Çevre sorunları üzerine yaptığım eleştirilerde, sürekli “tören çevrecisi”
olduğumuzdan yakınır ve derim ki; “Ülkemizde de tüm Dünya’da olduğu gibi 5
Haziran Dünya Çevre Günü kutlamaları yapılmakta, tüm basın-yayın organlarında
günün anlam ve önemi üzerine söylevler verilmektedir. O gün ve ardından gelen
birkaç gün içinde herkes çevreci olmakta ve giderek bu duyarlılık azalmakta,
ardından bir başka anlamlı gün ya da olaya ilişkin konular önem kazanmaktadır.
Özetle yılın her bir gününde bir başka olay anıldığından, bir önceki olay anlam
ve önemini yitirmekte, insanların coşkusu ve ilgisi yalnız anma günleriyle
sınırlı kalmaktadır. İşte burada
kendimize sormamız gereken soru; böyle
kutsal günleri anma törenleriyle nereye varabileceğimizdir ?...
Bizlerin böyle kutsal günleri anma törenleriyle bir yere varamadığımızı
gören, sezen, izleyen büyüklerimiz konuya el atmışlar… TÖREN ÇEVRECİLİĞİ örneğinde olduğu gibi, devlet yapımızdaki bu
TÖRENSEL’liği gören ağabeylerimiz (ki onlar ABD ve AB büyük biraderlerimizdir);
bizdeki bu tören düşkünlüğü karşısında işe el koymaya karar vermişler, bizlere
“ılımlı islam cumhuriyeti” kimliğiyle birlikte, “tören devleti” yönetim
biçimini uygun görmüşler...
Bu kimlikle Dünya nüfusuna yeni doğum kaydımız için 2007 yılı beklenmiştir
ki tohumun atılması 1950’ler Menderes
Dönemi… 12 Eylül 1980 tohumun filizlenmesi, 1990’lar filizin boy vermesi… Ve
2007’de; müjdeler olsun, atılan tohumlar meyve verdi… Bundan sonrasında;
meyveleri olgunlaştırmak için “yandaş medya” ya da “yandaş medya değilim
ayağındaki medya” işbaşında…
TÖREN DEVLETİ kullanımını uzun, uzun tartışmaya gerek yoktur; kavram, ULUS
DEVLET kavramının işini bitirmekle eş anlamlıdır.
Bugün ülkeyi kim yönetmektedir ?...
Yine tartışmaya gerek yoktur ki; ABD (IMF, Dünya Bankası) ve AB…
1950’lerde başlayan, 1980’lerde ivmesi artarak, günümüzde uygulamaya konan
bu yönetim biçiminin (ki II.Cumhuriyet olarak adlandırılan işte bu düzendir.
I.Cumhuriyet; sömürgecilere karşı utkuyla biten bir KURTULUŞ SAVAŞI’nın
ardından kurulan bağımsız TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’dir… II.Cumhuriyet de;
yendiğimiz sömürgenlere, kan dökülmeden teslim edilişimiz sonucunda kurulan
cumhuriyettir), “işbirlikçi ve teslimiyetçi ve de BOP ortağı olmakla kıvanan”
yöneticilerinin üzerine düşense; TÖREN DEVLETİ’nin işlerliğini sağlama
görevidir. Bu görevin gereği de; bayram
çocukları (ya da sünnet çocukları gibi de denebilir) giyinip, kuşanıp, önemli
günlerde, önemli açılışlarda, önemli yerlerde, önemli adamlar gibi boy
göstermektir. İş bölümü yapılmıştır;
devlet yönetenlerle, tören yönetenler arasında… Ve küresel egemenlerce, II.Cumhuriyet
sürecinde TÖREN DEVLETİ kurularak, ULUS DEVLETİMİZ’in canına ot tıkanmıştır…
Konuyu
şöyle de özetleyebiliriz:
Biz törenleri, şölenleri çok severiz… Tarihimizle kucaklaşmak; anlı-şanlı
geçmişimizle coşmak, üç anakaraya
yayılmış Osmanlı’dan gelmek, kendimizi övmek pek hoşumuza gider… İşte
bizim bu yanımızı iyi değerlendiren bir gizli el (ki bu gizli elin; ekonomiyi
düzenlediğini Adam Smith söyler dururdu ya, demek ki doğruymuş, artık devlet
biçimimizi bile bu gizli el düzenliyor/belirliyor) ki bugün bu gizli elin adı
da bilinmektedir; kendisine vahşi kapitalizm, küreselleşme denilmekte, en
bilinen adıyla da ABD İmparatorluğu olarak anılmaktadır…
İşte bu ABD İmparatorluğu; 1920’lerde hevesi kursağında kalan “Amerikan
Mandacıları”nın, gönlünü hoş etmek için bugünlere değin canla, başla çalıştı,
hazırlıklarını tamamladı, Ilımlı İslam kimliğinde, Tören Devleti yönetim
biçiminde bir ülke yarattı…
Sonsöz olarak da denilebilir ki TÖREN DEVLETİ; “göstermelik devlet” ya da
“kağıt üzerinde devlet”…
ULUS DEVLET yerle bir, TÖREN DEVLETİ
her gün yapmakta bayramı… Hayırlara vesile olsun… Sabırla bekleyenlerin gözleri
aydın olsun…
Selma ERDAL







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder