26 Mayıs 2014 Pazartesi

ÇAPULCUNUN DEĞİL, ÇAPUTÇUNUN GÜNCESİ

YENİ NESİL
Özellikle moda söz konusu olunca bana en itici gelen kimlik tanımlamasıdır; “yeni nesil” sözleri…
Eğer ben bugün için sağ ve sağlıklı yaşıyorsam…
Modayı seviyorsam; usanmadan izliyorsam…
Tüketim toplumunun bir üyesi olarak; AVM’lerde ayak izlerim, kasalarında paralarım varsa…
Ne demekmiş; “yeni nesil için üretilmiştir moda” sözleri ?...
Paramın satın alabildiğini…
Bedenimin taşıyabildiğini…
Özellikle de yaş kaygısındansa, beğenimin onay verip, sevdiğini giyerim ben arkadaş…
Çünkü ben; bugün için yeni nesilim… Yarın için ki eğer yoksam, sağ değilsem, yaşamıyorsam; işte o zaman eskidiğimden, geçmişte kaldığımdan, artık oyundan çıktığımdan dem vurabilirsin…



SHOP TILL DROP
Alışveriş manyağı bir dişi olmamın müsebbibi (Türkçesi’yle sorumlusu); komünist kocamdır…Reklamcılar boş yere vicdan azabı çekmesinler; beni özendirip, aklımı çelip, azdırıp, cüzdanımdan paraları sızdırıp, alışveriş çılgınlığıyla yoldan çıkardıklarını sanıp…
İlle de çarpık yapılaşma kentte olacak değil ya, komünist kocacığımın sayesinde çarpık yapılaşma oluştu kişiliğimde…Ve onun ardından shop till drop alışveriş yapıyorum; son durak neresi mi ?... Param ve bedenim tükenip, yoksunluktan ve de yorgunluktan yerlerde sürününceye kadar…Yok, yok; o kadar da değil elbette… Ah o koca; ne kadar dedirtti bana KEŞKE, alışveriş için çıkarken Nişantaşı'na, Osmanbey’e, işte tam o sırada yolumu kestikçe…




KEŞKE
Barbara Cartland masalları okusaydım
Pembe düşlerde yaşardım
Oysa bana Marx’ı, Engels’i okumam öğütlendi
Genç kızlık düşlerim bir, bir ayıklandı…
Barbara Cartland masalları okusaydım
İpekten, taftadan giysilerim olurdu
Oysa ben Sümerbank basması giyen
Bir Bursa yosması olarak kaldım…
Sürekli dinledim;
Karnıma giren her bir lokmanın
Nice açlar,
Ayağıma giyilen ayakkabının
Nice çıplaklar pahasına olduğuna ilişkin
En toplumsal içerikli sözleri
Eğer kansere yenik düşüp de
Kapanmasaydı gözleri
Sevgili komünist kocamın
Bilmem ki bugün ne söylerdi dilleri ?...
Marx yerine,Euro’ya / Mark’a mı tutkun olurdu
Engels’i bir engel mi görürdü
Kapitalist düşlerine?...
Belki de; “Değişmeyen, değişimin kendisidir” diyerek
Yoksa o da benzer miydi Altmışsekiz dönmelerine ?...
Keşke;  Barbara Cartland masalları okuduğumda
Bana öfkelenmeyen bir kocam olsaydı
Yitirmiş olsam da onu yetmiş yedide
Bugün onu böyle sorgulamayan
Altmış sekizlileri de yargılamayan
Bir kadın olurdum;dingin, kendi köşemde… 



VE ONLAR DA “KEŞKE” DEMESİNLER DİYE KADINLARA, KIZLARA ÖĞÜTLER:
Yobaz koca; günah, haram der, alışverişe geçit vermez…Altın taktırmaz, ipek giydirmez…
Komünist koca; tüketme, dur, harcama, savurma, paylaş ötekilerle, sömürgenlere sömürtme kendini derken, senin kadınlığını, kadınsal keyiflerini sömürür acımasızca…
Sarhoş koca; önceleri savurganlığa göz yumar, ne de olsa o da paraları alkole sayar. Sonraları  paralar azalıp, alkol tutkusu arttıkça; kadının gözünü oyar, alkole para kalmıyor diye…
Çapkın koca; iki türlü davranış gösterebilir ki ya sessizdir kadının savurganlığı karşısında, yeter ki evdeki, diğer kadını bilmesin ya da öfkelenir taşkınca; paralar eskisine değil, yeni kadına gitsin diye kısıtlar, kısar kadının harcamalarını…
Kuşkusuz koca çeşitleri; bu kadarla sınırlı değil, bunun pintisi var, kumarbazı var, kıskancı var…Oysa gerçekten yoksul olanı; her şeyi yakıştırır kadınına, gönülden varsıldır da, ona da parasızlık olanak tanımaz…
Alışverişkolik kızlar için kısa bir yaşam rehberi; seç, beğen, al koca çeşitleri…
Kocasızlık kaygısı taşımıyorsa eğer bir kadın, bilmelidir ki en güzeli; cüzdanının, kesesinin, kasasının efendisi olmak, kıdemli ve deneyimli bir kadın olarak benden söylemesi…
Selma ERDAL



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder