28 Nisan 2014 Pazartesi

SEVİŞİYORUM ÖYLEYSE VURUN !...

SEVİŞİYORUM ÖYLEYSE VURUN !... SEVİŞİYORUM ÖYLEYSE VARIM !... ÖYLE Mİ SANDIN ?... ZANNIMCA YANILDIN !...
Adam’a yasaklanmış/yasak kılınmış bir ELMA veren Havva; anlatıya göre kovulmuş Tanrının Cenneti’nden…Gerçek yaşamın içinde de aşk elmasını yiyen Havva’nın kızları; ellerinde binlerce yıllık kozları, Adam’ı oynatmakta avucunun içinde…Ama aşk elması yenip, bitince de her dem kovulmakta Dünya Cennetinden Havva’nın kızları… Üstelik de onların aşkla yarattıkları cennetlerini, cehenneme dönüştürmek için pusuda yatmakta namus bekçileri… Namus bekçileri ki onlar; beceremeyenler aşkı, beceremeyenler sevmeyi, beceremeyenler sevişmeyi, beceremeyenler yaşamı paylaşmayı, beceremeyenler gerçek kadın, gerçek erkek ve dahi gerçek insan olmayı… Ki onlar; beş duyularını köreltmişler sevilere, hazlara, tutkulara… Ki onlar; aldanmışlar/adanmışlar insanlık dışı yalanlara… İşte onlara karşı duruş, yüreklerdeki delice vuruş, tensel birliktelikle varoluş için inadına aşk, inadına tutku, inadına haz… Boşa gitmesin, atıl kalmasın; Doğa’nın, Tanrının vergisi bu işve, bu cilve, bu naz… Ne demiş çok bilmişler, bizlerden çok öncesinde?... İyi kızlar Cennet’e, kötü kızlar her yere… Oysa yaşam hakkı tanınmış yalnızca bir kereliğine kadın, erkek ayrımına düşülmeksizin herkese, tüm insan soyuna; nasıl oluyor da düşürülüyor kadın hayasızca ölümcül bir oyuna ?... DİYE YAZMAYA BAŞLAMIŞTIK; KÜRTAJDAN ÖNCE…
Hani var ya şu EZBERBOZAN olmakla kasılan , Kasımpaşalı Bey; KÜRTAJ yasağını salarken kamusal tartışma alanına, taciz, tecavüz, ensest, zina eylemleriyle, spermin kadının yumurtasıyla buluşması sonucu ortaya çıkan embriyo üzerindeki Devlet-i Alileri’nin bir bakıma mülkiyet hakkına ilişkin sözleri…düşündüm ki SEVİŞİYORUM ÖYLEYSE VURUN /VARIM söylemleri; bundan sonra safsata… Bundan böyle makbul olan Havva kızlarının döllenmesi; hangi koşullar altında olursa, olsun…Yeter ki orta katta kiracı olsun !... Ki kadının niteliği, sosyal ya da içtimai mevkii anladığım kadarıyla pek de önem arz etmiyor bu KÜRTAJ yasakçılarının indinde… Ki o dişi genel kadın ya da bakire…Yeter ki versin bir fakire… ardından da bir çocuk… Bundan böyle kadın cinayetleri de son bulacaktır kuşkusuz; kadın bundan sonra bir veli nimet, bir ekmek kapısı…Doğurganlığı sayesinde Devlet’in elinden gelecek nafakası…
Ne oldu da böyle 180 derece değişti düzen ?...Ne oldu da yasal olan kürtaj için geldi ansızın böyle bir yasak ?...Gerçekten de bu durum; kadınlar için kurulmuş bir tuzak mı yoksa işin ardında başka hesaplar mı var ?... Doluya koydum almıyor, boşa koydum dolmuyor diye dolup, boşalıyor kaplar… Kuşkusuz var bu kararın ardında bir oyun; gelmese de aynı soydan soyun… Taktik veriyor oradan Big Brother’ın… Ne diyor ?...Kürtajı yasakla…Nüfusu bilmem kaça katla… Unutma senin tek bir ihraç kalemin var; o da askerin… Ve benim de senden ithal edeceğim tek mal askerin olduğuna ve olacağına göre; doğursun kadınların !... Çünkü, çünkü USA; tüm Dünya’ya vahşetini kusa, kusa…son model silahlarıyla…demokrasi getirmek adına…aslında kanlı petrol kuyularını hortumlamak için… sokaklardan topladığı serserisine, başıbozuğuna…veriyor son model bazuka ve de 1500 Dolar para…Sonra insanlar gidiyor mezara… Laf aramızda kalsın ama yasalar yasaklamasa da, aşırı milliyetçi geçinen cani ruhlu USA’lı; aldığında duyumu, kliniğinde kürtaj yapan doktoru pompalı dehşetine maruz bırakıyormuş… Neden mi ?... Genelde Evangelist Protestan olan Güneyli eyaletlerdeki halkın anlayışına göre kürtaj; BÜYÜK GÜNAH sayıldığı için… Öyle öğretilmiş işte Güneyli ırkçıya… Dolaylı, dolambaçlı sözler bir yana; “komplo teorisi bunlar” diyecek olanların sözleri de, bu gerçekler karşısında kalır yaya… BOP diye hoplayanların efendileriyle iyi geçinebilmesi için; küçük, büyüğü dinleyecek !…Kolay mı öyle KÜÇÜK AMERİKA olmak ?... Elbetteki onun deneyimlerinden yararlanacak, yolunu izleyecek…
Bu da aramızda kalsın ama bugün küretajdan yırtacak olanlar; gelecekte bir savaşta, baskında ya da bir sabotajda ölecek… Bilim kurgu filmlerinde yaratılan; EVRENİN ASKERLERİ varsa… gerçi bunlar da EVREN’in askerleri sayılır; ne de olsa onlar OUR BOYS değiller miydi 1950’lerden beri düşlenen küçük Amerika emellerinin gerçeğe dönüşmesi için gerekli ortamı hazırlayan ?.. İşte 2012 yılı başlangıcıyla küretajdan kurtulacak olanlar da DEVRENİN (devren verilenler) ASKERİ olacaklar, DEVREN ASKER sayılacaklardır ki demek istenen şudur ki; nasılsa öldüreceksin sen, boşver öldürme doğur; 20-25 yıl sonra öldürür gavur gibisinden… RTE alınca bu kararları, sorguladım kendimce; ne olacak bu konuyla ilgili kadınların zararları diye… Kuşkusuz bundan böyle; taciz, tecavüz, ensest, zina eylemleri; alınacaktır Devlet Hizmeti kapsamına… Kadın oynaşırsa bir başka erkekle,yakalayınca kocası; kadının olacaktır cebinde Devlet’e hizmet vesikası ve dahi fetvası… Ve ayrıntılı bir görev tanımı en parlak sözlerle yazılmış olaraktan: Bu kadın; her koşulda, her nerede ve her kimle olursa olsun yeni nesillerin üretimi, menapoza girmeden yumurtalarını değerlendirmesi… En önemli milli sermayenin, en birincil ihraç ürününün artışına katkı sağlaması için görevlendirilmiştir… Kim bilir; belki yeni Anayasa’nın değişmez ilk 3 maddesinin bile önünde yer alır kadının bu en kutsal görevine ilişkin bir hüküm…
Bundan böyle kuşkusuz olacaktır ki GSMH hesaplarında baz alınan kriter, zengin ülkeyiz diye kasılmanın önkoşulu; memlekette her yıl artan çocuk sayısı… Görev kutsal, görev önemli…Ne genel kadın, ne bakire…Bundan böyle istemeden vermeli her fakire… Ve özellikle de vesikalı denen kesime; fazla mesaiden dolayı üstün hizmet belgesi… Sermaye artışına zarar verebileceği kuşku ve endişesiyle piyasadan toplatılmalı; her türlü doğum kontrol hapı, araç ve gereçleri… Heytt be, tutmayın Gülistanlı erleri ve dişileri; geliyor DEVRENİN ASKERLERİ… Artık kapandı; SEVİŞİYORUM VARIM /VURUN öykünmeleri… Bundan böyle başlıyor; SEVİŞİYORUM GEBEYİM dönemleri… Hükümet eliyle çıkınca kadınlara; BOŞ DURMAYIN, SEVİŞİN, ÇOCUK YAPIN emri, şimdi ne yapacak mahallenin namus bekçileri, feminist aktivistler ve dedikodu gevezeleri ?... Yalnızca onlar için çok kaygılıyım; gelecekleri vahim… Selma ERDAL

2 yorum:

  1. Yazınızı beğeniyle okudum ve takipçiniz oldum. Diğer yazılarınıza da göz attım, onları da beğendim. Başarılarınızın hep sürmesi, kaleminizin hiç bitmemesi dileğiyle dost selamlar.

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkürler; aynı içtenlikle ben de size diyorum ki sözler tükenmesin kaleminizde değerli yazar dostum...Kalın sağlıcakla

    YanıtlaSil