Ramazan ayının şu ortalarına doğru, bir CUM-BAŞKAN seçim telaşı sarınca ülkeyi; bizde ele aldık kazmayı, küreği çıkaralım bakalım dedik anılarımıza gömdüklerimizi birer, birer ortaya...Bakalım bugün de ne takılmış oltaya ?...
İşte 2007 yılından bir gün; Eylül'den bir gün, birinci gün...1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle gelmişler dile, hayal perdesinde; işte Hacivat'la Karagöz karşı, karşıya...Bir yol kulak verelim onlara; Ortadoğu'dan kulaklarımıza dolan bomba sesleri, insanların çığlıkları yükselirken, bunca yaygara, gürültü arasında acaba sesleri ulaşabilecek mi bizlere ?......
Ve bir yol da düşünelim; BOP diye hoplayanların da acaba bir katkısı, sorumluluğu var mıdır bu kopan kıyametler bağlamında ?...
Selma ERDAL; İstanbul,15 Temmuz 2014
*HACİVAT’LA KARAGÖZ SANALDA ; 1 Eylül 2007
Hacivat : Görüşemedik uzun süredir Karagözüm , söyle bakalım nasılsın ?
Karagöz : Şükürle, küfür arasında gidip gelmekteyim med – cezir gibi… Size sormalı Hacivatım; ahval-i şeraiti ?
H : Eh iyiden halli
K : Belli Hacivatım, belli…
H : Ne yapar, ne edersin ?… Hangi alemde gezersin ?…
K : Adres belli; bizim evde, bizim oda, elde kalem, karşımda sayfa … Neresi var ki başka ?… Herkes, her yer girişmiş; küresel medya ile aşka…Kendim söyler, kendim dinlerim…
H : Aman Karagözüm kaygılanma bu kadar … Dünya herkese geniş de yalnızca sana mı dar ?
K : Öyle deme Hacivat; görmüyor musun ampuller kaç vat ?… Sarmış ülkeyi küresel medyanın ulusal yardakçıları… Ellerinde borazanları, toplumsal kirlenmenin bat-çıkları…
H : Daha ne istersin be Karagözüm ?… Vur patlasın, çal oynasın bir ülke…
K : Ama çiğnenmekte her ilke…
H : Boşver be Karagözüm, sen şimdi ne yazıyorsun onu bana söyle ?
K : 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle, yazıyorum umutla sayfalara…
H : Dünya barışı; çok ütopik bir konu ya…
K : Öyle de olsa
H : Bu devletlerin mantığıyla barış olmaz
K : En azından sözcük bazında unutulmaz, tedavülden kalksa da barış…
H : 1 Eylül Dünya Sömürü Günü olsa; bak güzel olur derim, herkes onu iyi biliyor…
K : Sömürü Günü; Dünya’nın her günü, hani deliye her gün bayram gibi…
H : Ya bir gün komple desek; kim ne sömürdü o gün filan ?…
K : Boş mu duruyor sanki saldırganlar, sömürgenler bir an bile ?… Oysa yoksulda zor doluyor pazar torbası, file… Yarışma mı açılsın ?…
H : Çünkü sömürünün de günlük maliyeti var Karagözüm
K : En çok sömürü şampiyonu üzerine ?
H : Madalya takalım kendisine…
H : Bu sömürünün efektif olup olmadığını hesap ediyorlar yani sömürerek…
K : İşleri güçleri ille de sömürecekler
H : Ama efektif ve çok karlı olacak
K : Geleceği bile gasp ediyorlar… Ne yapalım ideologları Laswell öyle demiş; bırakınız yapsınlar, bırakınızz geçsinler… Acımasız kapitalizmin sömürü düzenini seçsinler… 1 Eylül; Hiroşima’nın anısına… Kuşkusuz değil küresel ekonominin tanısına…Japonya’nın işini bitirmişti o gün ABD… Şimdilerde de rövanşı almakta Yakuzalar, ABD borç içinde…Biz IMF’de şampiyon, ABD Dünya’da…
H : Yahudi borç verir ABD’ye…
K : En çok da Japonya borç vermiş, ABD ekonomisini ele geçirmiş… Sonra da Yahudiler…
H : İşin bamteli burası
K : Onlar Tanrı’dan başka ne diler ?…Yalnızca para… Dolsun kese, kasa…
H : Onlar kutsal insanlar, üstün ırk onlar…
K : Hitler duymasın; sonra mezarından hortlar…
H : Hitler’i de kullanmışlar; o zavallıları göçe zorlamak için… Yeni ortaya çıkıyor…
K : Yoksul Yahudiler’i ayıklatmışlar…
H : Kocaman bir yalan tiyatrosu, ama gerçek başka…
K : Öğrendi bunu böylece, Dünya kamuoyu; ne oyunlar oynanmış savaş öncesinde ve sonrasında
H : İçimizdeki dönmelerden ne haber ?
K : Her dem güçlülerle, ezenler aynı saflarda…
H : Onlar da kutsal hizmetçiler be ya…
K : Bildiğin gibi şimdilerde GÜL dikiyorlar Çankaya bahçelerine… Dün gazetelerde, tv’lerde
H : GÜL dikilmesi lazım
K : Mutlulukla gülümsüyordu
H : Bu milletten böyle oy aldılar çünkü
K : RTE-GÜL-BÜYÜKANIT…İşte güzel aydınlık ??? günler için en büyük kanıt… Çok mutlu oldu
H : Yahu seçim oldu, sonuçlar ortada
K : 2. Cumhuriyetçiler, liboşlar
H : Ne yapmak lazım ki ?
K : Ayamadılar, bugün bile sarhoşlar…
H : Millet verdi oyu
K : Hangi millet ?
H : 70 milyon, herkes…
K : Bir çuval nohuda gitti oylar… Ama yakındır
H : Belirsiz atıflar
K : Bu yoksul halk yakında mezarı boylar…
H : Bir çuval nohut
K : Zamlar gelmeye başladı
H : Ya bak bir şey diyeceğim; seçim öncesi de böyle diyordun, şimdi de…
K : Değil belirsiz; gördük, Erzurumlular’a en çok dağıtıldı yaz günü kömür, nohut
H : Seçim bu
K : Çünkü onlar tembihli; sen Fethullah’ın yolunu tut…
H : Her parti kendi iktidarı için yapar bunu
K : Geçmişte de olmuş böyle işler, tencereyi alan kapağını
H : Ezeli ve ebedi seçim işleri böyle, kusura kalma
K : Sağını alan, ayakkabının solunu bekler, Türk demokrasisi de böyle tekler… Ama bu kadar ayan beyanı
H : Müşteri geldi, ben biraz kaçayım…Başkaları kapatsa da; daha çok kazanmak için dükkanımı açayım…
K : Başımıza gelen ilkler… Sağlık olsun, kolay gelsin, bol kazançlı günler… Demek ki günümüzde BARIŞ için değil, yalnızca TİCARET için atıyor yürekler… Demek ki aydın bildiklerimiz de kendilerince AK’lanmışlar, soldan sağa saklanmışlar; yeşil kağıtlarla paklanmışlar… Kim kaldı ki sağlamda; Karagözüm senden başka ?… Bir Tuzsuz Deli Bekir, bir kaç namuslu yurttaş… Yolumuz dikenli, yolumuz toprak ve taş… Kim olacak bundan sonra bize yoldaş ?…
Hacivat da çekip gitti; kaldık yine kendimizle baş başa… Ne yazık ki burada biter bu temaşa… Sürçü lisan ettikse af ola; son sözü ettikten sonra Karagöz sen de düş yola:
Yapıyor AKP’ye yarenlik “aydınlık” sandıklarımız…
Seçimlerde ülkeye getiriyor “karanlık” oy sandıklarımız…



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder