10 Ocak 2015 Cumartesi

BİR TARTIŞMA; KAMRAN İNAN

BİR TARTIŞMA: KAMRAN İNAN...

VE BU TARTIŞMALAR YAPILDIKÇA...
GEÇMİŞTE YAPILANLARDAN SORUMLUSU OLANLAR DERS ALMADIKÇA...
BUGÜN YAŞADIKLARIMIZIN ZEMİNİNİ KENDİLERİNİN HAZIRLAMIŞ OLDUKLARINI GÖRMEDİKÇE VE GÖSTERİLMESİ DURUMUNDA DA İNATLA GÖRMEZDEN GELDİKÇE ONLAR...
HALKIN GÖZÜNDE; "SİYASETTEN EN İYİ RTE ANLAR YARGISI" DAHA DA GÜÇLENECEKTİR...
ÇÜNKÜ DÜNDE KALANLAR, BUGÜN SİYASETE UZAKTAN BAKANLAR;  DÜN PEK ÇOK YANLIŞ YAPTILAR AMA YAPTIKLARININ NE KADAR YANLIŞ OLDUĞU APAÇIK ORTADAYKEN, ONLAR YİNE DE YANLIŞLARINI BUGÜN BİLE İNATLA SAVUNMAKTALAR...




Kamran İnan olunca...
Önce onu tanıtalım wikipedia kaynaklı bir yazıyla:


Kamran İnan

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Kamran İnan (d. 18 Şubat 1929, Hizan, Bitlis), Kürt kökenli[1][2][3][4] Türk diplomat ve siyaset adamı. Şeyh Selahattin İnan'ın oğlu olup, Nakşibendi tarikatının Halidî kolunun Doğu Anadolu'daki en büyük temsilcilerinden sayılan ve Gavs-i Hizanî namıyla tanınan Sıbgatullah Arvasî'nin torunudur.[kaynak belirtilmeli] Annesinin, Ermeni Tehciri sırasında kurtarılan bir Ermeni kızı olduğu iddia edilir.[kaynak belirtilmeli] Bu husus kardeşi Bababir kardeşi Zeynelabidin tarafından Kürtçe yazılmış bir hiciv şiirinde dile getirilmiştir.[kaynak belirtilmeli]
Liseyi Bursa Erkek Lisesi'nde okudu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden sonra Cenevre Siyasal Bilgiler fakültelerini hukuk doktorası ile bitirdi. Dışişleri Bakanlığı'na girdi.14 Ekim 1973'te Adalet Partisi'nden Bitlis senatörü seçildi. İstifa ettiği 7 Haziran 1979 tarihine kadar Cumhuriyet Senatosu dışişleri komisyonu başkanılığı, Türkiye-AET karma parlamento grubu başkanlığı ile enerji ve tabii kaynaklar bakanlığı (1977-1979) görevlerini aldı. 1979'dan başlayarak Cenevre'deki Birleşmiş Milletler örgütü'nde Türkiye'nin daimi temsilcisi oldu. 1983'e değin bu görevinde kaldıktan sonra yeni kurulan Milliyetçi Demokrasi Partisi'ne katıldı ve Bitlis milletvekili seçildi.
1987 başlarında Anavatan Partisi'ne geçti ve bu sefer bu partiden milletvekili seçilen İnan 1987 - 1991 arasında kurulan ANAP hükümetlerinde devlet bakanı olarak görev aldı. 17.,18.,19. ve 20. dönemlerde Bitlis'ten, 21. dönem'de Van'dan milletvekili seçildi. TBMM Dışişleri Komisyonu başkanlığı görevinde bulundu. Fransa'dan Légion D'Honneur Nişanı (2006'da Ermeni soykırımı yasasını gerekçe göstererek iade etti), Avrupa Parlamentosu Altın Madalyası ile Türkiye-AET Ortaklığı Gümüş Madalyası sahibidir.



KAMRAN İNAN UYARIYOR..
“Ailem geçmişte haksızlıklara uğramasına rağmen hiçbir zaman devlete küsmedim. Ülkemin sorunlarıyla yakından ilgileniyorum. Ülkemde olan bitenlere yalnız gözlerimle bakmakla yetinmem, incelerim de… İnsanımız yanlış yolda! Ne yazık ki benim vatanım HAİN yetiştiriyor..
HAİNLİK VE İHANET ÜRETEN BİR ÜLKE OLDUK!.. Bunun ilacını da bulamadık. Devlet adamı yetiştiremez hâle geldik!.. Eğitim iflas hâlinde… Bu kadar önemli bir yerde DEVLETİMİZİ BÜYÜK ÇABALARLA KÜÇÜLTMEK İSTEYENLER VAR. Devletimize sadakatle hizmet edenlerin başına çok işler getiriliyor. TÜRKİYE’DE HAİNLER MAKBUL… Bu kadar VATAN HAİNİ NASIL YETİŞTİ, mutlaka araştırılıp bulunmalı, ortaya çıkarılıp önlemler alınmalıdır.”
Kamran İnan
Diplomat ve siyasetçi-
Sözcü Gazetesindeki bir röportajından
Like ·  · 
  • Özgür Şanlı muhteşem tesbit
  • Selma Erdal 7 köyün ağası olunca böyle konuşmak kolay...Neden acaba hep karşı çıkmış CHP'nin önerdiği toprak reformu yasalarına?... O günlerde topraksız köylüye dağıtıverseydiler Kamuran İnan gibi TBMM'de koltuk sahibi ağaların topraklarını...Bunca terör, bunca terörist, bunca kan dökülür müydü toprağa?...Ve ülke bölünme tehlikesiyle kalır mıydı hiç karşı, karşıya?...
  • TC Bilal Gurer DÖNEMİN SİYASETÇİLERİ VEYA DEVLET ADAMLARI HALKINA BİR ŞEKİLDE BASKI VE BENZERİ İNSANLIK DIŞI ŞEYLER YAPMIŞ OLABİLİR ANCAK ERDEMLİ İNSANLAR BUNU DEVLET MİLLET DÜŞMANI OLMA SEBEBİ SAYMAZLAR.KAMURAN İNAN AİLESİ VE AŞİRETİ DEVLETİ VE MİLLET SEVGİSİNİ EN ÜST DÜZEYDE TUTAR HER TÜRLÜ MAKAM VE MEVKİ HESAP EDİLMEDEN DEVLETE,BAYRAĞA VE VATANA SAHİP ÇIKMA DÜŞÜNCESİ İLE YAŞARLAR.ÇOK SEVERİM,BEĞENİRİM,SAYARIM
  • Ziya Güney Bilal bey Kamran inan bey son 50 yılda görev yapan diplomat ve politikacılarımızın içinde devlet Adam'ı sıfatını hak edenlerin ilk sıralarında yer alan ender bir şahsiyettir.
    22 hrs · Edited · Like · 1
  • TC Bilal Gurer SÖYLEDİKLERİNİZE 100 DE 100 YKATLIYORUM MAALESEF MİLLET OLARK İSTİFADE ETMİŞ DEĞİLİZ.
    22 hrs · Like · 1
  • Ziya Güney Selma hanım, kürt kökenli bir politikacı olarak sayın Kamran İnan her zaman ve her zeminde ülkemizin birlik ve bütünlüğünü savunmuş, ülkemizi içerde ve dışarda başarı ile temsil etmiş ciddi, dürüst seviyeli davranmış bir devlet adamımızdır..
    2 hrs · Like
  • Selma Erdal Kuşkusuz sizin açınızdan öyledir Sayın Başkan...ama ...bilmediğiniz bir şey varsa o da üniversitemizin doktora eğitimi alanında sorumlu olduğumuz KALKINMA EKONOMİSİ , TÜRKİYE EKONOMİSİ ve BÖLGELER ARASI DENGESİZLİK derslerinde kendisinden hiç de böyl...See More
    1 hr · Like · 1
  • Ziya Güney Selma hanım gerek yurt içinde gerekse yurt dışında aldığım akademik eğitim ve bu kuruluşlarda verdiğim eğitim Konuları analitik Düşünme analiz edebilme ve değerlendirme yeteneklerini kazandırdığını düşünüyorum ayrıca siyaset her ne kadar meslek olmasa da bu kurumu Toptancı bir yaklaşımla farklı yorumlamayı uygun bulmadığımı ifade etmek istiyorum
    29 mins · Edited · Like
  • Selma Erdal Sayın Başkan zaten ben de siyaset bilimi alanında doktoralı birisi olarak bu görüşümü açıkladım...Elbette ki siyaset meslek değildir Platon'a göre ve "yüce bir amaç için yapılır" ama uygulamada yalnızca profesyonel siyasetçiler bağlamında siyaset rant için yapılır başta ülkemiz olmak üzere pek çok ülkede...TBMM'de bulunan Kürt kökenli milletvekilleri bunca yıllık Türk Siyasal yaşamında ne zaman kendi yöresinin insanı için özveride bulunmuşlardır, ne zaman onların yararları için kararlar almışlardır?...Bir tek örnek gösterebilir misiniz?...
  • Ziya Güney Şüphesiz birçok Örnekleri vardır ve bunlardan birisi de sayın Kamran İnandır.
  • Selma Erdal Öyle diyorsanız... Ve yukarıda sözünü ettiğiniz eğitimleriniz doğrultusunda değil de partili bir siyasetçi üslubuyla konuya baktığınızdan dolayı... bir yerlere varılamayacağı kesin... siz öyle diyorsanız...öyle olsun diyelim...ama Türk Siyasal Tarihi öyle olmadığını çok iyi biliyor derim son söz olarak
  • Ziya Güney Selma hanım aktif politika yaptıgım ilçe il ve Belediye başkanlığı yaptıgım görevlerinde ne kadar objektif. Tarafsız ve konulara bilimsel yaklaştığımı Bursa kamu oyu yakından bilir..
  • Selma Erdal Sayın Başkan; burada tartıştığımız konu sizin hizmetleriniz değil...Bir Bursalı olarak sizi çok iyi tanıyorum ve övgüye değer buluyorum ama konu Kürt milletvekillerinin halkını düşünmedikleri sorunsalıdır...Ve bugün yaşanan sorunların temelinde sorumlulukları olduğudur ki en başta Kamran İnan beyefendinin...Ve bunu Türk Siyasal Tarihi'ni akademik olarak incelemiş biri olarak ileri sürüyorum...Siz kendinizi DYP'nin yanlışları ya da doğrularıyla özdeşleştirmeyiniz...Sonuçta yerel yönetici; seçildiği yörede, yerel siyaset yaparken "kuşkusuz partisine de sorumludur" ama öncelikle yerel halka karşı sorumludur ki siz de bu konuda siz de en az sayın Erdem Saker başkan kadar başarılı, sevilen ve sayılan bir başkansınız...Burada konu siz değilsiniz...Siz yerel demokrasi bağlamında duyarlı bir başkan olarak tanınırsınız...Sizi üzmek istemem; hoş görün lütfen ama Türkiye'nin de yaşanmış, bilinen gerçekleri var...TBMM'ye gelen vekil; seçildikten sonra yanına gelen yöre insanlarına diyor ki "kenara çekil"...Geçmişin bu deneyimleri de işte günümüzün egemenlerine altın tabakta sundu Türkiye'yi...

9 Ocak 2015 Cuma

GÜNÜN İÇİNDEN YAZIYA DÜŞENLER

Son bir kaç gündür Fransa'da yaşanan katliamı konuşuyoruz, tartışıyoruz, yazıyoruz ve pek çok kez terörist saldırılara uğramış bir ülke, bir ulus olarak sanki o terörist saldırıyı benliğimizde duyumsayarak / yaşayarak yorumlar yapıyoruz...Ve dilimize düşüyor sözler; onları da susturamıyoruz...

*İSLAMIN BAYRAKTARLARI...

MÜSLÜMAN MASKELİ CANİLER BİR HALT YEDİKLERİNDE...
BİZİM ÜLKEMİZDE, BİZİM İNSANIMIZDA NEDEN BİR ALINGANLIK OLUR; ANLAŞILIR GİBİ DEĞİL...
TÜRKLER; TÜM İSLAMİK HALKLARIN DÜNYA ÜZERİNDEKİ TEK TEMSİLCİLERİ Mİ Kİ BU YAŞANANLAR NEDENİYLE "YARASI OLAN GOCUNUR" RUH HALİNE GİRMEKTELER?...
FRANSA'DA YAŞANAN KATLİAMIN SORUMLUSU; ARAP IRKININ CEZAYİRLİ'Sİ, TUNUSLU'SU... VE DE ONLARIN ORTAK PAYDASI, ÖFKESİ, KİNİ, KORKUSU; OSMANLI'NIN ARDINDAN, FRANSA'NIN SÖMÜRGESİ (VE GÜNÜMÜZDE DE YİNE FRANSA TARAFINDAN SÖMÜRÜLÜYOR) OLUŞU... BU YAŞANANLAR DA İSLAM PEYGAMBERİ BAHANESİYLE; FRANSA'YA KİNLERİNİ KUSUŞU BU ARAP ÇOCUKLARININ...
BE HEY ANADOLU İNSANI; SANA NE GAM, NE DERT...İNSAN OLDUĞUN İÇİN ÜZÜL ELBET...AMA BU DENLİ DE ÖZDEŞLEŞTİRME ARABIN DÖLÜYLE KENDİNİ...
VARSA ORTADA BİR N'AMERT... ONLAR ÜLEŞSİNLER ARALARINDA FIFTY, FIFTY...
VE HER GÜN IŞİD ONLARCA KELLE UÇURURKEN KİMSECİKLER OLAMIYOR BU KADAR TEPKİLİ, BU KADAR MERT...
SEN KENDİ ÜLKENDE OL, KENDİ HALKINA KARŞI HOŞGÖRÜLÜ... BAK GÖR; NASIL DA GİDEREK İNSANLARININ ARASINDA DÜŞMANLIK ÖRÜLÜ...ARABIN DÖLÜ ELİYLE, OLMUŞSA FRANSA KAN GÖLÜ...AYIPLA, KINA, ELEŞTİR AMA, SEN YAPMADIN Kİ BU KATLİAMI...SANKİ SANA ÇIKMIŞ GİBİ FATURASI; BU NE ALINGANLIKTIR SENDEKİ BE HEY ANADOLU TİPİ MÜSLÜMAN...


BIRAKIN ARTIK BU İSLAMIN BAYRAKTARLIĞI AYAKLARINI...
BAŞLATACAKSINIZ YENİDEN HAÇLI SAVAŞLARI...
HAÇLI SAVAŞLARI BAŞLARSA; 
UZATMAYIN ELLERİNİZİ YOKSULLARIN OĞULLARINA...
CEHENNEMİN DE, CENNETİN DE İHTİYACI VAR; 
YALNIZCA SİZLER GİBİ TAYYİBİN KULLARINA...





*KİMLİK BUNALIMI...
HEP BİZ BİRİLERİYİZ...
AMA HİÇ BİR ZAMAN KENDİMİZ DEĞİLİZ...
HELE BİR KEZ KENDİMİZ OLSAK, OLABİLSEK...
YA DA
BİZİM CANIMIZ YANDIĞINDA...
BİRİLERİ DE BİZ OLABİLSE, HİÇ DEĞİLSE BİR KERELİĞİNE...
BİZ OLSALAR; GEÇİVERSELER BİR KERELİĞİNE DE ONLAR BİZİM YERİMİZE...





*CİNSELLİK...
Şu cinsellik, cinsel kimlik, kadınlık ve de erkeklik ya da aşk-meşk işleri pek dert oluyor bu dinci takımına...
ÜLKENİN EN ÖNEMLİ SORUNU ŞU CENABET GENÇLİK:))
BUNLAR DA BAKTILAR ÜLKEDE PARSAYI TOPLAMAK İÇİN GEÇER AKÇE CİNSELLİK; ONLAR DA BAŞLADILAR UÇKUR MUHABBETLERİNE...
ADLARI DA ÜSTÜNDE; SAADET PARTİSİ...
HALKIN SAADETİNDEN SORUMLU PARTİ...
SANA NE LAN GENÇLERİN NE HALT ETTİĞİNDEN...





Geçen hafta bir eşcinsel kendini Boğaziçi köprüsünden attı...
Bir kaç gün öncesinde İslam adına insanlar öldürüldü (gerçi yalnızca öldürende değil, ölende de suç arar böylesi olaylar karşısında kocamış bilgelerin derin düşünen akılları ya... her neyse)...Sonuçta bu yaşananlar bağlamında çığ gibi büyümekte islamafobi...
Yaşanan bu iki olay sonrasında içimden geldi; paylaşmak istedim 2009 yılında yazdığım bir yazıyı...Eşeledim işte yine bir arkeolojik kazıyı durup, dururken...Benim yaptığım arkeolojik kazıların bulgusu da ne ola ki "balık belleklere yem olmasın diye" kıyıda,köşede saklanmış olaylara ilişkin yazılar...Çokça söze girmeden; paylaşayım hemen:


http://selmaerdalyazilari.blogspot.com.tr/2014/02/islamiyet-ve-escinseller.html






*FRANSIZ OLMAK...

VE FRANSA'DA KATLİAM OLAYINA İLİŞKİN BİR KÜÇÜCÜK SÖZ DAHA... USA BOP diye hoplarken; Suriye'yi yutacak ...ama ...Suriye'yi de Fransa tutacak, USA'nın dalgasına çomak sokacak...Doğal olarak da başına böyle dertler açılacak...Big Brother bu yedirir mi Ortadoğu petrolünü Fransız'a ?... Şimdi yaşasın bakalım ülkesinde terör endişesiyle...Fransızlar çoktan almışlardır USA'dan kaynaklanan uyarıyı....



FRANSIZ CUM-BAŞKANI HOLLANDE DEMİŞ Kİ;
İSLAM'A DEĞİL, TERÖRE KARŞIYIZ...
Vİ MÖSYÖ (ya da Oui Monsieur)...
Dün biz de; 
ERMENİLER'e değil ASALA terörüne karşıydık...
Ve biz bugün yine;
KÜRTLER'e değil, PKK terörüne karşıyız...
İşte böyle Mösyö; etme-bulma dünyası...
Oh olsun demiyorum ama sanki bitiyor gibi; Orwell abimizin söylemindeki " Herkes eşittir, ama Fransızlar daha eşittir" rüyası...
Hadi bakalım kolay gelsin; risk toplumunda, terörle kucak, kucağa yaşamak neymiş ve nasılmış kan ve barut kokusu; birazcık sizler de "varsa başkalarına da yönelik insanca yanınız; empati yaparak" benliğinizde duyumsayın

*VE BİR ANIMSATMA...
Bir kaç yıl öncesinde de (sanırım 2009 yılında) Danimarkalılar böyle bir girişimde bulunmuştu ve ben de yazmıştım bir şeyler: 
" Sen durduk yerde İslam Peygamberi’ni aşağılamaya kalkış, tepkiler alınca “basın özgürlüğü” savunmasına geç; İslam’a inananlardan (sözlü, yazılı, cinayetli) tepkiler gelince de “medeniyetler çatışması” kavramından söz etmeye yeniden başla…
Bu durumda da adama sormazlar mı; “Şu Hazreti Musa ya da Hazreti İsa ve de Hazreti Muhammed; aynı topraklarda, daha açık bir söyleyişle Ortadoğu olarak adlandırılan topraklarda doğmadılar mı ?... Bu dinlerin çıkış yeri aynı topraklar değil mi ?...Bu dinlerin yayıldığı kültür, aynı kültür değil mi ?... Ve dinlerin doğduğu topraklardaki o ilk insanların ırkları bile ortak değil mi ?...
Sen Batı topraklarında yaşayan bir toplum, bir kültür, bir gelenek olarak; Ortadoğu’da doğan dinlerden birine inanıyorsun diye, yine bu topraklarda doğan-gelişen-yayılan başka bir dine de inanmadığın/o dinin inananı olmadığın için karşı çıkıyorsun, o dini- o dinin peygamberini- o dine inananları aşağılamaya kalkışıyorsun, üstelik de sıkça…
Sen inanıyorsun diye; Hazreti İsa’nın yaydığı din daha mı yüceldi ?...
Sen Batılı olarak bu dini doğduğu topraklardan, Vatikan’a taşıdın diye; Tanrı’nın buyrukları dışında bir şeyler mi eklendi, Ortadoğu’da doğuşundakinden başka konuma ve koşullara mı getirdin Ortadoğulu Hazreti İsa’nın dinini de; “medeniyetler çatışması” diye bir tartışma konusunu attın ortaya, her an Dünya barışını bütünüyle bozmaya, Dünya’yı kana boğmaya hazır bekleyenler için gerekli koşulları hazırlamak uğruna ?...
Kendini-kültürünü, Ortadoğulu’dan üstün gören Batılı; Tanrı’nın buyruklarına kendinden bir şeyler katmışsa (ki Hazreti İsa’dan sonra dört ayrı İncil’den söz edildiğine göre; belki de Batı’nın kendi çıkarlarına göre İnciller yazdıkları da tartışılabilir ama dedim ya ben ne din uzmanıyım ne de azmanı… Danimarkalı karikatürcülerin, karikatürlük durumlarına düşmek istemem… "
ve işte bu yazımın tamamı burada:


http://selmaerdalyazilari.blogspot.com.tr/2014/03/dinsel-dusunce-scramalar.html


Selma ERDAL; İstanbul/İsyanbul, 9 Ocak 2015

7 Ocak 2015 Çarşamba

Sanki Şu 2015 Pek Hoş Gelmedi Gibi

Mutlu anılar bırakmadı bizlere diye, içimiz kırgın; uğurladık 2014 yılını...Karşıladık umutlarla gelen yeni yılı ama... O da hiç iyi yapmadı açılışını... 2014'ün giderken, ardından bıraktığı ne varsa; 2015 de onları sahiplendi, öksüz çocuk gibi bağrına bastı... Ve yaşanan günlere, günlere düşen gündeme bakılırsa;  dünyalıların, bu dünyadaki işleri anlaşılan bu yıl yine hiç kolay olmayacaktı...

*Saray:

Önce Hülya AVŞAR; AKSARAY üzerine beyanat verdi...
Bu beyanat Bülent Ersoy Abi-la-mızı pek gerdi...
O hiç kalabilir miydi Hülya'dan geri?...
Hemen ahkamını kesti:
-Atatürk de kendine saray yaptırdı...

Ve ardından sanal ortama dağıtıldı; BÜLENT ABİ-LA belgeleri, fotoları, gazetelere düşen sicil kayıtları...Ve o kayıtlara göre; BÜLENT ABİ-LA-mızın birazcık "akli dengesi" üzerine kuşkulu bir geçmişi vardı...



Kuşkusuz "akli denge" konusunda; ahkam kesecek ne uzmanım ve ne de azmanım... Ama az , çok tarih okudum, konuyu bilirim...
Şu Bülent Abi-la-mız gerçekten de;
AKILLI OLSA...ATATÜRK VE ÇANKAYA ÜZERİNE AHKAM KESMEYE KALKIŞABİLİR MİYDİ?...
NEYMİŞ?... ATATÜRK DE SARAY YAPTIR-MIŞ-MIŞ...
EY BÜLENT ABİ-LA !...BİR KAÇ SÖZ DİYEYİM SANA !...YARANACAKSIN DİYE AKBABALAR'A...DURDUK YERDE; SAÇMALAMA !...
Bilmelisin ki;
Atatürk saray yaptırmadı...Ankaralı varlıklı adamlar verdiler Çankaya'da bir bağ evini o günlerin Gazi Mustafa Kemal'ine...Sonradan o bağ evine eklemeler yapılarak Çankaya Köşkü oluşturuldu...
Şu Bülent ABİ-LA'nın bedensel dönüşümü beni ilgilendirmiyor da, benliğindeki ibnelik, yavşaklık, dönmelik, döneklik çok zararlı...Ama o da haklı; korku belası...İran'da ibnelerin başına neler geldi; o da en az bizler kadar iyi biliyor, Humeyniciler tüm ibneleri Tahran meydanında astı...Onunki de işte gelecek kaygısı...Tüm "Yeni Türkiye Sanatçıları" diye presente edilenler gibi...


*Kandil:

Şu sanal ortam, özellikle de facebook mekanı; buluşturdu dostu ve de düşmanı...Düşmanlar uzak dursun bizden; gönlümüz her dem açıktır değerli dostlara, arkadaşlara ve de dostça yaklaşanlara...
Şu facebook sayesinde hep birlikteyiz; zaman-mekan kaygısı yaşamadan değerli dostlarla, arkadaşlarla...
Özellikle de öğretim yaşamımızın her döneminden sınıf arkadaşlarımızla buluşmanın değeri hiç bir şeyle ölçülecek gibi değil...
İşte üniversiteden sınıf arkadaşım Sevgili Seyhan sormuş; en son yaşanan kandil nedeniyle bir soru...Hem de ne soru:))



SEVGİLİ SEYHAN ARKADAŞIM SORMUŞ; SON YAŞANAN KANDİLİN NE KANDİLİ OLDUĞUNU...MUHAMMED PEYGAMBERİN DOĞUM GÜNÜ DEMİŞLER...
" Gerçi benim de bu arada hınzırca bir soru düştü usuma:
DİNLER ARASI ÇATIŞMA YERİNE, DİNLER ARASI UYUŞMA BAĞLAMINDA; KUTSAL KİTAPLARI HARMANLARCASINA TUTUM VE DAVRANIŞLAR SERGİLENMEYE BAŞLANDIKÇA...YOKSA TANRININ SEVGİLİ OĞULLARI YA DA KULLARI ORTAK PAYDASI ALTINDA ONLARIN DOĞUM GÜNLERİDE Mİ BİRLİLKTE KUTLANACAK BUNDAN BÖYLE ?...
SANKİ GİDEREK YAKLAŞTIRILMAKTA MI DOĞUM GÜNLERİ BİRBİRİNE ?...
OLUR MU OLUR YA DA NEDEN OLMASIN...EN BÜYÜK BABA; VATİKAN'DAKİ PAPA...NASIL DA GELDİ AKSARAYI BİLE KUTSAMAYA ?..."

BİR BİLENE SORDUM: BUGÜN NE KANDİLİ DİYE.
HZ.MUHAMMED'İN DOĞUMUNUN 1444. YIL DÖNÜMÜ DEDİ.
PEKİİİ,23 NİSANDA SABİTLENEN ''KUTLU DOĞUM HAFTASI''NDA NEYİ KUTLUYORUZ?...

NEYSE DÖNERSEK SEVGİLİ ARKADAŞIM SEYHAN'A...
KUTLU DOĞUM HAFTASI diye piyasaya sürülen;
Fetoş'un doğum günü diye yazdım kaç kere ama...
Fetoş'la araları bozulunca...eee halkı uyutmak için Peygamber Muhammed'e bağladılar işi... 
Ne yazık ki düşünemediler böyle sorgulamasını iyi bilen benim güzel arkadaşım gibi aklı olan bir dişi:))
Ve 2008'de yazdığım bir yazıda ben yıllar öncesinden dile getirmiştim şu KUTLU DOĞUM HAFTASI martavalını... Bu işin Muhammed Peygamber'le yoktur ilgisi, alakası diye...
Ve gün geldi; aş bitti, sırlar açığa çıktı ve ardından  nasıl da ortaya çıktı AKBABALAR'ın  hesaplama hatası...Çünkü onlar hesaplayamamışlardı; karşılıklı olarak aşklarının biteceğini ve  günün birinde Cemaat-El -Fettoş ile aralarında çıkacak arızayı...
http://selmaerdalyazilari.blogspot.com.tr/2014/02/kutlu-dogumlar.html








* London Picture:



Ve yine üniversiteden bir başka sınıf arkadaşım sevgili Şerife; bu fotoğrafı paylaşmış yeni yıl nedeniyle...
İşin doğrusu; hiç kıskanmadım (dersem yalan)...
Ve fotoğrafı paylaşırken de şöyle yazmış:
"bazıları için sıradan bir gece"
Ben de o fotoğrafla ilgili şunları yazdım; bizim için nelerin sıradan olduğunu kısaca sıralayarak...
Ve arkadaşımın bizleri hiç de kıskanmadığından emin olarak:
Sevgili Şerife; bizde de her şey sıradan, sizler gibi yaşarsak, çıkarız biz oyundan...Ülkede; kadın cinayetleri, soygun, uyuşturucu nedeniyle vurgun, darp, sınırboylarındaki harp...Olmazsa, olmazlarımız bizim... Tek düzelik sıkar bizleri şekerim:((



*Fransa'da katliam:


2014 yılında pek çok kan gördük şu yaşlı dünyamızda...
Belki 2015; üzmez bizleri diye umut bağlarken gelen yeni yıla...O da açılışı hiç de yapmadı hoşça... İslami terör başlığı altında değerlendirilecek bir olay nedeniyle...
Ki 3 yıl öncesinde İslam Peygamberi'ne ilişkin çizilmiş bir karikatüre duyulan öfke gerekçe gösterilerek;  12 kişi canından oldu karikatürün yayınlandığı derginin bulunduğu binaya yapılan baskın sırasında...

Fransa'da yaşanan kanlı saldırı için üç, beş söz diyecek olursam kendi usumun erdiğince; bilindiği gibi soğuk savaş dönemi geçti...Sırada "dinler arası savaş" dönemi var...Bu nedenle küreselleşme, bu nedenle dinler arası diyalog ve bu nedenle "islamcı maske takarak" islam terörü yaymak...IŞİD ne kadar İslam'sa, bu teröristler de o kadar İslam...Nasıl ki OBAMA siyah maskeli bir beyaz adamsa sömürgen Amerika için; bu terörist saldırı da İslam maskeli bir örgüt Batılı'nın çıkarları için...Olaylara RTE bağlamında bakmak; onun İslamcı siyasetiyle bütünleştirmek yanlış olur, yanılgı olur...Onun böylesi entrikalara ermez ancak ayakkabı kutucuklarına sığan aklı, hafsalası... Burada sanki biraz Amerikan tipi komplo teorileri uygulamaya sokulmuş gibi...





Ben kendi adıma ne İslamcıyım ne de Batı yanlısıyım ya da karşıtıyım..Üstelik yukarıda paylaştığım bu kitabı kuşkusuz ben yazmadım; Amerikalı George Friedman yazmış...Ve  başta El Kaide olmak üzere ülkesinin “İslamcı terör örgütlerini neden-nasıl oluşturduğunu,neden besleyip büyüttüğünü” oturmuş bir güzel anlatmış…
Ülkemizden Batılı ülkelere çalışmak ya da başka nedenlerle giden, Batılı ülkelerde yaşayan  değerli dostlarımız; nedense ülkemize karşı oldukça önyargılılar ve “sümüklü böcek kabuğundan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş” örneği ülkemize, ulusumuza tepeden bakmağa nedense pek meraklılar… Sanki bizler “neden-sonuç ilişkileri kurmaktan, olayları, olguları, oluşumları yorumlama ve yargılama yetisinden yoksunmuşuz da…Hani şu “almancı” dediklerimiz bizlere öğretici olma girişiminde her zaman…Her neyse; “yerli kalmış” yurttaş kimliğimle, “aman efendim pek de haddime düşmez sizleri eleştirmek, sizlere bir şeyler önermek; haşa göktekinden sonra, bir tek siz varsınız bu dünyada her şeyi bilen, gören, anlayan” sözlerim eşliğinde diyorum ki bu kitapları okumalı ve ne fırıldaklar döndürülmekte bu dünyada emperyalizm adına, anlamalı özellikle “almancı” genellemesi altında tanımladıklarımız yaban ellerde ekmeklerini yedikleri için, onların yargılarıyla bizleri değerlendirmeye kalkışan bu değerli dostlar, arkadaşlar, "yurtdaşlar demiyorum" yurt-dışılar … 
Ve de gözardı edilmemelidir ki Fransa; dünya jandarmalığına soyunanların yanında, ayrılabilir onlardan bir parça...Çünkü onların yandaşı değil, bir bakıma rakibi bunu da görmezden gelmemeli… Özellikle BOP diye hoplayanların, Suriye ve Esad'ı haklamaya kalkışanların yanında, yöresinde mevzii tutmamaları anımsandığında...
Bakalım bu katliamın olumsuz dışsallıkları nasıl yansıyacak dünya siyaset piyasasında?...

VE KATLİAMIN ARDINDAN BİR KAÇ SÖZ SÖYLEYESİM VAR:


MÜSLÜMAN MASKELİ CANİLER BİR HALT YEDİKLERİNDE...
BİZİM ÜLKEMİZDE, BİZİM İNSANIMIZDA NEDEN BİR ALINGANLIK OLUR; ANLAŞILIR GİBİ DEĞİL...
TÜRKLER; TÜM İSLAMİK HALKLARIN DÜNYA ÜZERİNDEKİ TEK TEMSİLCİLERİ Mİ Kİ BU YAŞANANLAR NEDENİYLE "YARASI OLAN GOCUNUR" RUH HALİNE GİRMEKTELER?...
FRANSA'DA YAŞANAN KATLİAMIN SORUMLUSU; ARAP IRKININ CEZAYİRLİ'Sİ, TUNUSLU'SU... VE DE ONLARIN ORTAK PAYDASI, ÖFKESİ, KİNİ, KORKUSU; OSMANLI'NIN ARDINDAN, FRANSA'NIN SÖMÜRGESİ (VE GÜNÜMÜZDE DE YİNE FRANSA TARAFINDAN SÖMÜRÜLÜYOR) OLUŞU... BU YAŞANANLAR DA İSLAM PEYGAMBERİ BAHANESİYLE; FRANSA'YA KİNLERİNİ KUSUŞU BU ARAP ÇOCUKLARININ...
BE HEY ANADOLU İNSANI; SANA NE GAM, NE DERT...İNSAN OLDUĞUN İÇİN ÜZÜL ELBET...AMA BU DENLİ DE ÖZDEŞLEŞTİRME ARABIN DÖLÜYLE KENDİNİ...
VARSA ORTADA BİR N'AMERT... ONLAR ÜLEŞSİNLER ARALARINDA FIFTY, FIFTY...
VE HER GÜN IŞİD ONLARCA KELLE UÇURURKEN KİMSECİKLER OLAMIYOR BU KADAR TEPKİLİ, BU KADAR MERT...

SEN KENDİ ÜLKENDE OL, KENDİ HALKINA KARŞI HOŞGÖRÜLÜ... BAK GÖR; NASIL DA GİDEREK İNSANLARININ ARASINDA DÜŞMANLIK ÖRÜLÜ...ARABIN DÖLÜ ELİYLE, OLMUŞSA FRANSA KAN GÖLÜ...AYIPLA, KINA, ELEŞTİR AMA, SEN YAPMADIN Kİ BU KATLİAMI...SANKİ SANA ÇIKMIŞ GİBİ FATURASI; BU NE ALINGANLIKTIR SENDEKİ BE HEY ANADOLU TİPİ MÜSLÜMAN...
Selma ERDAL

5 Ocak 2015 Pazartesi

BUGÜN GÜNDEMDE 4(paraya)BAKAN VAR



9 AKBABA+4 KIRIKOK+1KURT...

Bugün oturup; pazarlık yapacaklardı...Hangi konuda denirse?... Elbette ki 4 adet "paraya"bakan zatı-ı muhteremin; "kirini arıtmaya gerek var mı, varsa hangi deterjanla konuyu aklar, paklar, haklarız, en zararsız bir şekilde konuyu nasıl hasır altı yaparız?" konusunda kafa yoracaklardı...
Eee, düşmez kalkmaz bir Allah...Bugün sizeyse, yarın bize...Ne olur, ne olmaz?...
Kaderde varsa; bize de nasip olur bir "yüce divan"...
Bir zamanlar nasıl da aklanmıştı Bayındırlık Bakanı MHP'li koskocaman kurt Koray Aydın???...
İşte maziye bakıp da nasıl da endişeliydik o günlerde diye düşünen muhalifler ne demişlerdir acaba?...
Örneğin, mesela (yeni Osmanlıca'yı herkes böyle kullanıyor da; ben de kullanmış oldum) demişlerdir ki:
-Takmayın kafanızı; yaparız size bir kıyak da...Yeter ki çaktırmayalım seçmenimize; sonra atmasınlar bize sandık başında dayak...
4 "paraya"bakan konusu işgal edince gündemi... Ben de karıştırıverdim güncemi...Nasıl da buldum SHP-DYP koalisyon döneminde borsa değil, BURSA piyasasında yaşananları...Ne yapayım; usuma düşünce, dilime de düşüyor işte susturamadım şu dilbaz muhabbet kuşumu...
Bugün namus borsasında tavan yapanların...4"paraya" bakanın kaderinde; "yüce divan" var mı, yok mu diye fallarına bakanların, özellikle de ha CHP, o günlerdeki adıyla ha SHP döneminde yaşananların içinden bir kuplecik şakıyayım okurlarıma istedim...Hey gidi günler hey cıvıltıları eşliğinde...
Şöyle bir dönelim takvim-i tarih sahnesinde birazcık gerilere...
*Bayındırlık Bakanlığı’na bağlı İller Bankası adlı kuruluşun, 90’lı yıllardaki müdürlerinden Funda CİVELEK (ki gece kulüplerindeki uvertür kızların adıyla benzerliğine aldanmayınız, zat-ı muhterem erkektir), SİMGE inşaat patronu Nezir’le (ki kendisi de zamanında PTT’nin memurcuklarındandı ve Tanrı “yürü ya da yürüt ya kulum” demiş olmalı ki ona, neredeyse son 15 yıldır ( ki 90'lı yıllar boyunca) tek yetkili Bursa’nın inşaat şantiyesine dönüşmesi anlamında) bir takım fırıldaklar çevirmekteydi “ihaleler bağlamında” ve de İşbankası’nın o yıllardaki Halil adlı müdürüyle de… Adı geçen bankaya yatırılan paralar aracılığıyla bir takım kar payları/yüzdeler anlamında ortak çalışmaları vardı CİVELEK Funda ile çapkın müdür Halil’in “günahları boyunlarına”… Amma ve lakin ERDAL Selma adlı bir kadın karıştırdı ortalığı HACIÖMEROĞLU Fikret adlı inşaat mühendisi iş arkadaşının yardımıyla ve de düşürdü yazıya (bugünlerde KURTLAR VADİSİ dizisinde adı Cavit AKARSU diye geçen Bursalı bir media patronunun gazetesinde tam da DYP-SHP koalisyonu döneminde)… “SOL GÖSTERİP, SAĞ VURANLAR… HALKIN CEBİNE SALDIRANLAR” izleği ve de “Türkiye’nin Bir Özeti: BURSA” başlığı altında yazıya düşünce ayrıntılar, kuşkusuz yazılar kesildi Müdür Funda CİVELEK ve de yardımcısı/yalakası Fevkani KAYA şikayeti/yakınması sonucu solcu geçinen Erol BİLENSER eliyle…
Ve ardından “sen memursun, nasıl yazı yazıp da para kazanırsın gazetelerden ?” diye bahanelerle süründü yıllarca memurcuk ERDAL Selma İDARİ YARGI’nın önünde… Ve o dönemde SHP’li Bayındırlık Bakanı (İmar İskan Bakanı diye tanımlanırdı o günlerde bu mevkii) Onur KUMBARACI’nın danışmanı geldi Bursa’ya, ERDAL Selma’yı tehdit edip, susturmaya; “ya kes bu yazıları, karıştırma ortalığı ya da süreriz seni Bursa dışına”…
Bu toz duman ortamında İşbankası’nın sorumluluk hissiyatındaki yönetimi saldı sorgucularını/müfettişlerini Bursa’ya, öğrenince CİVELEK Funda eşliğinde çevrilen “ticari içerikli” dönen fırıldakları çektiler Müdür Halil’i kızağa… Ve dediler ki;
- Sen haklısın kamu yararını düşünmekle ve bu kaygılarınla dönenleri yazılarına düşürmekle… Biz olsak tutmayız bir an bile CİVELEK Funda’yı…Ama sizin yönetim tam bir kabadayı… Geçer akçe kamuda böyleleri… Tanrı korusun sen gibi “ki kadın da olsan” babayiğitleri… Gerekirse bizden bir yardım; esirgemeyiz senden… Kurtulmamıza katkın oldu kurumuzun aracı olarak kullanılması düşünülen böylesi yavşaklıkdan…
Kuşkusuz kamuda işler; çok başka türlü işler… Kovuşturulması gerekirken CİVELEK’in cilveleri, kızağa sürüldü memurcuk ERDAL Selma… Refah partisi gelinceye değin iktidara CİVELEK Funda ve taifesi sürdü sefa… Makam aracıyla gitti köpeği veterinere aşıya… Ve de en az Müdür CİVELEK Funda kadar müdür eşi gün geldi kuaföre, prensesi, kızı da bırakıldı makam aracıyla okula… İşte bu hengame, bu kargaşa ortamında geçmişte MHP’li bildiğimiz ÜSTÜNEL Mehmet Ali adlı bir inşaat mühendisi “sözde” arkadaş, ERDAL Selma’nın yazılarını dosyaladı koydu REFAH’ın önüne, sürdü refahı, gönenci; oturunca bölge müdür yardımcılığı koltuğuna… Kıyak yaptı kendine, kıyak yapmayı düşünmedi bile bu yolsuzlukları ortaya döken kadına, sürünürken İDARİ YARGI’da…
Ve bugünkü iktidar işte böylesi adamların varlığıyla; var... 
Ve AKBABALAR onlara ne kadar da minnettar; "BİZLERİ, SİZLER VAR ETTİNİZ" derken, onların sayesinde  nasıl da oldular bahtiyar...

Hey gidi günler hey...Hala taptaze canlıdır o anılar bende be hey...
Bellek, bellek...Belge, belge...Yok henüz onları "delete" edecek silgi de ...
Bu siyasiler birbirine HIRSIZ dedikçe; tencereler ve dipleri konusunda atasözleri düşmekte usuma...
Az sabır diyorum şu geveze gönül kuşuma; bunca bildiklerin, bunca yaşadıkların sende saklı kalmayacak, az kaldı, az kaldı düşeceksiniz kitap sayfalarına...
Selma ERDAL