Artık MOLPED reklamlarında oynayamayan hatun; vara, yoğa öfkeli ve de vara, yoğa kızgın...Bilir, bilmez konuşur...Bilir, bilmez her şeye karışır, ahkam kesme üstadı... Koyunun olmadığı yerde, keçiler Abdurrahman Çelebi... Türkan'ınkiler gibi, artiz etmişse de onu o güzel gözleri...Bu demektir ki ille de akıl dolu olacaktır sözleri...Olmadığını kendinden başka herkes bilir...Ama hatun her an, her şeye söyleyecek söz bulur... İbo'nun mavi gözlüsü söz söyledikçe; bu kalem onu nasıl unutur ?... O koysa da kendini devletlu katuna ; kalemimiz takılır işte böyle Hülya hatuna da...
*Hülya Avşar’dan Liberal Tanıtımı
*Hülya Avşar’dan Liberal Tanıtımı
Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derlermiş… İşte analarının
dizi dibinde oturanların bol olduğu günlerde ortaya dökülen, bedenini
sergileyerek bir yerlere gelen bir kadın ve ardında medya ordusu adım, adım…
Buyruk da ulaşmış Big Brother’dan; “Bu ülkenin değerlerini yerle bir edin”…( Mehmet
Ali BİRAND alıp da karşısına Hülya AVŞAR’ı… Arayınca onun bilgi dağarcığında
“liberal” kavramı için bir yanıtı…İşte bu olay nedeniyle; 16 Ekim 2007 günü
yazılmıştır bu dizeler… Usuma düştükçe böylesi olaylar, anlar; yarın kaygısıyla
içerim daha bir sızlar…)
Elde var; vasatın egemenliğinde bir ülke, bir ulus
Gelecek; karanlık, kirli, sisli, pis
Kimsede kalmasın diye birazcık olsa da us
Otursun aydınlar, oturdukları yerde; sus, pus
Getirin ayak takımı kadın-erkek-dönme;
Onları durmaksızın kamuoyuna kus
Ve de altın tabakta dayat; yesinler diye…
İşte onlardan birisi; Hülya AVŞAR
Epeydir oldu kurtlu kaşar
Yalnızca o bilir, o sınar;
Kendi sorar, kendi yanıtlar…
İnsan soyu bu; beşer, şaşar
Olsa da Mehmet Ali BİRAND,
Ne yazık ki uymak zorunda, verilen buyruğa;
“Toplumsal kirlenmeyi başar”
Sormak zorunda kalmıştır Hülya’ya;
“Liberal” tanımını, kuşkusuz “format” gereği…
Ve de doğrudur BİRAND’ın liberalliği
II.Cumhuriyetçileri de severliği
Yine de pek usum almadı ya
AVŞAR’ın tanımındaki “ülkesini, milletini severliği”ni…
Burada tartışılması gereken;
“Hülya’nın bilgisizliği mi
Yoksa onu bilgeden sayıp, halka sunan BİRAND’ın ilgisizliği”mi ?
Bunca aydın, bunca bilge dururken…
Dönersek Kaşar’ın, pardon AVŞAR’ın “liberal” tanımına;
Kanımca bu tanımı da birebir benzedi
Kerameti kendinden menkul bu hatunun
Kendisiyle ilgili “rezillik” algılamasına…
Anımsayalım bir kez, ne demişti LASWELL “liberalizm” için ?
“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler”
Hiç kuşku yok ki siyasetiyle, ekonomisiyle, dilediklerince sömürsünler…
İşte bu düşünceyi savunan bir kişi; hiç sevebilir mi “ülkesini, milletini”
?...
“Liberal” ne bilir, kamu yararı ilkesini ?...
Ve de hiç denilebilir mi;
AB’nin buyruğuna boyun eğip, onun kuyruğuna takılana,
Neredeyse yarı-sömürgecilikten yana olana “ilerici” ?...
Ramazan bitti, şimdilik DİN huzura
erdi, magazinizm saldırısından yana
Bir sonraki Ramazan’a değin; medya
müftüleri biraz dinlenirler
Şimdi magazinizmin ilgi alanında; SİYASAL BİLİMLER…
İşte Hülya AVŞAR ona da el attı;
Gündemde onun tanımları
Siyasal Bilimciler; hemen değiştirin kitapları…
Ki ben, yazıklar olsun bana;
Bunca okudum Siyaset Bilimi
Bir Hülya AVŞAR kadar olamadım
“Liberal” tanımını onun gibi yapamadım !...
Meğer ne demekmiş “liberal” ?...
“Ülkesini, milletini seven, AB’ci, ilerici”
Ey benim kıt zekam; gel de Hülya’dan ders al !...
Be hey AVŞAR kızı; kalktı göç eyledi Avşar illeri
Ama sen öğrenememişsin; “ne demek liberal ve de kim ilerici ?”…
Öncelikle “liberal”; uluscu değil, bireycidir
Bireycilik de; “Rabbena, hep bana” biçiminde özetlenebilir ki Türkçe meali;
Kendi hırslarını, ulaşma ve elde etme isteğini her şeyin üzerinde tutmak
demektir
Gerektiğinde çıkar uğruna; beynini de, bedenini de isteyene
vermektir/verebilmektir
(Aynaya bak göreceksin böyle birini)
Kısa bir sürede, kolay yoldan ünlü olmak ve de ününü sürdürebilmek için
Her yola başvurmak gibi erdem(sizlik)ler
Ki “rezillik” kavramının içini dolduran söylem ve eylemlere başvurarak…
Üstelik LASWELL’den de önce,
Onun düşün babası, önceli MACHIAVELLI de böyle buyurmadı mı ?...
“Başarıya giden her yol mübah”
Dinlere aldırmayın, olmaz günah
Sömürün; kişiyi, kurumları, kaynakları, küreyi/Dünya’yı…
Ve daha sonra da LASWELL kuramsallaştırdı bu düşünceyi;
“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” diye
İşte günümüzde de liberaller;
Onun sözünden dışarı çıkmıyorlar
Dünya’nın tüm kaynaklarını kasalarına taşıyorlar
Bu sömürü düzeninin son aşaması KÜRESELLEŞME bağlamında,
Yalnızca Dünya’yı değil, evreni de talan ediyorlar Hülya AVŞAR
Olmuşsun “piyasa”da kaşar
ama
Gerçeklerin bir ayırdına varsan/varabilsen
Senin o kurnaz zekan bile bu liberallerin işine pek şaşar…
Benzemez onların sömürüleri; senin çalışanlarının haklarını yemene
Sıra sana bir gelirse; benzetirler varsıllığını, çöller ülkesi Yemen’e…
16 Ekim 2007’de Hülya AVŞAR ile Mehmet Ali BİRAND bir söyleşi yapmışlardı
“liberal ve liberalizm” hakkında… “Bir Bilen”
olarak tanımlayabileceğimiz AVŞAR; BİRAND’dan sonra da bir söyleşi daha yapmış parayı
sayanın izlediği bir televizyon kanalında LDP’li bir siyasetçiyle…Anlatırken
LDP’li siyasetçi partisinin ilkelerini; izlemiş onu huşu içinde, bir zamanlar
Kaya ile RTE’yi izlediği gibi… Demek ki bugünlerde Kaya’dan koptuğu gibi,
RTE’den de kopmuş AVŞAR…Bugünlerde artık o bir liberal… Üstelik de pek mutlu
olmuş Liberaller onun bu ilgisinden ve kuşku yoktur ki haberdar da olmuşlardır
liberalizm hakkındaki bilgisinden… Yine de ben olmamışsa onların bilgileri
“liberal ve liberalizm” üzerine, şu yakın geçmişimizdeki BİRAND’a yaptığı
beyanattan diye, işte üşenmedim düşürdüm yansıya… Mutlu olsun bundan böyle liberaller de kavuştular “Bir
Bilen” Hülya’ya…
Kıssadan, hisse:
Bu ülkenin “Bir
Bilen”i olarak bizler Süleyman DEMİREL’i bilirdik… Oysa “Bir Bilen” DEMİREL değil Hülya AVŞAR’mış, ona sormayan
düz yolda şaşarmış…
Hülya – LDP söyleşisi duyumu için yönlendirme:
*Hülya Bu…
Bundan böyle; “Neremi, neremi ?...” Banu için değil, Hülya için yeniden
yazılmalı… AÇILIM üzerinden gündeme düşen Hülya; birazcık da böyle anılmalı…
Attı kendini ortaya AÇILIM bağlamında; magazin borsasında yeniden tavan
yapmaya… Üstelik magazin borsası ne ki ?... Ana haberlerde de oldu gündem; az
daha tedavülden kalkacaktı ki bir yarısı Türk ise, diğer yarısı Kürt madem ve
de kaçmasın fırsat; öyle diyor ABD’li,
AB’li, AKP’li ve de II.Cumhuriyetçi adem…Cuk oturdu valla bu konu oldu Hülya’ya ballı badem…
30 Eylül 2009 günü, Adliye’nin önünde demiş ki; Türk tarafım şaşkın, Kürt
tarafım gururlu… Canınız neresinden
isterse işte AVŞAR’ın kızı Hülya bu:
Hülya bu; gözleri boncuk, boncuk…
Daha kimlere verecek öpücük ?...
Hoca Nasreddin gönül kırmamak için dağıtırmış
Hülya ise çıkarı için herkese “verir”; mavi boncuk
Duyar gibi oldum; “Tohuma mı kaçmış” dediniz ?...
Olur mu a canım; o henüz gül goncası, tomurcuk
El bebek, gül bebek; en güzel yavrucuk…
Hem de en akıllısından, en zekisinden
Bukalemun gibi kadındır; duruma göre değişir
Daha düne kadar; “AKP’ye oy verdik,
Kumamla birlikte Kaya’yı sevdik
Türbanımı da takarım, kınamı da yakarım” derken
Bir de baktık ki Sadettin’e sarkan bir Hülya vitrinlerde…
Öyleyse ne yapmalı ?...
Tezden türbanı atmalı
Hemen bir haç takmalı
AKP’ye göz kırpma dönemini kapatmalı…
Erkek değiştiyse, merkep de değişmeli
Artık SARAN ailesiyle cilveleşmeli…
Bundan böyle;
Annesinin Katolik olduğu söylenen Sadettin’e
Çok şirin gözükmeli…
Ne olmuş a canım ?...
O bir Avşar kızı
Nerede alırsa hızı
Yörük çadırından çıksa da soyu
Selvi gibi olmasa da boyu
Pek değişkendir huyu…
Kimin koynuna girerse
Şöyle bir geçmişi anımsa;
İbo ile lahmacun yedi
Tanju ile oldu Kanarya’nın yengesi
Kaya ile horon tepti
Eh sonunda oldu Sadettin’e Katolik
gelini derken
Bir de baktık ki olmuş AÇILIM sözcüsü,
Leke üzerinden beyanat verir de minik karga
O hiç düşer mi ondan arda ?...
Önce; “Sen biliyorsun ki neyi konuşuyorsun?...” fırçası
Türk yanımda sancım var, Kürt yanıma dönder beni açıklaması…
Hülya bu;
Kime verirse elini, ondan yana döner
Yakında onun da mumu söner…
Maksat gündem olsun
Hülya ortalıkta görünsün
Magazin borsasında ratingler düşmesin
Aman Hülya bize küsmesin…
Sözüm ona film yıldızı, star
Sanatçıyım diye hava atar
Ne film, ne dizi, ne gösteri
Görünmüyor ne zamandan beri sureti yansıda
Selülitler de iyice azdı,AÇILIM yapamıyor denizde
Giyemiyor ki hatun ne bikini, ne de tanga
Bu kez ipek gömleği üzerinde, yaptı son bir AÇILIM
Dokununca kimilerinin kanına sözleri
Savcıya şaşkın, şaşkın baktı o mavi gözleri…
Kimbilir kim vermiştir ona;
AÇILIM üzerinden açılım yapsın diye aklı ?...
Belki de Milliyet’lidir o kişi,
şimdilik Hülya’da saklı…
Bekleyeceğiz, göreceğiz yakında düşecekmiş süreti yansıya
AÇILIM muhabbeti ön hazırlık olsa gerek;
Haspanın televizyon programının tanıtımına…
Hülya bu işte; yeter ki sureti düşsün yansıya
Gündemde olsun, kasa para dolsun
Yoksa bu dümenin suyu nasıl döner ?...
Para için; türban da takar, haç da takar
Yeter ki aç kalmasın soyu, sopu
Gerekirse Şeytan’a bile tapar
Hele ki; AÇILIM’ın alasını, RTE’den bile iyi yapar…
*Son gelen duyumlara göre; ifadesini alan savcının, o da ifadesini
alacakmış yeni başlayacak olan programında… AÇILIM üzerine söyleşeceklermiş
karşılıklı, höpürdetirken kahvelerini… Kim bilir belki de program sonrasında
birlikte giderler öpmeye, Fethullah Efendileri’nin ellerini…
Selma ERDAL






















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder