16 Nisan 2014 Çarşamba

Eyüp; İstanbul’un Çiçek Bahçesi

Ne İzmir, ne Ankara…Benim için varsa, yoksa;İstanbul ve Bursa…Tarihi, turistik yerleri, doğal güzellikleri, kadınlar için en güzel alış-veriş mekanları…Ve Anadolu’nun özeti; Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkes’i,Arnavut’u, Boşnak’ı, Ermeni’si, Rum’u, Yahudi’si ve elbetteki Çingene’si… Üstelik de bütün bu güzellikleri; bağrında, saklayan, kucaklayan bir İstanbul ilçesi; EYÜP… Ve Eyüp; böylesine renkli insanların oluşturduğu bir çiçek bahçesi… Fatih ilçesinin en güzel semtlerinden Balat’ın sınırları içinde kalan tarihi anıt; İstanbul Fatih’i Sultan Mehmed’in gemilerini karadan yürüterek, suya indirdiği yer…O suyun adı; Haliç, Golden Horn, Altın Boynuz… İnsanda merak uyandırır o tarih, o yaşananlar; nasıl indirildi bu gemiler karadan suya ?…Her 29 Mayıs’da işte o tarih canlandırılır; törenler sırasında Haliç’in kıyısında… Ki o Haliç; bir zamanlar karabatak, çamur balçık, pis kokulu Haliç…Hele bir de anılardan güne düşerse Bedrettin DALAN’ın Doksanlı yıllarda söylediği sözler: -Haliç’i; en az gözlerim kadar mavi yapacağım…
Kuşkusuz benliğinizi sarar bir merak; acaba DALAN’ın sözlerinden ya da onun mavi gözlerinden Haliç’e neler yansımış diye sora, sora adımlarınız götürür sizi Haliç’in evine, Eyüp ilçesine… İkibinli yıllara kadar bir bataklık olan Haliç; bugün canlıların yaşamasına, izin verecek kadar temiz…Sularında oynaşan balıklar, ördekler, kazlar…Ve o pis kokusu da kalmamış; kıyıları boyunca sabahları yürüyüş yapan kadınlar, kızlar…Çevresi bakımlı, ağaçların gölgesinde çaylarını yudumlarken insanlar; servi ağaçlarıyla bezenmiş tepelerde, bu dünyadan göçüp gidenlerin derin uykusu, Eyüp Sultan Camii’nden namaz çağrısı ve Eyüp El-Ensari Türbesi’nin gizemli çekiciliği…Caminin nakışlı kubbeleri, tavanları, sütunları, duvarlardaki çinileri, mermer oyma kapıları…Göklere ulaşan minareleri, ulu çınarların gölgesindeki şadırvanları…Şadırvandan su içen güvercinleri… Her Cuma; gül suyu ile yıkanır caminin tüm çevresi…Cuma selasından ve esnaf için bolluk, bereket duasından sonra; Mehteran müziği, Osmanlı’yı günümüze getirir…Ve Cuma namazıyla birlikte; umutla el açıp Tanrı’ya yakaran insanlar… Bu ortamda bulunmanın verdiği huzurla, başınızı yukarılara kaldırdığınızda, işte oradan Pierre Loti size el sallar; çaya, kahveye çağırır ve bir de muhteşem İstanbul manzarasına…
Oysa ben bir zamanlar nasıl da kızmıştım O’na, nasıl da göz dikmiştim O’nun konutuna… “Bay Pierre Loti; yeter artık, boşalt şu evi/Yüzyıllardır konakladığın yer, gözlediğin bu manzara /Artık yetti ama; Haliç’e övgüler, Altın Boynuz /Doğrusunu istersen bu sözlere tokuz/Zora koşmadan beni, başvurmadan da yargıca./ Edebinle boşalt şu evi/Dar gelmez odaları, yetişir/Sendense, bana daha bir yakışır” diyerek serzenişte bulunmuştum O’na… Oysa Pierre Loti; İzlanda Balıkçısı kitabının yazarı, bir Fransız deniz subayı…Osmanlı döneminde İstanbul’a gelip, Eyüpsultan’da, Haliç kıyılarında, Osmanlı’nın hoşgörüsünden yararlanıp yıllarca bu güzelliklerin keyfini sürmüş, burada Aziyade adlı bir roman da yazmış.O’nun yaşadığı bu ev; günümüzde Pierre Loti Kahvesi olarak bilinir, Fransız, İngiliz, Alman, Amerikalı gezginlerle birlikte dünyanın her köşesinden insanları buluşturur.
Eyüp; gerçekten de bir çiçek bahçesi… Yalnızca bağrında sakladığı insan güzellikleriyle değil; çiçek üreticilerinin geniş bahçeleriyle dört mevsim, gözleri renk, renk çiçeklerle buluşturan bir ilçe… En işlek caddelerin, bulvarların yanında; hiç ummadığınız yerde karşınıza çıkar bir çiçek bahçesi… Çiçek üreticileri;geçmişe göre sayıları azalmış olsa da, yine de azımsanmayacak kadar çok üretici var…Şu talihsiz 6-7 Eylül olaylarından önce; Rumlar yaparmış daha çok çiçek üreticiliği…Onlar kaçarcasına ayrılınca İstanbul’dan Türkler’e kalmış Yorgo’nun çiçek bahçesi ve kızı Evdoskya’nın küpeleri de Arnavut Türkan’da…Umutsuzca çalmış kapısını Türkan; Evdoksya, Evdoskya…Eğer evde yoksa; komşu kızı Türkan, nasıl verecek geriye, ödünç aldığı küpesini ?…Ya sevgilisi Bitirim Kemal; nasıl (ç)alacak yüreğini, umutsuzca sevmişken ?... Eyüp; bugün Rum komşularını hala anımsayan, hala arayan, yolu düştüğünde gidip onları Yunanistan’da bulan sevecen insanların beldesi…Ve hiç kimseleri dışlamayan; Adana’dan sürgün gelmiş Çingene sülalesine de yüreğini açan…Onların sokak arasında yaptığı düğünlere katılan; düğünlerinde onlarla birlikte göbek atan insanların beldesi… Otuz Ramazan boyunca sokak aralarında bile oruç açılan; oruç açıldıktan sonra, sahura kadar eski Ramazan geleneklerini yaşatan…Ama oruçsuz olanlara da anlayışla yaklaşan, onları yargılamayan dinini hazmetmiş insanların yöresi…Camiye, kiliseye ya da sinagoga gidenlerin kardeşçe yaşadıkları, yalnızca İstanbul’un değil,Tanrı’nın çiçek bahçesidir Eyüp…Kavgasız, gürültüsüz yaşanan; barışın ve hoşgörünü hüküm sürdüğü, Osmanlı’nın Türkiye Cumhuriyeti’ne en güzel mirasıdır Eyüp… Selma ERDAL; İstanbul, 17 Nisan 2014

10 Nisan 2014 Perşembe

Beşiktaş; İstanbullu Bir Güzel…

Yıl 1972, mevsim İlkbahar ve İstanbul’da ilk evim; Beşiktaş Bostanüstü Sokak’ta Osmanlı’dan kalma üç katlı bir konak…Her katında ayrı bir kiracı; ilk katta yaşlıca bir Türk ailesi, ikinci katta o günlerin İDMMA öğrencisi makine mühendisi adayı eşimle, Bursa’lı bir yeni gelin ben ve üçüncü katta da orta yaşlı Ermeni bir çift…
Bir zamanlar Osmanlı Sarayı’na taze sebze yetiştirilen bostanlar sürdürmekte egemenliğini o yıllarda; çevre bağ, bahçe, bostan… Ve henüz geleneksel özelliklerini yitirmemiş bu mahalle, bostanların üzerindeki yamaçlarda konuşlandığından; geceleri pırıl, pırıl ışıklarıyla çapkınca göz kırpan Teşvikiye, Nişantaşı ve Topağacı semtlerine biraz yaban kalıyor, oralara ürkerek bakıyor…
Ünlü Beşiktaş Pazarı; o yıllarda Ihlamur Dere Caddesi’ne kurulmaktadır, her Cumartesi… Ve Ihlamur Dere Caddesi; adı üstünde bir dere yatağı, üzerine dökülmüş asfalt…Ne var ki yağdığında yağmur; sonrası felaket…Caddenin iki yanında yükselen apartmanların alt katları sele teslim…Küresel iklim değişikliği kaygısının yaşanmadığı o günler bardaktan boşanırcasına yağarken yağmur; ertesi gün, sokaklarda yürümek olanaksız, her yer çamur, balçık… Ve itfaiye araçları için değişmez görev; o evden, o eve gir-çık, evlere dolan sel sularını pompalamak için…

Sel, yağmur olmadığında caddenin en keyifli yanı; salına, salına yürürken vitrinlere baka, baka, bir de bakmışsınız ki denizin iyot kokusu sinmiş her yana, keyifli dalgalar ninni söylemekte Barbaros Hayrettin Paşa’nın görkemli anıtına…
İyot kokusuyla hızlanır adımlar, deniz çeker kıyısına herkesi…Ve o günlerde Beşiktaş İskelesi en sevilen buluşma noktası…İskelenin sol tarafında olta balıkçıları, deniz suyu dolu plastik kaplarda canlı, canlı oynaşan balıklar…Balık pazarındaki esnafın buzhane ürünlerine tenezzül edilmeden, kapışılır oltacıların balıkları, her akşam yese doymaz insan; torik, palamut, kalkan…
Şimdilerde kimler kaldı ki bu tatları anımsayan ?... İskelenin sağ tarafında da halka açık çay bahçeleri, simitçi tezgahları; her yer temiz, bakımlı, ne de olsa bu alan Beşiktaş Kaymakamlığı’nın önü…
İskeleden kalkan iç hatlar vapurları; dumanını sala, sala Sarıyer’e de gider, Eminönü’ne de…Canın neresini çekerse; ister Boğaz turu her iki yakaya da uğrasın tekneler, ister Eminönü, oradan da yürüyerek Kapalıçarşı…
O günlerde bile bir karmaşa, çözümsüz bilmece olan İstanbul trafiğine karşı en ussal seçenek deniz yolu, üstelik de en keyifli ulaşım biçimi, çayın yanına aldığın simidini bir de paylaşırsın ki martılarla, anlamadan ulaşırsın yolculuğunun sonuna…
Ortaköy dediğinse, o günlerde Beşiktaş’ın sıradan bir semti; Pazar günleri tertemiz giyimli, kiliseye giden Rumlar…Oysa bugün her yerde Cağ kebaplarıyla Erzurumlular…
Bugün Ortaköy; kebapçıların, vafılcıların, krepçilerin, kokoreççilerin sunduğu yiyeceklerle ve el emeği ürünlerle, incik-boncukçularla, dövmecilerle kaynaşmış sözde entel bir muhit…
Beşiktaş İskelesi; birkaç yıl öncesinde kabaran dalgalara kaptırmıştı geçmişten kalan o güzel yapısını, sonradan yapılan iskele bile pek yavan…Olta balıkçılarının yerindeyse yeller esse yine güzel olurdu da, şimdilerde Üsküdar-Beşiktaş arası çalışan irice teknelerin yanaştığı alan… Olta balıkçılarının ve de su dolu plastik kaplarda müşterilerini bekleyen canlı balıkların ardından; şimdilerde Balık Pazarı’nın buzhane çıkışlı balıklarıyla avunuyor halkımız…
Geçmişte Balık Pazarı’nın yanı başındaki kilisenin Rum bekçisi; her akşamüzeri, bir midye tava yapardı, yanında da taratoru…Yedikçe, yiyesin gelir…Oysa şimdi pazarın çevresi, yanı, yöresi balıkçı meyhaneleriyle dolu olsa da, hiçbirinde yok ki o midyelerin, taratorun lezzeti…
Beşiktaş Pazarı bile; artık eski yerinde değil… Yine geçmişte İETT’nin araba mezarlığı diye bilinen, Muradiye Yokuşu’nun başlangıcındaki yere konuşlandırıldı pazar seksenlerin sonuna doğru…Pazar değil, sanki bir mezar; kargaşa, gürültü, kalabalık… Nerede cadde boyunca kurulan pazardaki güzellik, ferahlık ?... Üstelik pazarda satılan mallar bile; geçmişi bilenlerin gözünde etmez bir metelik…Çünkü pazarın tezgahlarında Çin malları, Çin’in petrol yan ürünü sentetikleri…Oysa Beşiktaş Pazarı dedin mi; bulunurdu her tezgahta Nişantaşı, Osmanbey butiklerinin az defolu ürünleri…
 Bugünlerde Bostanüstü sokakta; sıra, sıra beton yığınları…Ihlamur Dere Caddesi yine her yağmurda; sellere teslim ve bir de balık pazarındaki publara, meyhanelere gelenlerin araçlarına…


Pek bir şeyler kalmasa da o güzel geçmiş zamanlardan; Beşiktaş, yine de en önemli ilçesidir İstanbul’un… Pek çok saraya, Deniz Müzesi’ne, Güzel Sanatlar Akademisi’ne kollarını açmış… Osmanlı’nın mirası Akaretler; günümüzde şık bir butik otel… Kuşkusuz dünde kalan BEŞİKTAŞ; özlenilen bir güzel… Yine de onca değişime, dönüşüme karşın BEŞİKTAŞ; her haliyle bir başka, her haliyle çok özel…Yitirmiş olsa da Osmanlı konaklarını, bahçelerini, bostanlarını, olta balıkçılarını; o yine de bulur yüreklerde kendine bir yer ve içtenlikle seslenir herkese; “gel, beni yaşamaya gel” diye…
Selma ERDAL; İstanbul, 11 Nisan 2014

7 Nisan 2014 Pazartesi

Bugün Bizans Düştü !...

*Bu yazı; 6 Nisan 1326 günü için yazılmıştır...
Ne İstanbul, ne İzmir, ne de Ankara… Bugün içten ve dıştan bunca yıldır yapılan saldırılara karşın bir TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ varsa; işte bu Devlet’in temelinin atıldığı yer BURSA… Ve o temel de günümüzden 688 yıl önce atıldı; Bizans tekfurunun hisarlarının burçlarına Türkün Sancağı dikildi…
Bugün günlerden 6 Nisan 2014… Günümüzden 688 yıl önce, Uludağ eteklerindeki BALABANBEY Kalesi’nden; Osman Gazi’nin oğlu Orhan’a, öldüğünde gömülmesini istediği Gümüşlü Kümbet’in parladığı Bizans tekfurunun hisarlarına, Osmanoğlu Orhan Beyin Alperenleri, Bacıbeyleri saldırdı, tekfurun bayrağını burçlardan kaldırdı, Türkün Sancağı’nı dalgalandırdı… Ve o günden sonra Bursa; Osmanlı Devleti’nin başkenti oldu, üç anakarada egemenliğini kuran Al-i Osmani burada doğdu…
Türkün belleğine kazınan bir gün olması gerekirken, pek de önemsenmeyen, yeni nesillere yeterince anlatılmayan önemli bir gündü bugün ve bugün; Mehter Takımı, Bursa Kılıç Kalkan Ekibi’nin Efeleri, Bursa dağ yöresinin Yörük geleneğini günümüze taşıyan halk oyunları ekibi, kentin genel ve yerel yöneticileri, TBMM’deki siyasetçileri, anadan doğma ve sonradan olma Bursalılar coşkuyla BURSA’NIN FETHİ’ni kutladılar. Kuşkusuz bugün 29 Ekim 1923’de dosta, düşmana duyurulan Cumhuriyetimizin Bayramı gibi; yalnızca yerel değil, ulusal ve uluslar arası alanda, Türkün egemenliğinin yayıldığı, yaşandığı bütün topraklarda kıvançla kutlanmalı, anılmalıdır…
Günümüzden yaklaşık 250 yıl öncesine ulaşan geçmişlerine, gerçekteyse bir ırkın (ki onlar Kızılderililer, Amerika’nın gerçek halkı) yok edilmesine yönelik eylemlerinden bir tarih yazmak, bu tarihle böbürlenmek ve giderek “Dünyamız üzerinde tek söz söyleyen, tek egemen olmak” isteyenlere karşın; kıvançla, şanla, şerefle, coşkuyla kutlanmalı bugün… Orta Asya’dan, Avrupa’nın ortasına değin ulaşan Türkün dili, geleneği, hoşgörüsü, tek bir sözle varlığı, varoluşu; dosta, düşmana her 6 Nisan’da yeniden anlatılmalı, anımsatılmalı… Kuşkusuz tarihimiz yalnızca Dünya’ya değil, öncelikle yetişen yeni kuşaklara, ulusumuzun geleceği olan çocuklarımıza, gençlerimize yeniden anlatılmalı; onlara tarih bilinci edindirilmelidir ki örselenen kimlik bilinçleri gelişsin, özgüvenli nesiller küreselleşen dünya düzeninde sapasağlam ayakta kalabilsin, Türkün varlığı sonsuzluğa taşınabilsin…
*Sonsöz olarak bir teşekkür, bir övgü… Kime mi ?... Elbetteki Bursa sevdalısı, Bursa gönüllüsü, yaşı altmışlara ulaşsa da Bursa için yaptığı çalışmalar için bitmez tükenmez enerjisiyle nice gençlerden daha genç Bursa kızı Sayın Ayşe YANDAYAN’a… İşte o Bursa kızıdır ki yıkılıp harabeye dönüşen, tam da izleri silinip, yok olurken BALABANBEY KALESİ için gecesini, gündüzüne katıp, çalmadık kapı bırakmayıp Kale’nin çöplükten bir anıta dönüştürülmesine öncülük eden kişidir… Ona bu öncülüğü, girişimi, çabaları için sonsuz teşekkürler; kentiyle, kentinin şanlı geçmişiyle kıvanç duyan bir Bursalı olarak benden sonsuz teşekkürler… Selma ERDAL

3 Nisan 2014 Perşembe

BUGÜN DİLİME DÜŞENLER

FATİH PORTAKAL HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ DİYE SORU-YANIT OYUNU OYNAYANLAR VAR... BANA SORSALAR DERİM Kİ; FATİH "PORTAKAL" DEĞİL... FATİH "PORT-JACKAL"...TÜRKÇESİ'YLE DE "PORTÇAKAL"...BİR BAŞKA DEYİŞLE TAŞINABİLİR ÇAKAL... ADI GEÇEN MURDOCH'UN KANALI FOX TELEVİYONUNDA ÇAKALLIK YAPIYOR; DEMOKRASİ HAVARİSİ, ULUSAL KAHRAMANLIK KAVRAMLARI SAKIN OLA Kİ GELMESİN USUNUZA...O KAHRAMANLIK; ELBETTEKİ DEĞİL BİZLERİN ADINA, AMERİKAN TİLKİSİNİN ADINA... KUŞKUSUZ BUGÜN;AMERİKAN TİLKİSİ'NİN KANALINDA ÇAKALLIK YAPMAK KOLAY... İPLERİ KUKLACISININ ELİNDE, SUFLE DE KULAĞINDA, PARASI DA CEBİNDE... KORKUSUZCA, MEYDAN OKUYOR; AMERİKA ADINA ÇEKİYOR FIRÇAYI DA, ÇEKİYOR AMERİKAN ÇIKARLARINA TERS GELEN GÜNDEMDE HER NE VARSA.. OLUR DA BİR GÜN AMERİKA İLE İŞLER YA DÖNERSE TERSİNE; HİÇ DÜŞÜNMEDEN...ZANNIMCA BULAMAZ BU CAKAYI DERİM BEN...BİRİLERİ SÖYLEYİVERSE ONA:))
HERKES AKP SEÇMENLERİ HAKKINDA PEK ÇOK YAZIYOR, ÇİZİYOR... ONLARIN TOPLUMSAL KATMANLAR BAĞLAMINDA, ÇOĞUNLUĞUNUN EN ALTTAKİLERDEN GELDİĞİNİ HİÇ DÜŞÜNMÜYOR, USUNA BİLE GETİRMİYOR KİMSECİKLER... ANAYASAMIZ'DA YURTTAŞLARIN EŞİTLİĞİNE İLİŞKİN HÜKÜMLER YER ALSA DA, KİMİLERİ BU EŞİTLİKTEN YOKSUN BIRAKILMIŞSA, BIRAKILMIŞLIĞININ AYIRDINDA BİLE DEĞİLSE... BİR BAŞKA DEYİŞLE; EĞİTİM HAKKINI KULLANMAMIŞSA, KULLANAMAMIŞSA, KULLANDIRILMAMIŞSA... ÇOK SÖZE GEREK YOK; NE EĞİTİM NE ÖĞRETİM...NE İŞ YAŞAMI, NE SENDİKA, NE GREV, NE 1 MAYIS İŞÇİ BAYRAMI... DERNEK SÖZÜNÜ DUYDUĞUNDA; USUNA İLK ÖNCE KOMŞUNUN YAPTIĞI DÜĞÜN-DERNEK GELİYORSA... ÜSTELİK O DÜĞÜN DE BİLE ŞÖYLE İKİ GÖBEK ATIP, EĞLENMEKTEN BİLE UTANIR, SIKILIR YETİŞTİRİLDİYSE... DERNEKLEŞME, ÖRGÜTLENME, STK NEDİR; HİÇ BİLGİSİ YOKSA... ÇEVRE GÖSTERİSİ, DÜNYA KADINLAR GÜNÜ, DÜNYA BARIŞ GÜNÜ DİYEREK; BAŞKALDIRAN BİR KİMLİKLE SOKAĞA HİÇ ÇIKMAMIŞSA... EVDE BİLE SÖZ HAKKI YOKSA... KURNAZLARIN OY DEPOSU İŞLEVİNİ GÖRDÜĞÜ ONBİR YIL BOYUNCA, ADAMDAN SAYILIP, NE OLDUM DELİSİ TAVIRLARIYLA ALANLARDA BOY GÖSTERİYORSA... BIRAKIN ŞUNLARI MAKARAYA SARMAYI... ÖYLE YA DA BÖYLE EN AZINDAN SİYASAL TOPLUMSALLAŞMAYI ÖĞRENİYORLAR DİYE BİRAZCIK DA PEMBE GÖZLÜKLERLE BAKIVERSENİZ YA:)) VE BU ARADA, BİR ANIMSATMA, OLMASIN SAKIN OLA Kİ YANILMA...BİZİM ÜLKEMİZDE SEÇİM SANDIKTA KAZANILMAZ; SANDIK SONRASI İTİRAZLARIYLA YENİDEN SAYILIRKEN KAZANILIR:))
YIL 1962...DÜNYA'DA TWİST SALGI...KÜÇÜK AMERİKA OLMA DÜŞLERİMİZ BİZİ BU SALGINDAN HİÇ GERİ BIRAKIR MI ?... O GÜNLERDE 8 YAŞIMDA OLSAM DA...ÖĞRENMİŞTİM TWIST DANSINI... NE GÜZEL GÜNLERDİ O GÜNLER; RESMİM BİLE VARDIR TWIST YAPARKEN:)) YA ŞİMDİ 8 YAŞINDAKİ KIZLAR; BAŞLARINDA TÜRBAN, ŞERİATA KURBAN BİRER KARANLIK YOLCUSU:((
BU ÜLKEDE KEMAL ATATÜRK SONRASINDA AZ YA DA ÇOK; DEĞİŞİK ORANLARDA, HER DÖNEMDE İKTİDARIN OLANAKLARINDAN YARARLANANLAR OLDU...AMA BU DÖNEMDE YAPILANLAR KADAR HİÇ BİRİ TOPLUMA BU DENLİ YANSIMADI, HER ŞEY ORTADA YAŞANMADI... TÜFEK İCAD OLDU, MERTLİK BOZULDU BENZERİ...İNTERNET ÇIKTI; NAMUSLU GEÇİNENLERİN FOYASI DA, BOYASI DA ORTAYA DÖKÜLDÜ... GÖZÜNÜ SEVDİĞİM BILL GATES'IN TOPLU TAŞIMA ÖRNEĞİ, TOPLU İLETİŞİM OYNUCAĞI; İNSANLIK TARİHİNDE YAŞANAN TÜM DEVRİMLERİN İŞTE EN GÜZEL ÇAĞI: İLETİŞİM ÇAĞI:))
YETTİ ARTIK SİYASET; SIRADA KOCALAR VAR: YOBAZ KOCA; GÜNAH, HARAM DER, ALIŞVERİŞE GEÇİT VERMEZ... KOMÜNİST KOCA; TÜKETİME DUR DER, PAYLAŞ ÖTEKİLERLE... SARHOŞ KOCA; ÖNCELERİ SAVURGANLIĞA GÖZ YUMAR, SONRA KADININ GÖZÜNÜ OYAR, ALKOLE PARA KALMIYOR DİYE... SORUMSUZ KOCA; PARALAR BOLKEN, SAVRULURKEN, SEBEPLENİR, SES ÇIKARMAZ, PARALAR SUYUNU ÇEKİNCE KADINA TAKAZA YAPAR... ALIŞ-VERİŞKOLİK KIZLAR İÇİN; BİR YAŞAM REHBERİ... SEÇ, BEĞEN, AL; KOCA ÇEŞİTLERİ...
VE "SOKAKLARDAN BİR KADIN" DİYOR Kİ... FİKRİM YOK...ÇÜNKÜ DÜŞÜNMESİNİ BİLMEM... ÇÜNKÜ "NEDEN-SONUÇ" İLİŞKİSİ KURAMAM... ÇÜNKÜ BANA ÖĞRETİLMEDİ; "DÜŞÜNÜYORUM, ÖYLEYSE VARIM" İLKESİ... ÇÜNKÜ BÜYÜTÜLDÜM; "SU KÜÇÜĞÜN, SÖZ BÜYÜĞÜN" DİYE ÖĞÜTLENEREK... BENDE DE YOKTU Kİ KARŞI ÇIKACAK YÜREK; ARTIK YETİŞKİNİM, HAKKIMDIR SÖZ SÖYLEMEK... OYSA İSTESEM DE SÖZ SÖYLEMEK OLACAK GİBİ DEĞİL... HEP BİRİLERİNİN KARŞISINDA EĞİL...EĞİL... NEYLERSİN Kİ BÜKÜK KALDI BOYNUM; BÜYÜKLERİMİZ BİLİR... EZİK KALDI BENLİĞİM; FİKRİM YOK, HEM DE KİMLİĞİM, KİŞİLİĞİM... ANA-BABA YÖNLENDİRMESİ YERİNE BÜYÜDÜĞÜMDE DE TESLİM EDİLDİ VARLIĞIM BİR ERKEĞE... BU YAŞAM GEÇMİŞİMİ BİLE, BİLE; ALAY EDİYORLAR BENİMLE, "KOCASININ AKLIYLA DÜŞÜNEN KADIN" DİYE... Selma ERDAL

2 Nisan 2014 Çarşamba

BUGÜNLERDE KEDİLERLE BULUYORUZ KAFAYI

Seçimler yaşandı; artık halk geçim derdinde, gelecek derdinde...Elbetteki bir kaç sözümüz olacak; CEMAAT'den medet uman gerzeklere de... NET SEÇİM SONUÇLARI: MİLLİYETÇİ MHP İLE ULUSALCI CHP BİRBİRİNİ ALDATMIŞTIR... CEMAAT İKİSİNE DE KAZIK ATMIŞTIR... PARSAYI YİNE AKP KAPMIŞTIR... BALKON KONUŞMASI TAMAM... YAHUDİLER'E SÖVGÜLERE DEVAM... YAKINDA KARA YA DA KAHVERENGİ GÖMLEKLİLER MUADİLİ ÇETELER DE SALINIR SOKAĞA... SIRAYLA GİRERİZ TOPRAĞA... İLERİ DEMOKRASİDE; İYİ İLERLEMELER... YAPMANIZ GEREKEN; TEZ GÜNDE CEMAAT'LE FİNGİRDEŞENLER, CHP'DEN DEF OLA... CEMAAT KULLARINA KATILA... PARTİ; PARTİNİN GERÇEK SAHİPLERİNCE FETHOLA... TÜRKÇE'SİYLE; ATATÜKÇÜLER'CE... HAYDE:))
AK-KOYUNLAR DA BİR BAŞKA DÜNYA...YİYECEK EKMEĞİ ZOR BULANLAR; ALIKŞLIYORLAR HIRSIZLARINI...DİLLERİNDE SAKIZ OLMUŞ; "YOLSUZLUK YOK" SÖZLERİ...AÇILMIYOR NEDENSE BİR TÜRLÜ GÖZLERİ...DUMURA UĞRAMIŞ BEYİNLERİ... HER BİRİ "DOKTOR SERBEST BIRAKTI" TADINDA; BİLMEM Kİ ONLARA NE DEMELİ ?...YOK, YOK; BİR ŞEY DEMEMELİ...CANLARI YANINCA NASIL OLSA AÇILIR GÖZLERİ DİYE BEKLEMELİ...VE DE YÜREKLERİNE SU SERPMELİ; YOK, YOK, YOLSUZLUK YOK... ELBETTEKİ YOLSUZLUK YOK; DUBLE YOL VAR, METROBÜS YOLU VAR, MARMARAY YOLU VAR.. DENİZ YOLU VAR...HAVA YOLU VAR...AMA CEPTE BİNMEK İÇİN PARASI VAR MI DİYE BAKSAN CEBİNE...İŞTE BU ANDAVALLAR VAR OLDUKÇA...ONLARI CAHİL BIRAKAN ANA-BABALARININ, BIRAKTIRAN SOFTALARIN, YOBAZLARIN, DİNLERİNİN, İMANLARININ...NE DENSE BUNLARA; HER ŞEY BOŞUNA...NATO KAFA, NATO MERMER...BUNLARIN OYLARIYLA; TÜRKİYE KARANLIĞA GİDER...BİR DE NE ÇOK KIZMIŞTI HALK DALKAVUKLARI AYSUN KAYACIYA...İŞTE ÇOBANLARIN OYLARIYLA, GİDİYORUZ KARANLIĞA...
TANDOĞAN, GÜNDOĞAN CUHURİYET MİTİNGLERİNDEKİ TRAFO DİREKLERİNE GİREN KEDİLERDİR; KOSKOCA MÜSLÜMAN ADAM YALAN MI SÖYLEYECEK ?... YOKSA BUNLAR GİZLİ ŞATANİST Mİ BÖYLE KEDİLERİ TRAFOLARA SALIP, KESMEK YERİNE YAKMA YÖNTEMİYLE ÖLDÜRÜP, KUTSAL AYİN FALAN MI YAPIYORLAR ?... TERMİK LOBİSİ...TIRMIK LOBİSİ...TOMA LOBİSİ...KOMA LOBİSİ... SON KERTEDE ELBETTEKİ NÜKLEER LOBİSİ..Mİ SANDINIZ ?... İŞTE BURADA ÇOK YANILDINIZ !... NÜKLEER KARŞITIYIZ DÜNDEN, YARINA... RADYASYON YAĞMURLARI YAĞDIRMAYACAĞIZ; ÜLKEMİZİN TOPRAĞINA... SEÇİMLER GEÇTİ YA; BAŞLADILAR YİNE ELEKTRİK YETMİYOR, GEÇELİM NÜKLEER FASLINA... YAĞMA YOK; ÜLKEMİZİN NE DOĞASINI, NE DE DOĞANINI YEDİRMEYECEĞİZ VAHŞİ KAPİTALİZMİN NÜKLEER CANAVARINA... ELLERİNİZİ OVUŞTURUP DA, HEVESLENMEYİN BOŞU, BOŞUNA !... OYLARIMIZI ÇALABİLİRSİNİZ AMA; DOĞAMIZI, DOĞANIMIZI ASLA !... KEDİ DEDİĞİN 7 CANLI...DAHA 6 SEÇİMLİK İŞLERİ VAR... TRAFO KEDİLERİ ÖLMEZ; AK (BABALAR-KOYUNLAR-KEDİLER) SEÇİM KAYBETMEZ
SANKİ LADES TUTUŞACAK TAVUK KALDI DA... ANTİBİYOTİKLİLERİ ANCAK SENİN YANDAŞLARIN YER; ONLAR İSTESELER DE LADES TUTUŞAMAZLAR... NELERİ VAR Kİ KAYBEDİNCE ORTAYA KOYACAK ?... TÜM VARLIKLARI SİZE İPOTEKLİ... BİZLER Mİ ?...BULURSAK ORGANİK TAVUK, HANİ ŞU ATATÜRK'ÜN MEMLEKETİNİN EFENDİSİ KÖYLÜSÜNÜN BAHÇESİNDE YETİŞTİRDİĞİ...BAK İŞTE ONDAN YERİZ; EŞLERİMİZLE LADES TUTUŞUR MUYUZ, TUTUŞMAZ MIYIZ ONU DA ANCAK BİZ BİLİRİZ... SİZLERİN KOYUNLARI DEĞİLİZ; DÜRTÜKLEME BOŞUNA...
BİR DE DİYORLAR Kİ AKP HÜKÜMET OLDUĞUNDAN BERİ; ÜLKEDE İŞSİZLİK ARTMIŞ... SİZİ GİDİ MÜNAFIKLAR, HASETLER, KISKANÇLAR... İNSANLARDAN GEÇTİM, KEDİLERİN BİLE İŞİ VAR BU MEMLEKETTE... KADROLU TRAFOCU; TAŞERON ÇALIŞMIYORLAR... HANGİNİZİN İŞİ SAĞLAM; GÜNDOĞDU, TANDOĞAN CUMHURİYET BULUŞMALARINDAN GÜNÜMÜZE...O GÜNLERDE DE SIK, SIK ELEKTRİKLER KESİLİRDİ; BAŞKA KENTLERDEN İZLEYEMEZDİK CUMHURİYET BULUŞMALARINI...MEĞER GİZLİ GÖREVLİLER İŞ BAŞINDAYMIŞ DA... ANCAK İFŞAA OLDULAR...HEP BU TAPELER SONRASINDA DÖKÜLDÜ ORTAYA GİZLİ, SAKLI SIRLAR... AMA OLSUN; ŞEFFAFLIK DA BUNU GEREKTİRİR...
EN SONUNDA AÇIKLADI İLERİ DEMOKRASİMİZİN ENERJİ BAKANI; ELEKTRİK KESİNTİLERİNİN NEDENİNİ...BU İŞ; KEDİLERİN GÖREVİ... İŞSİZLER HİÇ BOŞ YERE UMUTLANMAYIN...KADROLAR DOLDU, ATAMA BEKLEYEN ÖĞRETMENLERDEN ÖNCE KEDİLER İŞ BULDU... TAM GÜN, KADROLU; SEÇİMDEN, SEÇİME...VE ELBETTEKİ NÜKLEER LOBİSİNDEN TALEP GELDİKÇE...KEDİLER İŞBAŞINDA... BİR KEDİ KADAR OLAMADINIZ YA; YAZIKLAR OLSUN SİZLERE DE LUMPEN PROLETERYA:)) *VE MARDİN'İN KADROLU EŞEKLERİ OLDUĞUNA İNANIYORSUNUZ DA; KEDİLERİN İŞBAŞI YAPTIĞINA NİYE İNANMIYORSUNUZ DİYE SESLENİYOR ÖTEDEN NASREDDİN HOCA:))
KÖPEKLER AYAKLANMIŞ; ACAYİP KIZGINLAR...BİR KEDİ KADAR OLAMADIK; HANİ BİZE İŞ DİYEREK GEZİ PARKINDA TOPLANMIŞLAR... DİYORLAR Kİ; BİZLER DE MİLLİ İRADENİN YANINDAYIZ... 24 SAAT YAYINDAYIZ, HAVLARIZ... BEYOĞLU'NDA ARABALARIN CAMLARINI KIRARIZ... BİR BAŞKA GECE DE ARABALARI YAKARIZ... GEREKİRSE TWITTER'DAN MİLLETİN SOYUNA, SOPUNA SELAM GÖNDERİRİZ... SEDA'NIN ETEK ALTINDAN TWITTER YALAKALA KOROSUNDA DÜŞEY GEÇİŞ KADROYA ALINAN NİHAT'DAN VAR MI BİR EKSİĞİMİZ ?...
Siyasette akıl, mantık, tutarlılık olsaydı; günümüzün egemenlerine gelinceye kadar bu ülke daha neler gördü, neler yaşadı...Toplumsal yapımız vasatın egemenliğinde diye üzülürken, toplumsal kirlenme had safhada...Daha önceleri ne toplum mühendisleri çıktı kamusal alana...Bu halk ve artık belki de ümmet; bilimsel bilgiden yana ne zaman oldu ki ?...Ne zaman; ussal kavramlara, değerlere beynini açtı ki ?...Kolaycı, fırsatçı, uyuşuk tembel...Bilin ki ATATÜRK ironi yapmıştır TÜRK MİLLETİ ÇALIŞKANDIR...TÜRK MİLLETİ ZEKİDİR derken...Selma ERDAL

31 Mart 2014 Pazartesi

30 MART 2014 SEÇİMLERİNİN ARDINDAN

EN NİHAYETİNDE BİR SEÇİMİ DAHA EDA EYLEDİK...AYDINLIK ÜLKEMİZİ KARANLIKLARA FEDA EYLEDİK...DEMOKRASİ DÜŞLERİMİZE VEDA EYLEDİK VE DE ALDIK SÖZÜ DİLİMİZE; 30 MART 2014 YEREL SEÇİMLERİ NEDENİYLE NELER, NELER SÖYLEDİK ?...
SURİYELİLER'E OY KULLANDIRILMIŞ YA... SPORDA KİMYASAL DOPİNG YAPARSAN; DİSKALİFİYE OLURSUN... SEÇİMDE SİYASAL DOPİNG YAPARSAN NE OLURSUN ?... YASALAR; İŞLESİN, İŞLETİLSİN DERİM BEN KENDİ ADIMA...
CEMAAT'E BULAŞTI DİYE DİYORLAR Kİ CHP İÇİN; CENAB-I HAK PARTİSİ... CENAB-I HAK PARTİSİ Mİ; CENAB-ET PARTİSİ Mİ ONU DA GÖRECEĞİZ; SONUÇLAR AÇIKLANINCA... İÇİM KARARDI, İÇİM...BU NE KALLEŞ SEÇİM:((
CEMAAT'DEN OY BEKLEYENLER; ANASINDAN A. BEKLESİN... KANMAYIN, İNANMAYIN BUNLAR CHP'YE DE, MHP'YE DE TUZAK KURAR DİYE YAZDIM FACE'DE...NE OLDU ?...İŞTE SONUÇ ORTADA:(( PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ...PARAYI VEREN OYU ÇALAR... CEMAAT'E BEL BAĞLAYANLAR DA AVAL, AVAL BAKAR...
AYRICA NE DEDİLER SEÇİMLERDEN ÖNCE ?...BİZ GİDERSEK MAAŞ ALAMAZSINIZ...KİM ALAMAZ ?...ONLARIN SADAKALARIYLA GEÇİNEN LUMPEN PROLETERYA... BU DURUMDA ÜLKENİN İŞSİZ, AŞSIZ, AŞKSIZ KESİMİ BU KADAR BOL OLUNCA...SONUÇ; BUDUR... BUNDAN SONRA; BANA NE GÜZEL YARINLARDAN, DEMOKRASİDEN, AYDINLIKTAN...BUNDAN SONRA AŞK ROMANLARI YAZACAĞIM; SEKSOPOLİS'E LAYIK OLANINDAN...
30 MART'A KADARMIŞ CEMAAT'İN CAKASI... İŞTE BİR BAŞKA; 31 MART VAK'ASI... PEK AFİLİ OLUR; USTA'NIN FİYAKASI... BİR BAKMIŞSIN Kİ YİNE SARMAŞIKLAR GİBİ DOLANIRLAR BİRBİRLERİNE... AVUÇLARINI YALAMAK DA DÜŞER CHP, İLE MHP'YE...
YILLAR ÖNCESİ YAZMIŞTIM BİR SEÇİM SONRASINDA; TAYYİP TEŞEKKÜR ETMELİ DİYE... NE YAZIK Kİ BİR KEZ DAHA AYNI YAZIMI PAYLAŞACAĞIM BUGÜN YİNE... KESİNLİKLE TAYYİP TEŞEKKÜR ETMELi CHP'YE VE MHP'YE...VE İLLE DE TEŞEKKÜR ETMELİ; CEMAAT'E...NE GÜZEL KANDIRDI ÜLKÜCÜ+MİLLİYETÇİ GEÇİNENLERİ VE DE DÜŞÜRDÜ TONGAYA...PARSAYI TOPLAMAK DA KALDI USTA'YA...EVET TAYYİP TEŞEKKÜR ETMELİ BİR KEZ DAHA... http://guvercinevi.net/siyaset/2231-sandalye-kapmaca
DİYORLAR Kİ DEVLET VE KEMAL İSTİFA ETMİŞLER... EĞER ÖYLEYSE; PARTİLİLER HEP BİRLİKTE DOĞRUUUUU AKP'YE... DAHA ÖNCE DE DESTEK VERMEDİLER Mİ KAÇ KERE?... ARTIK DOLAYLI DEĞİL, DOĞRUDAN BAĞLASINLAR; YAKIŞIR... ÜLKEMİZDE SİYASET; SİYASET BİLİM KİTAPLARINDA YAZDIĞI GİBİ "YÜCE BİR AMAÇ İÇİN" YAPILMAZ...SİYASETİN OLUMLU DIŞSALLIĞINDAN YARARLANMAK İÇİN, SİYASAL RANT İÇİN YAPILIR...VE BU RANTTAN ELBETTEKİ SIRADAN YURTTAŞ DEĞİL; SİYASAL KİMLİKLERİ SONUCU YERELDE YA DA GENELDE EGEMEN OLANLAR BESLENİR...
NE OLDU ?...HEPAR DA ATAMADI DEPAR... OYLARI ÇALDIĞINLA KALDI DESEM ACABA KAÇ KİŞİ OY VERMİŞTİR HEPAR'A?... http://selmaerdalyazilari.blogspot.com.tr/2014/02/siyaset-yapmak-profesyonel-anlamda.html
CEMAAT'LE GERDEĞE GİRENLER; NİKAHLANMADAN DUL KALIR... İMAM NİKAHIYLA OLMAZ; RESMİ NİKAH ŞART... İŞTE HALKA KULAK VERMEZSENİZ; BUNDAN BÖYLE GÖRÜP, GÖRECEĞİNİZ KIRMIZI KART !...VE SAKIN UNUTMAYIN BİR DAHA, OLSUN KULAĞINIZA KÜPE; VE CEMAAT KİMİ NİKAHINA ALACAĞINI İYİ BİLİR ?...
ATATÜRK'ÜN UMUDU, ÜLKÜSÜ; ÇAĞDAŞ BİR TÜRKİYE YARATMAKTI... NE YAZIK Kİ ONUN ARDINDAN GELENLER YOLDAN ÇIKMAKTA ÇOK GECİKMEDİLER... VE SONRALARI ORTADOĞULU KİMLİĞİNİ BOŞUNA MI BİÇTİ BU ÜLKEYE AMERİKA?... İŞTE SONUÇ ORTADA... AYDINLIK GÜNLER İÇİN DÜŞLER KURANLAR; BİLİNİZ Kİ AZINLIKTAYIZ, AZINLIKTA... AYRICA KONUYU AZİZ NESİN'İN APTALLIK ORANINA BAĞLAMAYINIZ BOŞU, BOŞUNA; VASATIN EGEMENLİĞİNDEKİ BU ÜLKEYİ KURNAZLAR TESLİM ALMIŞSA... NE DİYEBİLİRİM Kİ "BOŞVER BE KADIN" SÖZLERİNDEN BAŞKA ?... http://selmaerdalyazilari.blogspot.com.tr/2014/02/bosver-be-kadn.html
AKP DIŞINDA BÜTÜN PARTİLERE VİAGRA... GELİYORUZ, GELİYORUZ DİYE BAĞIRIYORLAR, BAĞIRIYORLAR DA NEDENSE TIK YOK... ARŞİMET KALDIRACIYLA DÜNYA'YI OYNATABİLİRDİ AMA... CEMAAT'İN KALDIRACI, CHP VE MHP'Yİ KALDIRAMADI... CHP, MHP İLE BİRLİKTE; CEMAAT'E DE VİAGRA... YOKSA O DA KESTİRİP; GİRDİ Mİ AKP'NİN KOYNUNA ?...
BAYKAL İLE ŞAHDI...KILIÇDAROĞLU İLE ŞAHBAZ OLDU CHP... CEMAAT'İN İPİ KESİLDİ; KUYUNUN DİBİNDE KALDILAR SAYESİNDE... HERKESİN PARTİSİYİM DEDİ, ÖZELLİKLE EŞCİNSELLERE GÖNÜL VERDİ.. AMA SANIRIM NE HERKES, NE DE EŞCİNSELLER VERMEDİ CHP'YE... KİME VERDİKLERİYSE HALA BİR MUAMMA...
ADI ÜZERİNDE; PARALEL DEVLET... KİME PARALEL?... DEVLET'E... BAHÇELİ OLANA DEĞİL ELBETTE... DEVLET'İN TÜZEL KİŞİLİĞİNE KİMLİK VEREN HÜKÜMET'E... SONUÇ DA PARALEL ÇIKARLAR DOĞRULTUSUNDA OLACAK VE ELBETTEKİ MUHALEFETTEKİLER HAVA ALACAK... TONGAYA DÜŞEN... AVA GİDERKEN, AVLANAN MUHALEFETE DUYURULUR...
O, ONU DESTEKLESEYDİ...BU, ŞURADA ŞUNA YARDIM ETSEYDİ...BIRAKIN BU ARİSTO MANTIĞINI, HALAMIN BIYIKLARI OLSAYDI, AMCAM OLURDU SÖYLEMLERİNİ... BAŞARIYA GİDEN HER YOL MÜBAHTIR DİYE SESLENİYOR TAAA 15. YÜZYILDAN MACHIAVELLI... AKP DE MADDİ VE DE MANEVİ HER YOLU DENEDİ... BU SEÇİMİN SONUCU EN BAŞINDAN BELLİYDİ... BUNDAN BÖYLE YAPILACAK İŞ; CHP'NİN DE, MHP'NİN DE KAPISINA DEĞİL AMA GÜNÜMÜZDEKİ KİMLİKLERİNE BİR KİLİT... ÖZELLİKLE SEN CHP; YANLIŞ ELLERDE BÖYLE ASLINI UNUT...SONRA OY BEKLE HALKTAN... HALKI KAPMIŞ AKP'E... VE SEN CHP; HALA GÖREMİYORSUN BUNU HER NEDENSE...
VE BU ARADA USTA; TWITTER'DAN ARTIK KORKMA...SEÇMENİN ALDIRMIYOR NASIL OLSA... GERÇİ TWITTER'IN VARLIĞINDAN HABERDAR OLDUKLARINA İLİŞKİN KUŞKUM DA VAR YA; NEYSE... SEN ZAFERİNİ KUTLARKEN BİZE DE YAP BİR KIYAK... BİR ZAHMET TWITTER'IN FİŞİNİ TAK... BUNDAN BÖYLE DE; REİKİ'YE, YOGA'YA, TAROT'A, FALCI'YA...SON KERTEDE DE BİR TARİKATA KAPILANMAK LAZIM... BU ÜLKEYE DEMOKRASİ ÇOK BÜYÜK, ÇOK:(( Selma ERDAL