4 Eylül 2014 Perşembe

KOLAJ: GÜNDEMDEKİLER

































2 Eylül 2014 Salı

Barış İçindeki Halk




Balık hafızalı olmak; bir insanın, insanlığa yönelik en büyük ihanetlerinden birisidir kanımca… Dünü unutmak, umursamamak insan tanımına uyan kadın ya da adama yakışır tutum ve davranış biçimi değildir, olmamalıdır da…
Böyle düşündüğümden sıkça döner bakarım düne, dünde yaşananlara ve dünde yaşananları yazdığım yazılara… Ki dünden bugüne ne değişti, ne düzeldi ya da daha da kötüye gitti; kayıtlara düştüğüm olaylar bağlamında ?...

Bitmez tükenmez Ortadoğu kavgaları, savaşları, kanayan yaraları beni yeniden taşıdı düne ve dünde yazdıklarıma; buluşturdu beni düşüncelerim 18 Ocak 1992’de yazdığım bir yazımla…Üstelik bu yazım yayınlanmıştı da Cumhuriyet Gazetesi’nin sayfalarında…Hoşgörüsüne sığınarak okurlarımın, paylaşıyorum; dünü, günümüze taşımak amacıyla…


BARIŞ İÇİNDE HALK
6 Ocak 1992 Pazartesi akşamı Türkiye saatiyle 10.00-11.00 arası Süper Channel’da  “ People in Trouble” adlı bir programı izledim ve oldukça etkilendim. Beyrut’un, İstanbul benzeri güzellikteki uçaktan çekilmiş görüntüleriyle başlayan programda, Beyrut sokaklarındaki 5-12 yaş arasındaki Filistinli çocukların gerçeği aratmayacak benzerlikteki savaş oyunlarıyla ilgili görüntüler ekrana geldi. Ardından bir doktorun yorumları  eşliğinde 8 kardeşi olan 12 yaşındaki bir erkek çocuk ve annesiyle yapılan konuşmalara yer verildi. Özetle program; Filistin halkının yaşam koşullarına ilişkin bir belgeseldi ve doktorun yorumuna göre bu çocuklar yarı-çılgındı, en iyi tanıdıkları duyguysa sevgi değil, düşmanlıktı.
Gerçekten de görüntülerde yer alan, en az 3 kez bombalanmış bir evde yaşayan bu çocuklar bir  yana, büyüklerin bile çılgın olmasından daha doğal ne olabilirdi ki ?...


İlköğretim çağındaki bu çocuklar okullarda almaları gereken eğitim yerine, sokaklarda bir çeşit savaşçı eğitimi görüyorlardı. Anne; çocuklarının bu oyunlarını son derece doğal karşılıyordu. (Oysa ülkemizdeki ebeveynler çocuklarına savaş oyuncakları yerine, beyinlerini geliştirecek oyuncaklar alma alışkanlığı ediniyordu.) Çünkü bu savaş 15 yıldır sürüyordu. Bu çocukların en büyüğü 12 yaşındaydı ve onlar barışın değil, savaşın çocuklarıydı. Elbetteki bu anne; çocuklarının barışı tanımalarını ve normal çocuklar gibi okula gitmelerini istiyor ve bunun için yalnızca Tanrı’ya yakarıyordu.
Bir başka yaşlı kadınsa; fiyatların sürekli yükselmesinden yakınıyor ve dışarıdan gelen yardımların nereye gittiğini öğrenmek istiyordu. Özetle halk savaşın içinde yaşıyor ve acılarını anlatıyordu. Bu ülkede ne ekonomik büyüme, ne çevre sorunları, ne insan ve doğa kaynaklarının en doğru biçimde kullanılması üzerine tartışmalar yoktu. Halkın beklentisi yalnızca barıştı ve halk Tanrı’dan barış içinde yaşamayı diliyordu, ama sanırım Tanrı onlara yalnızca savaş veriyordu.
Gerçekten de “bela”nın ne olduğunu tanımak için, onu denemeniz gerekmiyor. Dünya uluslarının deneyimlerini ( Filistin, Arnavutluk, Yugoslavya örnekleri henüz güncelliklerini korumaktadır.) televizyon ekranında izlemek bile; bu kavgalardan geri dönüş için yeterli uyarı sayılmalıdır.
Bizler “Yurtta Barış, Dünyada Barış” diyen Atatürk’ün çocuklarıyız. Atamız’ın bize öğrettiği bu dünya görüşünü eyleme dönüştürerek; Anadolumuz’da yaratılmak istenen kavga ortamını elbirliğiyle engelleyebileceğimize güvenimi yitirmedim ve yitirmek istemiyorum. 18 Ocak 1992


Dünden günümüze döndüğümüzde, bir başka deyişle 22 yıl sonrasında gündemde ne var yaşadığımız coğrafyada ?...

Beyrut’daki savaş; sonlanacağına virus gibi yayıldı tüm Ortadoğu’ya… Kuşkusuz o günlerde savaş oyunu oynayan çocuklar; ya bu günleri göremediler, sonu gelmez bombardımanlar sonucunda ya da ellerinde gerçek silahlarla onlar da kan dökenler, can alanlar arasına katıldılar, barış kavramından çok uzaktalar…

O günlerde, belirli saatlerde uydulardan izlediğimiz yabancı televizyon yayınları, 22 yıl sonrasında; her an gözlerimizin önünde, evlerimizdeki televizyon ekranlarında, savaşı naklen izliyoruz arkası yarın pembe diziler gibi, ama bu diziler oldukça kanlı, acımasızca vahşet içerikli…


Ve çocuklar, kadınlar dün olduğu gibi, 22 yıl sonrasında da usanmadan Tanrı’ya dua ediyorlar barış için…Ama Emperyalizmin Petrole Doymayan Savaş Tanrıları; Göklerdeki Babamız’a ulaştırmıyorlar ve sansürlüyorlar onların dualarını BM kararlarıyla… O topraklarda savaş; tek yaşam biçimi…

Bense Anadolumuz’da yaratılmak istenen kavga ortamına ilişkin kaygılarımı, çoktan unuttum;  bu yangının ülkemize sıçrayacağına ilişkin kaygılar taşımaktayım bugün… Ve bu yangına suyla değil de, benzinle giden kardeş saydıklarımız, kalleşlik peşinde;  ülkenin birliğini, dirliğini bozma yolunda doludizgin koşmaktalar…
Dün  Bela İçindeki Halk diye kaygılandığımız Filistin halkına  benzememize; ülkemizde yaşanan olumsuz dışsallıklar, saçılan kötülük tohumları, atılan düşmanlık adımları bağlamında, şunun şurasında ne kaldı ?…
Çocuklarının karınlarını doyurmaktan aciz bir duruma dönüşürken bu halk; bir de onların yaşamlarını koruyamaz duruma gelirse, vay halimize !...



Ve son olarak  dünden bugüne değişen en önemli olguysa; artık kimsecikler Atatürk’ün çocukları olma savında değil…Üstelik de çocuklarına zeka geliştiren oyuncaklar almak yerine; çocuklarını uyuşturan ne varsa, onlarla etkileşim içinde olmalarına göz yumuyor ebeveynler kolaycı, fırsatçı  bir yaklaşım içinde… Eyvah ki eyvah; yaşanan bu olumsuz değişimler sürecinde ve sonucunda “Bela İçindeki Halk” kavramı da iyice yapışacak gibi toplumsal kimliğimize…

Selma ERDAL; İstanbul, 3 Eylül 2014


GÜNDEMİN İÇİNDEN, USSALLIĞIN DIŞINDAN




BİR EKMEL:



EKMELEDDİN; CHP'Yİ İYİ TEKMELEDDİN...
İŞ BİTTİ; YAPI PAYDOS...
FETOŞ KARDEŞLİĞİNDEN CHP'YE BU KADAR OLUR DOST...






AŞILA(MA) DİYOR... NEYLERSİN TUTMAYINCA ONLARA YAPILAN CUMHURİYET AŞISI:((



KADININ FENDİ, ERKEĞİ YENDİ...
YENİ OSMANLI'DA KADINLAR SALTANATI...
EN SON NİSA OF THE SADRAZAM KADINI BUYURMUŞ BU LAFLARI...
BİZ DE DUYURALIM KENDİ SÖZLERİMİZİ:
RTE doğurun dedikçe, çok ürediler ya...Baktılar kasadan dağıtılan sadakalar yetmeyecek yeni gelenlere; demek ki yeni Hükümet'de kadro açmışlar ve de iş bulmuşlar, dolayısıyla da görev tevdi etmişler Azrail efendiye, nüfus planlaması yapsın diye ve bu nedenle "aşı/aşılama" alınmış mekruh kategorisine...Aslında Darwin'i inkardalar ama kanmayın; bunlar en has Darwinist...İşte karşınızda doğal selection; güçlü olan yaşasın




ÇEKTİRENLER:


YARGI'DAKİ (İDARİ VE DE ADLİ; HER İKİSİNDEN DE) FETOŞÇULAR'DAN ÇOK ÇEKTİM AMA...
ALLAHI VAR Kİ ONLAR DA CUM-BAŞKAN'A ÇEKTİRMEKTELER...NE DİYEYİM ?...GÜN OLA DEVRAN DÖNE; GELECEKTE KİMİN, KİME ÇEKTİRECEĞİ BELLİ OLMAZ...NE ÇEKTİRECEĞİ DE BELLİ OLMAZ...AKLINIZA ÇEKMEK FİİLİYLE GELEN NE VARSA HEPSİ BAĞLAMINDA:))




BİR FIKRA, KAHKAHALAR ATMAK BEDAVA:)))



AĞAÇ KALDI MI Kİ ORTADOĞU'DA YA DA SİZLERİN ADIM ATTIĞI YERLERDE AK- VANDALLAR Kİ YAPRAĞI KIPIRDASIN ?...







BİR ŞANTAJ:

VAYYY...ŞANTAJ HA...BİZİMKİNE HA ?...AL SANA, AL SANA...ONE MINUTE Mİ ?...YOK CANIM; KAZDAĞLARI'NI KAZMAK İÇİN İZİN...
AZ BEKLEYİN; BAKALIM NE ÖDÜNLER VERİLECEK MERKEL MENOPUZUNA ?...





YİNE CHP; YENİ CHP:


BUNLAR YENİ CHP'LİLER...
İŞİN GERÇEĞİ "YENİ" DEĞİL; "YARIM" NİTELİKLİ CHP'LİLER...
ÇÜNKÜ TAMAMLANABİLMEK İÇİN; CEMAAT, EŞCİNSEL TAİFESİ VE PKK EŞKİYASI DESTEKLİ BİR KADROYA GEREKSİNİM DUYMAKTALAR...
BUNDAN BÖYLE; ALTI OKLU CHP'Lİ OLMAKLA, BÖYLESİNE B.KLU BİR CHP'YE KARIŞMAK, ONLARLA BARIŞMAK KONUSUNU İYİCE DÜŞÜNMELİ YURTSEVER ATATÜRKÇÜLER !...








AYRIK OTLARI:



DEĞERLİ ÇİZER-DÜŞÜNÜRÜMÜZ ÇİZMİŞ...BİZLERE DE AYMAZLARI AYDIRMAK İÇİN, PAYLAŞMA GÖREVİ DÜŞER...
KISSADAN HİSSE ÖRNEĞİ; ÇİZGİDEN HİSSE...
İKİ ÇİFT SÖZ SÖYLEMEK DE DÜŞERSE BİZE; 
EVET; AYRIK OTLARI...AMERİKA'DAN BELİRLENMİŞ KODLARI...





ŞENLİKLİ EMİNE BAKIN NELER YUMURTLAMIŞ YİNE ?...


ŞENLİKOĞLU 1980 SONRASINDA AĞZINI BİR AÇTI, BUGÜNE DEĞİN HİÇ SUSMADI...KİMLER GELDİ, GEÇTİ YÖNETİMLERDEN ONUN ATATÜRK CUMHURİYETİ'NE NEFRETİNİ KUSMASI BİTMEDİ...YÖNETİCİLERİMİZ HEP UYUYOR MUYDU ?...ŞİMDİ DEVİR; YENİ SOSYOLOJİSİ DEVRİ...KADIN KONUŞUR, DAHA ÇOOOOK KONUŞUR...




REVERANS DEĞİL, REFERANS:

YENİ SOSYOLOJİ BU İŞTE...
http://yenibursa.com/bursa-haber/yazarlar/selma-erdal/yeni-sosyoloji.html







BURSA:


EVLİYA ÇELEBİ'YE GÖRE BURSA: VELHASIL BURSA SU'DAN İBARET...
SELMA'YA GÖRE BURSA: VELHASIL BURSA TAŞ'DAN İBARET...
ÇÜNKÜ DÜŞÜNDÜLER EN ÇOK BORSA; TAŞLAŞTIRDILAR BURSA'YI...
VE BURSA'NIN ÖNCE YEŞİLİNİ YOLDULAR, YEŞİL OLMAYINCA DA BOŞA AKTI SULAR,
DİNDİ YAĞMURLAR; DOLAYISIYLA YERALTI VE YERÜSTÜ SULARINI DA KURUTTULAR...






YENİ HUKUK YILINDA YOKLAMA:
BAĞIMLI DEĞİŞKENLER...
BAĞIMSIZ DEĞİŞKENLER...
VS...VS...VS...






DÜNYA'DA BARIŞ MI DEDİNİZ ?...



DÜNYA KADINLAR GÜNÜ DENİR; PKK'LI KADINLAR DÖKÜLÜR SOKAKLARA...
DÜNYA BARIŞ GÜNÜ DENİR; YİNE PKK'LILAR SOKAKTA...
SANKİ II.DÜNYA SAVAŞI'NI SONLANDIRAN BOMBA ONLARIN ÜZERİNE ATILMIŞ, SANKİ HİTLER'E KARŞI PKK SAVAŞMIŞ...
VE...VE...VE ASLINDA
VİETNAM SAVAŞI'NDA DA AMERİKA'YI VİETKONG DEĞİL, PKK'LI YAVŞAKLAR YENMİŞTİ...SİZLERİN BİLGİSİ YOK:))







YARGI, SARGI, KARGI, KAYGI...


GÖZE ALAMAMAK DEĞİL Kİ KONU...
GELDİ İŞTE HUKUK SİSTEMİNİN SONU...
KATILMAMAKLA YOK SAYMAKTALAR YARGI'YI...
BATIRACAKLAR HERKESE DİLEDİKLERİNCE KARGIYI...
BU EYLEMİN GERÇEK ANLAMI; KUVVETLER AYRILIĞI İLKESİNİN TEDAVÜLDEN KALKTIĞININ AÇIKÇA İLANI:((





ARAP DÜNYASI DEDİĞİN...



BOŞUNA MI DİYORUZ; "EL ARABİYA...ÇEK ŞARABİYA" DİYE ?...
TÖ ZAMANINDAN BERİ BİZLER ALIŞTIK; ULUDAĞ'IN ÇAMLIKLARINDA, MUDANYA'NIN KIYILARINDA RAKI, ŞARAP MASALARI KURAN SAHTEKAR ŞERİATÇİ ARAPLARA...
ŞERİATIN KAPSAMI ALANI; YALNIZCA KENDİ TOPRAKLARINDA...




KAÇ KALORİ ?...



YARIN, ÖBÜRGÜN; "HANGİ İÇKİ KAÇ FALAKA ?" DİYE LİSTELER YAYINLANIRSA, SAKIN ŞAŞIRMA !...




BEŞİKTAŞ BELEDİYE BAŞKANI MURAT HAZNEDAR; 1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ DİYE, DİYE...PKK'LILARLA ELELE



YENİ CHP DEDİKLERİ; İŞTE BU...YENİ KEMAL'LE, YENİ CHP; TESLİM OLDU PKK'LI KALLEŞE...




BAKIN NE DEMİŞ ?...


Gözden kaçırmayalım; tam da lise ve yüksek öğrenim çağlarında evlilik öneriliyor...Düşünen, bilen, öğrenen değil; çiftleşen bir toplumsal yapı amaçlanıyor...