28 Ocak 2015 Çarşamba

ATİlLA TAŞ...ATIYOR HERKESE TAŞ...AMA O DA SÜRMÜŞTÜ BAŞ; KABE'YE

Ve ben de oturup yazmıştım bir yazı 16 Mayıs 2008 gününde; "Umre'ye Gitmek ya da Tribünlere Oynamak" başlığıyla...İşte yine bir arkeolojik kazım...Ve işte o yazım...Ben de anlamadım; neden sataşır bugün AKP'ye yandaşlık yapanlara?... İlk yandaşın kendisi olduğunu unutmuşçasına...
Ama kim bilir; belki de almadılar onu kaale diyedir bu öfke; herkese atmakta taştan köfte...



*Umre'ye Gitmek ya da Tribünlere Oynamak

Atilla TAŞ Umre'ye gitmiş, henüz nuru, piri üzerinde bu sabah Star'da Petek'e konuk oldu... Bu kutsal yolculuğunu belgelemek için de tavaf sırasında çekimler yapmış cep telefonuyla; üstelik Saudi Arabia'ca yasaklanmış olmasına karşın...
TAŞ böyledir işte; deler yasakları, açıklar sırları...David'in sihrini/sırrını/gizemini de açıklamamış mıydı Reha MUHTAR'a ?...


Sorunsalım elbetteki TAŞ'ın bu becerileri, yasaklara karşın gizlice "kutsal topraklar"da bulunduğunu dosta, düşmana belgelemek için cep telefonuyla çekim yapabilmiş olması değil ya da  onun Umre gezisi değil ( ki kuşkusuz bireyin özgür istencine kalmıştır Müslümanlar için "kutsal" sayılan topraklara gitmek ya da gitmemek ), bence önemli  ya da eleştirel olan; dini /dindarlığını pazarlaması...
Bir başka deyişle onun dindarlığı değil de dinciliği, din bezirganlığı, din tüccarlığı ( Anımsanacağı gibi CEYLAN da Ramazan ayı süresince" en yeni gelinimiz" SEDA'nın programında  Umre yolculuğunu pazarlamıştı )...




AKP ülke yönetimine egemen olduğundan,  beri yalnızca siyasetçilerde değil, sanatçı taifesinde  ve  hatta bilim adamı bildiklerimizin arasında da yayıldı bu tür tutum ve davranışlar ve de manken kızlarımızı neredeyse anadan üryan podyumlara salan modacılarımızın arasında... Her birinin dilinde övgüler, elinde emekler ( Bilimsel makaleler, oldu ilimsel... Transparan modacıların çizgileri, şimdi tesettür için... Aşk yapmak üzerine söylenen şarkılar, Allah aşkını içeren ilahilere dönüştü "ki Atilla TAŞ İlahi albümü yapacakmış da"...), sonrasında da başta AKP'li seçkinler olmak üzere, onları destekleyen zevatdan gelsin yemekler ( diğer bir söyleyişle onlara verilen hizmetlerden kazanılan paralar )...
Gerçi bu dinciler, din tücarları yalnızca kendi adları üzerinden din ticareti yapmakla kalmıyorlar, bir başka görev daha yüklenmişler; kişileri etkilemek, kafaya almak, saflarına katmak...  TAŞ da Petek'in programına böyle bir görevi üstlenerek gelmiş besbelli... Adını açıklamak konusunda, kendisinden izin almadığı "ulu zat"la yaptığı konuşmada, Petek'den de sözedilmiş. "Ulu zat" demişki Petek için; "Petek inançlı bir kız...O kızda birşeyler var, ilgilense o çok başka bir yerlerde olur"...
Üstlenilen görev bu; kişileri etkileyerek,  başka yerlere çekmek, tarikatlara, türbana, tesettüre... Tek, tek çalışıyorlar... 1980 sonrasında, I.TÖ'nün; "Bir zaman gelecek, bu ülkede 2.5 medya kalacak" sözlerini doğrulandığı yetmezmişçesine, " tüm kaleleri fethetmek" için olsa gerek sıradan bir kadıncağızın programına da el atıyorlar.
Çünkü düşünmek yerine; inanmak...
Çünkü düşünen insan değil, inanan insan olmak...
Çünkü düşünen birey değil, inanan kul olmak...
Dolayısıyla ILIMLI İSLAM CUMHURİYETİ'ne giden yol olmak...
Ülkemizde son durum böyle; gidişatımız bu cihette... Bizde böyle de Batı'da çok mu başka?... "Medeniyetler Çatışması"nın kuramcısının ülkesinde de tarikatçılar, falcılar, üfürükçüler, tarotçular cirit atıyor... II. Elizabeth  ülkemize konuk oluyor, Bursa'da huşu içinde Yeşil Camii'nde Kur'an dinliyor... Yanında da Bayan GÜL... Verilen ileti açık: Sen de dine gel...


"Komplo Teorisi" gibi olacak ama; bu gidiş, belki uzun ve de ince bir yol... Ama sonunda olmak var bir kul... Kime mi ?... Yaradan'a olsa; gerçek dindarlar bulur teselli... Ama kime kul olunacağı besbelli... Beklediğim yeni bir Haçlı Seferi ki III.Dünya Savaşı yerine ikame edilecek olan... İki büyün din arasında çıkan... Elbetteki amaç; din adına vur-kaç... Çünkü amaç; kendi dininin üstünlüğünü saydırmak...Saydırmak mı gerçekten de ?... Saydırmak değil, sömürü ağını genişletmek, yaydırmak...
Sonuçta kim başarılı çıkar bu savaştan ?...

Kuşku duyulabilir mi  hiç İNCİL'in kutsadığı acımasız kapitalizmin utkusundan ?...

Selma ERDAL; 16 Mayıs 20008

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder