26 Mayıs 2014 Pazartesi

SANALLAŞMAK





Sanallaştığımızdan beri Deep Blue’nun ağında
Sanalda başlıyor tanışmalar, anlaşmalar
Ve sonrasında gerçeğe de taşınabiliyor buluşmalar
Kadın-erkek arasında;
Güven katsayısı olduğundan beri sıfır
Sanalmış ya da gerçekmiş ilişkiler
Sonuçta değişen ne ?...
Şimdilerde hiç kimse girmiyor gerdeğe
Bir ömür boyu için tek bir eşle…
Kimse, kimsenin; zincirlemeyi beceremiyor
Ne gerçek, ne de düşsel hazzını
Kimse istemiyor ne varsa yaşanılası olanın azını
Ve erkek; sanadursun, kendini avutsun
Ve de aldansın; dayanılmaz çapkın olduğuna yalnızca kendisinin
Oysa kadın; çok önde ondan, hızdan, hazdan
Ah şu erkek!... Zavallıcık varlığından habersiz evdeki;
Mırıldanıp durmakta olan bir pusy kedisinin…




İşte bu nedenle;
Sanalmış ya da gerçekmiş ilişkiler
Sonuçta değişen ne ?...
Herkes yaşamına çeşni, çeşitlilik katma derdinde…
Devir nasıl da değişti…
Sanalda gerçekler çıkıyor ortaya
İkiyüzlü toplumun karaları, yaraları
Kirli çamaşır sepeti gibi kişinin alası,
Sanal kamusal alan insanın gerçek aynası
Çok yaşasın takma ad; nick name’ler,
Günümüz insanının turnusol kağıdı…





Ah, ahhh nerede eski o günler ?...
Geçmiş erkekler için nasıl da kaygısız, nasıl da güvenliydi…
Komşunun tavuğu kaz, karısı kız gelirdi adama
Gönlünden geçirirdi;
“Keşke her gece bu hatun gelse odama”
Bilmez gönül; her gün bal yiyen, baldan da bıkar
Gözdür bu; yeni bir güzel gördüğünde, bu kez de ona (b)akar
O günlerde erkek başka daha ne bekler ?...


Giderek değişince yaşam süreci, çağdaşlaşma, modernleşme
Teknolojik gelişme ve bu değişime göre kafalar da dönüşünce 
Küreselleşmenin bir lütfu,  sanallaşınca bir de dünya
Yaşadıkların gerçek mi, düş mü yoksa bir rüya ?...
Daha ne bekliyorsun, daha ne istiyorsun ?...
Bunca bolluk, bunca bereket...
Gözün, gönlü doysun; istediğine dokun, ışık hızıyla…
Ademoğlu; sanalda yaşarken hazla, ulaşmakta doruğa…

Neylersin ki suya yazmak gibi, sanalda yaşamak...
Bir parmak bal çalınsa da gözlere, benlik kansa da şehvetli sözlere...
Gönül kaysa da sanaldaki gonca güle, asmadaki koruğa...
İletişim koptuğunda ansızın...
Ayılınca gerçek dünyasına; na yazık ki mahkum olmakta evdeki moruğa
Ah şu erkeğin yazgısı, sanal yanılsaması; bakalım sürecek nereye kadar ?...
Selma ERDAL


















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder