Sanallaştığımızdan beri Deep
Blue’nun ağında
Sanalda başlıyor tanışmalar,
anlaşmalar
Ve sonrasında gerçeğe de
taşınabiliyor buluşmalar
Kadın-erkek arasında;
Güven katsayısı olduğundan beri
sıfır
Sanalmış ya da gerçekmiş ilişkiler
Sonuçta değişen ne ?...
Şimdilerde hiç kimse girmiyor
gerdeğe
Bir ömür boyu için tek bir eşle…
Kimse, kimsenin; zincirlemeyi
beceremiyor
Ne gerçek, ne de düşsel hazzını
Kimse istemiyor ne varsa yaşanılası
olanın azını
Ve erkek; sanadursun, kendini
avutsun
Ve de aldansın; dayanılmaz çapkın
olduğuna yalnızca kendisinin
Oysa kadın; çok önde ondan, hızdan,
hazdan
Ah şu erkek!... Zavallıcık varlığından habersiz evdeki;
Mırıldanıp durmakta olan bir pusy
kedisinin…
İşte bu nedenle;
Sanalmış ya da gerçekmiş ilişkiler
Sonuçta değişen ne ?...
Herkes yaşamına çeşni, çeşitlilik
katma derdinde…
Devir nasıl da değişti…
Sanalda gerçekler çıkıyor ortaya
İkiyüzlü toplumun karaları,
yaraları
Kirli çamaşır sepeti gibi kişinin
alası,
Sanal kamusal alan insanın gerçek
aynası
Çok yaşasın takma ad; nick name’ler,
Günümüz insanının turnusol kağıdı…
Ah, ahhh nerede eski o günler ?...
Geçmiş erkekler için nasıl da
kaygısız, nasıl da güvenliydi…
Komşunun tavuğu kaz, karısı kız
gelirdi adama
Gönlünden geçirirdi;
“Keşke her gece bu hatun gelse
odama”
Bilmez gönül; her gün bal yiyen,
baldan da bıkar
Gözdür bu; yeni bir güzel
gördüğünde, bu kez de ona (b)akar
O günlerde erkek başka daha ne
bekler ?...
Giderek değişince yaşam süreci, çağdaşlaşma, modernleşme
Teknolojik gelişme ve bu değişime göre kafalar da dönüşünce
Giderek değişince yaşam süreci, çağdaşlaşma, modernleşme
Teknolojik gelişme ve bu değişime göre kafalar da dönüşünce
Küreselleşmenin bir lütfu, sanallaşınca bir de dünya
Yaşadıkların gerçek mi, düş mü yoksa bir rüya ?...
Daha ne bekliyorsun, daha ne istiyorsun ?...
Bunca bolluk, bunca bereket...
Gözün, gönlü doysun; istediğine dokun, ışık hızıyla…
Ademoğlu; sanalda yaşarken hazla, ulaşmakta doruğa…
Neylersin ki suya yazmak gibi, sanalda yaşamak...
Bir parmak bal çalınsa da gözlere, benlik kansa da şehvetli sözlere...
Gönül kaysa da sanaldaki gonca güle, asmadaki koruğa...
İletişim koptuğunda ansızın...
Yaşadıkların gerçek mi, düş mü yoksa bir rüya ?...
Daha ne bekliyorsun, daha ne istiyorsun ?...
Bunca bolluk, bunca bereket...
Gözün, gönlü doysun; istediğine dokun, ışık hızıyla…
Ademoğlu; sanalda yaşarken hazla, ulaşmakta doruğa…
Neylersin ki suya yazmak gibi, sanalda yaşamak...
Bir parmak bal çalınsa da gözlere, benlik kansa da şehvetli sözlere...
Gönül kaysa da sanaldaki gonca güle, asmadaki koruğa...
İletişim koptuğunda ansızın...
Ayılınca gerçek dünyasına; na yazık ki mahkum
olmakta evdeki moruğa
Ah şu erkeğin yazgısı, sanal yanılsaması; bakalım sürecek nereye kadar ?...
Selma ERDAL
Ah şu erkeğin yazgısı, sanal yanılsaması; bakalım sürecek nereye kadar ?...
Selma ERDAL





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder