27 Ocak 2015 Salı

ÖLÜMSÜZLÜK ve MUTLULUK



Şu üç günlük Dünya'da;
" Doğduk, yaşıyoruz, öleceğiz diye kaygılanmanın dışında bizleri umutsuzluğa düşmeden yaşatan nedir ?" diye hiç düşündünüz mü ?...
Bizler neyiz ?... Doğa'da bir çeşni, bir renk miyiz ?... Doğa'nın bir öznesi, yoksa nesnesi miyiz ?...

Ruh bilimcilerin egosantrik diye tanımladıkları ben merkezli iç dünyalarımızda yaşayıp giderken, nedense pek çok olgunun, oluşumun ya da olayın sorgulamasını yapmayız. Üstelik yapmamakla da kalmaz, bencilce nedenler/niçinler üreterek mutsuzluğumuz için gerekli koşulları yaratırız. Oysa Dünya'da mutluluğu bulmak, yaşanılası güzelliklerle bütünleşmek o denli zor değil...



Yaşanılası güzellikler; öylesine işte, sıradan, sıcak... Örneğin; komşunun bebesinin yeni çıkan dişine sevinmek gibi...
Baharda yeşeren şeftali ağacının pembe çiçeğinde yeniden doğduğunu duyumsayabilmek gibi...
Bir Akdeniz müziğinin notalarında düşlere dalabilmek gibi...
Bir gönül yoldaşının elini tutarken; yürek dolusu istek, tutku ve sevgiyi ortak bir potada eritebilmek gibi...
Ve bütün bunları yaparken ölüm korkusunu aşmış, coşkuları sonsuzluğa taşmış bir yürekle; kurdundan kuşuna, tavşanından böceğine, gülünden dikenine ve özellikle de insanına tüm Doğa'yı sevebilmek gibi...
İşte o zaman mutluluklar yaşamlarımızın en orta yerlerine gelip kurulacak, insanca güçsüzlüğümüzle tüm korkular, endişeler barışacak... O zaman insanlar sonsuzluğu daha bir anlamış, ölümsüzlüğü daha bir kavramış olacak... Doğum gibi ölümden de korkmamayı öğrenecekler... Çünkü bilecekler ki gönül dolusu seven yüreklerinden kalan anılar,  kara topraklara karıştıklarında da onları dostlarına anımsatmaya yetecek...
Sevgiyle ürettikleri her güzel iş onların sonsuza dek anılmasına yetecek... Bu belki bir nakış deseni, belki bir şaka, belki bir şarkı, belki bir resim, belki bir yontu, belki de bol yoğurtlu bir mantı... Kişiyi unutulmaktan kurtarıp, sonsuzluğun yörüngesine oturtacak...

Sevgili Dostlar; yaşamak güzel... Bir insan olarak, bir çiçek olarak, bir böcek olarak yaşamak güzel... Her doğan yeni günde, Güneş'in ışıklarına  "merhaba" diyebilmek güzel... Yaşamla barışınca da, toprağa karışınca da, bu Doğa'nın bir parçası olmak güzel...
Tüm mutluluklar sizin olsun, ölümsüzlükler de...

ÖLÜMSÜZLÜK
Ne demiş bilge ?
Evrende hiçbirşey yokolmaz
Yalnızca biçim değiştirir...
Evrenin soluğu
Geçmişi alır, bugüne eriştirir
Bugünü de yarınlara...
İşte bundandır
Benim ölümsüzlüğe kanışım
Toprağın derinlerinde
Binlerce yıl kalışım
Ardından; belki bir çiçek
Belki bir böcek
Olurum diye düşlere dalışım...

Düşlere dalarken, yudumladığınız şarabınız; mutlu etsin sizleri...


Selma ERDAL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder