler… *Naim SÜLEYMANOĞLU… Her ne kadar SPOR BAKANLIĞI’na uygun görüleceği düşünülse de MALİYE BAKANI… Bulgar ve Rus mafiasıyla ilişkileri düzenlemede çok başarılı olacağı gerekçesiyle…
** Bir açıklama: Yukarıda adları anılanlar yerine, SANATÇI kavramıyla birebir örtüşen gerçek değerlerimiz bu sıralamada yer almış olsaydı, tarafımdan böyle bir yazı yazılmazdı… Okurlarımın bilgilerine sunulur… Selma ERDAL; 19 Aralık 2010

Hacivat Karagöz Sanalda

HACİVAT'LA, KARAGÖZ; BİR SEÇİM SONRASINDA GELDİLER BİR ARAYA...BASTILAR PARMAK, KANAYAN YARAYA...İŞTE YİNE BİR SEÇİM ÖNCESİ...SANKİ DEĞİŞTİ Mİ BU ÜLKENİN GÜNCESİ VE DE YAZGISI ?...
Hacivat: Görüşemedik uzun süredir Karagözüm, söyle bakalım nasılsın ?.../ Karagöz: Şükürle küfür arasında gidip gelmekteyim med-cezir gibi...Size sormalı Hacivatım; ehvali şeraiti... / Hacivat: Eh iyiceden halli / Karagöz: Belli Hacivatım, çok belli... / Hacivat: Ne yapar, ne edersin?... Hangi sanal alemde gezersin ?... / Karagöz: Adres belli; olduk her birimiz blog delisi...Neresi var ki başka?... Ulusal media mı kaldı ki köşe bulalım; her biri girişmiş; küresel medya ile aşka... / Hacivat: Aman Karagözüm kaygılanma bu kadar...Dünya herkese geniş de yalnızca sana mı dar?... / Karagöz: Öyle deme Hacivat; görmüyor musun ampüller kaç vat ?... Sarmış ülkeyi küresel medyanın ulusal yardakçıları... Toplumsal kirlenmenin bat-çıkları... / Hacivat: Daha ne istersin be Karagözüm ?... Vur patlasın, çal oynasın bir ülke... / Karagöz: Ama çiğnenmekte her ilke... / Hacivat: Boşver be Karagözüm; sen şimdi ne yazıyorsun onu bana söyle... / Karagöz: 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle, şu an yazı yazıyorum günlüğüme... / Hacivat: Dünya barışı, çok ütopik bir konu ya... / Karagöz: Öyle de olsa / Hacivat: Bu devletlerin mantığıyla barış olmaz / Karagöz: en azından sözcük bazında unutulmaz, tedavülden kalksa da barış... / Hacivat: 1 Eylül Dünya Sömürü Günü olsa; bak güzel olur derim, herkes onu iyi biliyor... / Karagöz: Sömürü günü; Dünya’nın her günü, hani deliye her gün bayram gibi... / Hacivat: Ya bir gün komple olsun desek; kim ne sömürdü o gün filan... / Karagöz: Boş mu duruyor sanki saldırganlar, sömürgenler bir an bile...Oysa yoksulda zor doluyor pazar torbası, file... Yarışma mı açılsın... / Hacivat: Çünkü sömürünün de günlük maliyeti var Karagözüm / Karagöz: en çok sömürü şampiyonu üzerine ?... / Hacivat: Adamlar günlükten aylık ve yıllık maliyet yapıp / Karagöz: Madalya takalım kendisine... / Hacivat: Bu sömürünün effectif olup olmadığını hesap ediyorlar yani sömürecek... / Karagöz: işleri güçleri ille de sömürecekler / Hacivat: ama effectif ve çok karlı olacak / Karagöz: geleceği bile gasp ediyorlar...Ne yapalım ideologları Laswell öyle demiş; bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler... acımasız kapitalizmin sömürü düzenini seçsinler... 1 Eylül; Hiroşima’nın anısına...Kuşkusuz değil küresel ekonominin tanısına...Japonya’nın işini bitirmişti o gün ABD... Şimdilerde rövanşı almakta Yakuzalar, ABD borç içinde... Biz IMF’de şampiyon, ABD Dünya’da... / Hacivat: Yahudi borç verir ABD’ye / Karagöz: En çok da Japonya borç vermiş, ABD ekonomisini ele geçirmiş...Sonra da Yahudiler... / Hacivat: İşin bamteli burası / Karagöz: Onlar Tanrı’dan başka ne diler ?... Yalnızca para... Dolsun kese, kasa... / Hacivat: Onlar kutsal insanlar, üstün ırk onlar / Karagöz: Hitler duymasın; sonra mezarından hortlar... / Hacivat: Hitler’i de kullanmışlar; o zavallıları göçe zorlamak için...Yeni ortaya çıkıyor... / Karagöz: Yoksul Yahudiler’i ayıklatmışlar... / Hacivat: Kocaman bir yalan tiyatrosu, ama gerçek başka.. ./ Karagöz: Öğrendi bunu böylece, Dünya kamuoyu; ne oyunlar oynanmış savaş öncesinde ve sonrasında / Hacivat.:İçimizdeki dönmelerden ne haber ?... / Karagöz: Her dem güçlülerle, ezenler aynı saflarda.../ Hacivat: Onlar da kutsal hizmetçiler be ya... / Karagöz: Bildiğin gibi şimdilerde GÜL dikiyorlar Çankaya bahçelerine... Dün gazetelerde, tv’lerde / Hacivat: GÜL dikilmesi lazım / Karagöz: mutlulukla gülümsüyordu / Hacivat: Bu milletten böyle oy aldılar çünkü / Karagöz: RTE-GÜL-BÜYÜKANIT... İşte güzel aydınlık??? günler için en büyük kanıt...Çok mutlu oldu / Hacivat. Yahu seçim oldu, sonuçlar ortada / Karagöz: 2.Cumhuriyetçiler, liboşlar / Hacivat: Ne yapmak lazim ki ?... / Karagöz. ayamadılar, bugün bile sarhoşlar... / Hacivat: Millet verdi oyu / Karagöz: Hangi millet ?... / Hacivat: 70 milyon, herkes... / Karagöz: Bir çuval nohuta gitti oylar... Ama yakındır / Hacivat: Belirsiz atıflar / Karagöz: bu yoksul halk yakında mezarı boylar... / Hacivat: Bir çuval nohut / Karagöz: Zamlar gelmeye başladı / Hacivat: Ya bak bir şey diyeceğim; seçim öncesi de böyle diyordun, şimdi de... / Karagöz: Değil belirsiz; / Hacivat: Sen cumhurbaşkanı veya başbakan olsan ne yapacaksın ?... / Karagöz: gördük, Erzurumlular’a en çok dağıtıldı yaz günü kömür, nohut / Hacivat: Seçim bu / Karagöz: Çünkü onlar tembihli; sen Fethullah’ın yolunu tut... / Hacivat: Her parti kendi iktidarı için yapar bunu / Karagöz: Geçmişte de olmuş böyle işler, tencereyi alan kapağını / Hacivat: Ezeli ve ebedi seçim işleri böyle, kusura kalma / Karagöz: sağını alan, ayakkabının solunu bekler, Türk demokrasisi de böyle tekler...Ama bu kadar ayan beyanı / Hacivat: Müşteri geldi, ben biraz kaçayım... Başkaları kapatsa da; daha çok kazanmak için ben dükkanımı açayım... / Karagöz: başımıza gelen ilkler...Sağlık olsun, kolay gelsin, bol kazançlı günler... Demek ki günümüzde BARIŞ için değil, yalnızca TİCARET için atıyor yürekler... Demek ki aydın bildiklerimiz de kendilerince AK’lanmışlar, soldan sağa saklanmışlar; yeşil kağıtlarla paklanmışlar... Kim kaldı ki sağlamda; Karagözüm senden başka?... Bir Tuzsuz Deli Bekir, bir kaç namuslu yurttaş... Yolumuz dikenli, yolumuz toprak ve taş... Kim olacak bundan sonra bize yoldaş ?... Hacivat da çekip, gitti; kaldık yine kendimizle başbaşa... Ne yazık ki burada biter bu temaşa... Sürçü lisan ettikse affola; son sözü ettikten sonra Karagöz sen de düş yola: Yapıyor AKP’ye yarenlik "aydınlık" sandıklarımız..Seçimlerde ülkeye getiriyor "karanlık" oy sandıklarımız.../(Selma Erdal - 05.09.2007)

22 Mart 2014 Cumartesi

Anne Neden Bizim Masallarımız Yok ?...

Volga boylarından Bosna’ya,Osmanlı’nın peşinden de Bosna’dan Bursa’ya gel…Dininden dön,dilinden dön, ülkeden, ülkeye bir geçmişin olsun ama ne cinli, perili, ne de avareli, delili masalların olmasın…Tüyleri ürpertecek, gizemli, mistik, büyülü, efsunlu anlatacak tek bir masalın, tek bir öykün olmasın… Ve sonra da sen kalk; yazar olmaya öykün, özen…Kadın, kadın; yazar olsan ne anlatacaksın ki sen ?...Latife TEKİN gibi Ermeni nineden kalma “çöp masalları”nı mı ?...
Son günlerde neredeyse “yılın yazarı olarak tanıtılan Burhan SÖNMEZ’in; Ankara bozkırının, dünyadan kopuk bir Kürt köyünden “masumlar” resmi geçidini mi ?... Hani nerede senin masalların ?...
Senin ninelerin, nanaların bilmez ki böylesi düşsel kurguları…Onların bellek dağarcıklarında; “Osmanlı’nın 32 paşasının, 2’si size, 30’u bize çalışıyor” diyen Rum, Sırp, Bulgar komşularına ilişkin acıtıcı anılar var ve sancılar var topraklarını, yurtlarını, yuvalarını,ovalarını terk etmekle yüreklerini dağlayan…Sen de bugün huysuz bir çocuk gibi ağlayan koca kadın; “anne neden bizim masallarımız yok?” diye sorguluyorsun soy-geçmişini…
Elbette onların masalları olacak, çünkü onların tasaları olmadı ki yurtlarından edilip, yollara düşmek ve yeniden tutunabilmek uğruna… Onlar kafalarını yordular yalnızca cinin, perinin, tılsımın, büyünün uğuruna… Gerçek yaşamda yedi düvelin elinden kurulan tuzaklara tutulmadan ve masallardaki bir arpa boyundan çok uzaklara düşen topraklarına duyulan özlemlerle yoğrulmadan ve yorulmadan benlikleri onlar masallarını ve de mesellerini söylediler, dinlediler…Onlar için uzak; Kafdağı’nın ardındaki peri padişahının sarayı ve duydukları özlemse; benim olsaydı onca hazine nasıl da usanmadan sayardım onca parayı sorunsalı ve uzun kış gecelerinde neneler anlatsın masalı…Gerçek böyle olunca elbetteki gün gelir bir gün kitaplaşır dinleyenlerin elinden bu masallar; öykü, roman tadında…Ama senin adında/kanında var mı Ermenilik ya da Kürtlük ki anlatacak masalın olsun yanında; yazılara düşmek/düşürmek için ?... Ah anne, ah; ne işi vardı ki soyunun, sopunun Avrupa’nın göbeğinde ?... Neden doğurmadın sanki beni uzun kış gecelerinin masalcı bozkırında ?…Senin yüzünden masal biriktiremedim, senin yüzünden yazar da olamıyorum işte... Hiç değilse olsaydı bir parçacık umurunda…Ah anne, ah !... Selma ERDAL