17 Şubat 2014 Pazartesi

Altmışların Delikanlısı



Sen İstanbul'sun benim için

Siyah-beyaz Türk filmlerinde kalan

Altmışların delikanlısı...

Köprüaltı çocuklarıyla balıkçıların

Marmara'nın gümüş sularında oynaşdığı

Beyoğlu sokaklarına kan tükürenlerle

Pırıltılı ışıklarına para dökenlerin

Bir şarap şişesinde kaynaşdığı İstanbul'sun...

Emirgan'da bir bardak çayın

Şehir hatlarında şekerli yoğurt Kanlıca'nın

Damaklarla birlikte dostlukları tatlandırdığı

Kaldırım yosmalarının

Otuzbir yerinden bıçaklandığı İstanbul'sun...

Yenicami önünden yoksulun ekmeği

Güvercinlerin elli kuruşluk darısı

Galata Kulesi'nden Ümit Yaşar'a oğul acısı

Karaköy'den erkeklere boyalı Çingene gacısı

Sulukule'den bıçkınlara oturak gecesi

Taşından toprağından altın bilmecesi sunan İstanbul'sun...

Sen İstanbul'sun benim için;

Dertlerin çilingir sofrasına meze yapıldığı

Düşlerin Yeşilçam'dan yaşama katıldığı

Evden kaçan kızların otel odasında basıldığı

Umutların bir pula satıldığı İstanbul'sun...

Maçka Parkı'nda çimenlerin gizlediği sevişmeler

Karı-kız dalgasına bitirimce sövüşmeler

Henüz başlamamışken halk adına

Halkdan uzak savaşmalar

İşte sen o günlerin İstanbul'usun...

Bugün; Boğaz'ın gümüş sularının rengi

Vursa da saçlarına

Genç kızların memeleri,

Dolmasa da avuçlarına

Mavi-yeşil gözlerindeki o sönmeyen ışıltı

Dudaklarındaki bu çapkın gülüş

Anılarından bu afili geliş

Olsa da yaşadıklarının yarısı hoş bir yalan

Sen yalnızca siyah-beyaz

Türk filmlerinde kalan

İstanbul'sun benim için, altmışların delikanlısı...

Selma Erdal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder