17 Şubat 2014 Pazartesi
Kürtaj İkiyüzlülüğü
En başından belirtmek isterim ki Kamu Yönetimi orijinli, “Kentleşme ve Çevre Sorunları Uzmanı” kimliğimle elbette ki nüfusta kantite değil, kalite ya da daha anlaşılır bir Türkçe ile nüfusta nicelik değil, nitelik arayanlardanım…Bir kere bu böyle biline !...
Ama…
Günlerden; 8 Haziran 2012 …Ve kadını, erkeği sokaklarda… KÜRTAJ yasağına, karşı çıkmak için buluşunca… Birden bire sorguladım; neden bunlar böyle cümleten ayakta ki çoğunluğu ulus devlet ve ulusal kimlik karşıtı olan bir topluluk…
Kuşkusuz ben de ulusalcı kimliğimle, günlerdir ben de KÜRTAJ üzerine ve özellikle de geçmişte muhafazakarların “veled-i zina” olarak tanımladıkları ve de dışladıkları (elbetteki onların bir suçu yok, ama yaşamları boyunca taşıyacakları yük çok diye düşündüğümden) bebelerin bile doğurulması gerektiğine ilişkin Hükümet söylemlerine karşı düşüncelerimi yazdım, dışa vurdum, paylaştım…
Ama…
Bugün böyle, usuma düştü birden bire; sokaklara çıkanlara “kürtaj yasağı koyacaklara karşı duranlar”a, karşı duracağım birkaç düşünce…
Çünkü her olayın, olgunun, oluşumun; görünen/görünmeyen yanları, olumlu/olumsuz dışsallıkları, gözlerden/düşüncelerden uzak/yakın tutulmak istenen durumları vardır ki işte bu bağlamda yazıya düşecek sözlerim gözlerden uzak değil, bu satırlarda…
Bunca “yetmez ama EVET”çi, Sezen gibi “leke”ci, kendini liberalden sayan “II.Cumhuriyet”ci varken bu ülkede; ne yaparsanız yapın, nafile…Elbirliğiyle getirdiler bu AKBABALAR’ı ; kendilerini ilerici sanan bu kafile…
Yetmez ama az bile sizlere bu yaşananlar !...
Demek geliyor içimden; diyorum da…
Ne yazık ki azgelişmiş ülkelerin, sürekli “azgelişmişler” olarak yerinde saymalarının nedeni; yaşayanlarının (bir zamanlar onları; ulus, yurtdaş ya da halk olarak tanımlardık) uzun dönemli düşünememeleri uzağı görememeleri, yaşamla /yarınla satranç oynamayı becerememeleridir…Kısa dönemli düşünenler, kısa günün karı diyen fırsatçılar; bu gidişle daha çoook arayacaklar dünlerini…
Bugün sokağa dökülenlerin “olası” KÜRTAJ yasağına karşı çıkma nedenleri; NE MUTLU TÜRKÜM diyenlerin, nüfustaki artış oranını engellemek amacıyla olabilir mi ?...
Kuşkusuz bu tür ince hesapların da ayırdındayım…
Bugüne değin; Doğu’da, her ailede en az 10 ve üzeri sayıda çocuklar doğurulurken, kadınlara hiç de “kuluçka makinası” benzetmesi yapılmamıştı ve hiç kimsecikler dökülmemişti sokaklara “bu kadar çocuk sayısı çok fazla; yeter !” demek için, acaba neden ?...
Neden onlar için de kimsecikler haykırmadı; aşiretlerdeki özellikle ensest ilişkileri sonucu oluşan gebelikler karşısında “kadının bedeninden elinizi çekin” diye ?... Neden kimsecikler haykırmadı; akraba ilişkileri/evlilikleri/tecavüzleri nedeniyle oluşan gebelikler sonucunda, beyin ve beden olarak sakat/engelli/arızalı/arazlı bebeler için; “Kürtaj hakkımız…Söke, söke alırız” diye ?...
Sanırım DİYANET’in; kürtaj açıklamaları gibi, bu işte de var bir takiyye, var bir numara, var bir ikiyüzlülük… Ey dünün kürtaj suskunları, bugünün savunmanları; bu ikiyüzlülükler karşısında siz neler dersiniz ?...
Ve ben dün; sorunun toplumsal maliyetini düşünerek, Doğu’da her evde en az 10 çocuk ve dahası var diye, sürekli nüfusta nicelik değil, nitelik dedim, siz gibilerden bolca küfür yedim… Bugün,sizin bu art niyetli, ince hesaplı kürtaj karşıtlığınız nedeniyle; ister misiniz ödeşelim ?... Sorayım mı ben de sülalenizin hatırını;ne dersiniz ?...
Selma ERDAL;İstanbul, 8 Haziran 2012
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder