19 Nisan 2014 Cumartesi
PAMUK PRENSES ya da KARBEYAZ’den, KİRBEYAZ’ına
Pamuk Prenses ki gerçek adıyla Snow White ve Türkçesi’yle Karbeyazı; zehirli elmayı şehvetle ısırınca düşmüştü ya yere zehrin etkisiyle işte bizim masalımız da tam bu sahneden başlar.
Ne diyorduk?... Hani Pamuk Prenses hem büyülü, hem de zehirli elmayı şehvetle, hazla ısırınca, ansızın düşmüştü yere ve ormandan arkadaşları olan yedi cüce sanmışlardı ki ölüm prenseslerine atmış kanca…Sessizce izlemişler onu günlerce ta ki atını şa’pan prens yolunu şaşırıp da dalınca cücelerin ormanına… Uzanmış yatan Karbeyaz’ı görünce, dalmak istemiş camdan kutunun içindeki yatağına, yorganına…
Birazcık sapık mıymış, neymiş ?... Yoksa yeni gömülmüş ölülerle mezarlıklarda sevişir miymiş ki görünce kıpırdamadan yatan prensesi iştahla titremiş ensesi…Abanıvermiş kızın üstüne, aldırmamış “ispatlamış mıdır acaba diye” rüştüne…Nasılsa orman…Yasalar burada darma, duman…Üstelik prenslerin, kralların, asillerin ilk gece hakkı var… Ve “küçük de olsalar ” bunca adamın arasında bakir kalmak akla ne kadar sığar ?... Cücelerin şaşkın bakışlarına aldırmadan çullanmış bir anda ölü gibi yatan prensesin üzerine, erkekliği girmiş prensesin en içine…
Zehirli elmanın etkisiyle kaskatı kesilmiş prensesin olmayınca bedeninin esnekliği, prens zorlanmış; zorlanınca da daha güçlü abanmış…Ritmik bir şekilde giderken bir ileri, bir geri; oluşan ve artış gösteren ivmeyle prensesin boğazını kapatan bir ısırıklık elma fırlamış ağzından ve o anda da kan boşalmış mücevher kutusundan…KARBEYAZI olmuş KANBEYAZI… Ağzı açık kalan cüceler; öldü prensesimiz diye beklerken acıyla başucunda, bu kez hayıflanmaya başlamışlar; prensin yaptığını biz neden daha önceden düşünemedik diye…Günlerce bekledik başucunda, boşuna mı çektik geceden sabaha ayazı…Hepimiz abazandık ama niye becermedik şu prenses haspası Karbeyazı ?... Oysa beyaz atlı prens bakmadı ölüsüne, dirisine, ne de ölüm uykusuna; daldı prensesin en kuytusuna…
Bizim başımız kel mi dedi içlerinden birisi; Keloğlan alınganlıkla somurttu…Onun somurtuk yüzünü gören Somurtuk şöyle bir öfkeyle seğirtti ki tam o sırada kükreyen aslan gibiydi Öfkeli… Ve diğerleri ya da gerçek adlarıyla her biri; Sleepy, Sneezy, Dopey,Doc, Happy, Boshful ve Grumpy…
Prens işini bitirince, prenses de kara gözlerini mahmur, mahmur iyice bir açınca; girdiler teker, teker sıraya…Prens de “benim bu masaldaki görevim bitti” diyerek hazırlanmaya başladı dönmek için saraya…Uzaklaşırken prensin atının nal sesleri, yükseldi bir uğultu, bir gürültü; yedi cücenin boğuşmasından, önce kim prensesi becerecek diye kapışmasından ama tam o sırada prenses konuştu:
-Boşuna giriyorsunuz sıraya…Yağma yok; kimse beleşinden el koyamaz bu arsaya…
Bunun üzerine cüceler koşa, koşa gittiler altın madenini çıkardıkları mağaraya…
Ve artık prensesin adı KİRBEYAZI…Bundan böyle o dünyanın en güzel kızı olmasa da artık dünyanın en zengin kadını…
Selma ERDAL
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder