27 Ocak 2015 Salı

NELER OLUYOR BİZE ?...



ÇAY
Adam yakınıyor
Bu nasıl töre ?...
Alışamadım gitti
Bir bardak çay için
Teşekküre...
Sözü mü olur
Dostlar arasında
Bir bardak çayın
Bir fincan kahvenin ?...
Oysa düşünemiyor adam;
Enflasyon denen kahpenin
Belimizi büktüğünden beri
Bu cilve, bu naz...
Çayın yanına teşekkür de az,
Bundan böyle;
İçen parasını da ödemeli...



Ne yazık ki sevgili dostlar; birlikte içilen bir fincan kahvenin kırk yıl hatrını sayan bizler, bir bardak çayın parasını düşünür olduk. Düşünür olduk da bu yalnızca yokluktan, yoksulluktan mı ?... Yok canım bencillikten, paragözlülükten... Oysa bizler; insan olmanın erdemiyle, birbiriyle sevgiyle kucaklaşan, birbiriyle zor günlerini, acılarını paylaşan, komşuluk dayanışması denen çok özel bir sevgi bağını oluşturmuş bir halkız, bir ulusuz...

Bu konuda atalarımızın da özlü, güzel sözleri var. Örneğin; "Ev alma, komşu al" gibi ya da "komşu komşunun külüne muhtaçtır" gibi...

Ne doğru sözler değil mi ?... Neden derseniz; şöyle bir yaşam deneyimlerinizi bellek süzgecinizden geçiriverin. Kim diyebilir ki; "Dar günümde kan bağıyla bağlı olduklarım, komşularımdan önce yanıma koştu" ?... Kim diyebilir ki; "Zor anımda komşularım duyarsızdı, umursamazdı" ?... Pek çoğumuz diyemeyiz değil mi ?... Pek çoğumuz komşularımızın değerini biliriz, değil mi ?... Çünkü "komşuluk dayanışması" Anadolu kültürümüzde de, Rumeli kültürümüzde de daha dünlere kadar yaşayagelen bir gelenekti. 




Ne kaygı vericidir ki; son yıllarda toplumsal dayanışma örneklerinden en güzeli olan "komşuluk dayanışması" giderek gücünü yitirmekte, insanlarımız birbirinden uzaklaşmakta, gerçekten de halkımız, ulusumuz bir bardak çayın bedelini bile düşünür olmakta, birbirlerinin sorunlarına aldırmamaktadır. İyi de neler olmaktadır böyle bizlere ?...
Kuşkusuz işin kolayına kaçmaktır; "televizyon yaşamımıza girdi, gireli; ilişkiler çok değişti, güçsüzleşti ve ne yazık ki, bizler de birbirimizden koptuk" demek...Birbirimizden uzaklaşmamızın , bağlarımızı güçsüzleştirmemizin nedeni için suçlu arayışına çıkmak da işin kolaycılığıdır...
Pek çok olay, olgu, oluşum karşısında  bizi biz yapan değerler bağlamında tutum ve davranış sergileyerek, "biz böyleyiz" biçimciliğiyle değişime karşı çıkarak, tepki verirken; nedense "komuşuluk dayanışması" denen en saygın özelliğimizi yitirişimizi umursamıyoruz. Bu umursamazlık da giderek yayıldığı alanı daha da genişletiyor;  artık çoğumuz yaşadığı kentini ve de kentlisini, daha da ileri aşamada ülkesini ve ulusunu umursamaz oluyor... Bu umursamazlığın pençesinde olanlar için "yalnızca ve yalnızca" bencilce çıkarlarının dışında hiçbir şeyin önceliği, anlamı ve önemi kalmıyor... Kapı karşı komşusunda; ne şiddet gören kadın, ne ebeveylerinin işkencesine ve de cinsel saldırısına uğrayan çocuk, ne şehidine ağlayan aile... Bütün bunlara duyarsız, bütün bunlara aldırmaz, bütün bunlara seyirci  bir komşuluk algısı gelişiyor ülkemizde... Ki bu olumsuz ilişkiler ağının tüm ulusu içine almasının sonucunda da; ne ulusal birlik, ne ülke bütünlüğü kavramlarının tümüyle özünü yitireceği gerçeğini  ve yaratacağı sonuçları düşünmek bile istemiyorum...


Aman sevgili dostlar; aman, sizler komşularınızla yakınlaşın, onları sevin, onlarla yardımlaşın, sorunlarını paylaşın, acılarına ortak olun...
Aman ne olur bu çok anlamlı dayanışma geleneğimizi yitirmemeye özen gösterin...
Ve şu an enflasyona da, yaklaşık üç aydır temel besinlerimize sinsice ve gizlice yapılan zamlara da boşverin; paranın canı cehenneme... Gidin komşunuzun kapısını çalın, bir fincan kahve, bir bardak çay içmeye evinize çağırın... Sürüverin cezveler kaynasın, demlikler fokurdasın... Sözcükler yüreklerinize mutluluk saçsın... Komşuluk dayanışmamız sonsuza dek yaşasın...

Selma ERDAL


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder