18 Şubat 2014 Salı
Düşler ve Gerçekler ya da Bütçe mi Kürtçe mi ?...
29 Ağustos 2007 sabahı, TV 8’de Erkan TAN’ın konuğu; AKP’den Ankara Milletvekili Bülent GEDİKLİ…
Söyleşiyorlar… Gündem; 2 Kasım’dan, 22 Temmuz’a… Bu süreçte sanki AKP ile halk omuz omuza…
Erkan TAN tarafsız bir yaklaşım sergilermiş gibi izleyicilerden gelen soruları yöneltiyor GEDİKLİ’ye… O da DEMOKRASİ-LAİKLİK-SOSYAL HUKUK DEVLETİ üzerine döktürüyor da döktürüyor…
Sıra özelleştirme üzerine sorulara geliyor, “her şey satıldı, satılacak” derken, GEDİKLİ; Dünya’da, devletlerin ekonomiden el çektiğine, işletici, uygulayıcı değil,denetleyici olduğuna ilişkin söylevlerine başlıyor, SSCB’nin de devlet olarak işletmeciliği beceremeyişinden dolayı, Dünya’daki ekonomik değişime ayak uyduramadığından çöktüğünü ve geçmişin komünist ülkelerinin bugün tümünün özelleştirmeden yana uygulamaları gerçekleştirdiğini keyifle anlatıyor.
Bunca “özelleştirme” söylevinin ardından, sıra ülkemizin geleceği ve en önemli gerçeği üzerine övgüler düzmeye geliyor. Bu gerçek de ülkemizin en genç nüfuslu ülke olduğu…
GEDİKLİ’ye göre, nüfusumuzun yüzde ellisinin 25 yaş altında oluşu sevindirici bir durum ve bu “sevindirici durum” üzerine yorumlar yapıyor (Gerçekten de sevindirici mi acaba ?... İnsan kaynakları ekonomisine göre tartışmaya açık, çok önemli bir konu bu ve de bir yazılık değil, başlı başına bir kitaplık, belki de birkaç kitaplık bir konu… Kuşkusuz bu durumu AKP’li pembe gözlüklüler/göremeyenler/değerlendiremeyenler için)…
GEDİKLİ diyor ki; “En geç on yıl sonra, bütün Avrupa ülkeleri bizim peşimizden koşacak, bu genç nüfusumuz için… Çünkü on yıl içinde onların çalışan nüfusu hemen, hemen hiç kalmayacak...”
İşte AKP’nin ülkemizin genç nüfusuna ilişkin düşleri/öngörüleri/görüşleri/beklentileri/varsayımları/tasarıları/özlemleri…
Özelleştirmeyi savunan, “her şey satılık” anlayışıyla kalkınma düşleri kuran AKP (uzun dönemli kalkınma planları yapmak yerine) gelecek on yıl içinde genç nüfusumuzu, AB işgücü pazarına sürmeyi düşünüyor/umuyor/tasarlıyor, kalkınmasını bu kaynak üzerinden yapmayı düşlüyor, emekçi/işçi/amele/ırgat olarak… Türk gençliğini bekleyen gelecek bu…
Nasıl ki Amerika’ya göre, Türkiye’nin bir tek ihraç ürünü var; o da askeri… Avrupa’ya göre de, Türkiye’nin bir tek ihraç ürünü var; o da on yıl içinde pazara sürülecek olan işgücü/emek gücü… Ve bu öğreticilerinden aldığı derslerle AKP kalkınma planları yapıyor yüzde ellilik genç nüfus üzerinden…
Her şey satılık/her şey satılmalı ya işte o yüzde ellilik genç insan gücüne yatırım yapmaktansa, onların gücünden ülkede yararlanmak için istihdam yaratmaktansa (Gerçi işin kolayı varken neden istihdam yaratılsın ki ?... Daha önceleri DEMİREL Hükümeti de Türk insanını Avrupa işgücü pazarına sürüp, işsizlik sorunundan sıyrılıvermenin yolunu/çözümünü bulmamış mıydı?... Türk insanının da “pazardan at seçer gibi” Alman doktorlarınca dişleri sayılıp, kasları yoklanıp sanayinin dişli çarklarında eritilmesi kolaycılığı yaşanmışken, bir kez ya da bir çok kez daha neden olmasındı?...), “her şey satılık/her şey satılmalı” ilkesi gereğince; genç neslin emek gücü satılacak, genç nesil işgücü/emek gücü pazarına sürülecek, altmışbeş yaşına gelince de posası çıkmış olarak mezara gömülecek…
Böylesine kolaycı çözüm yolları varken, ne istihdam (işe alma) artışı için yatırımlara, ne de doğum kontrol-nüfus planlaması için söz söylemeye, para ve zaman harcanmasına da gerek kalmıyor… Bir taşla, kaç kuş ?...
İşte AKP’nin genç neslin değerlendirilmesi üzerine düşleri, görüşleri, tasarıları, öngörüleri, varsayımları: İnsan emeğini dış ülkelere satmak, onlar üzerinden KÖLE TİCARETİ yapmak…
Bu ülkede özelleştirilmemiş ve de satışa sunulmamış yalnızca halkımız/yurttaşımız/insanımız kalmıştı; AKP’nin yeni yönetim döneminde hayırlara vesile olması dua ve dilekleriyle ve de Allah’ın izniyle o da gerçekleşecek diyorduk ki…
Günler, günleri kovalıyor ve zaman yolculuğumuzda 2008 yılının Ekim ayında; Dünya ekonomik krizle sarsılıyor, ama RTE’ye göre HAMDOLSUNLUK Türkiye ekonomisinin durumu… Bu nasıl HAMDOLSUN ise, Kurban Bayramı nedeniyle yaşanan 9 günlük dinlencenin son gününde, bir duyumla anlıyoruz ki henüz her şey satışa sunulmamış, RTE ve taifesine göre bu ülkede satılacak pek çok kaynak bulunmakta…ki onlar TBMM’ye bir yasa önerisi sunma kararı aldıklarını, bu karara göre kamu hizmeti görülen yapıların satışa sunulacağını öğreniyoruz ( bu nedenle diyoruz ki yazımızda SATLIK MEMALİK-İ TÜRKİ; http://www.yenibursa.com/Yitirilen,Ulusal,Servetimiz,989.html ) ve budur HAMDOLSUNluk Türkiye’nin ahvali şeraiti…
İşte bu ahval ve şerait içindeyken ülke 2008 Aralık ayı itibarıyla, başlıyor TBMM’de 2009 yılı BÜTÇE görüşmeleri…
Ekonomik durum, çözüm önerileri, tartışmalar, eleştiriler… Sözde demokrasimizin gereği sırayla kürsüde siyasal partiler… Alışılagelmiş sözler, görüntüler… Adı pek çok kez değişse de, söylemleri 1993’den beri değişmeyen DTP’nin sözcüsü gelince kürsüye; dilinden düşen ilk sözcük ille de KÜRTÇE…
Diyor ki; “ bilimsel olarak kanıtlanmıştır, çocuk ana karnına düştüğü dördüncü ayında duyduğu dil, anadilidir…Çocuk ana karnında Kürtçe duyuyor, doğuyor, okula gidiyor, başka bir dille karşılaşıyor…Ana karnındayken duyduğu dille öğretim yapan çocuk, başarılı olur”…Ve sürdürüyor konuşmasını; “zimane zigmagi” diye Kürtçe ile ( ki anlamı “ana karnında öğrenilen anadil” demekmiş) dayatıyor NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ilkesiyle oluşan bir ulusun meclisinden ille de KÜRTÇE diye… 1990’lardan beri, her yıl, bıkmadan, usanmadan, her BÜTÇE görüşmesinde, dayatılan KÜRTÇE…
Dünya’da ekonomik kriz varmış…HAMDOLSUN bize uğramamış…Yok, yok birazcık uğramış da üstesinden gelmek için SATLIK MEMALİK-İ TÜRKİ imiş… Daha öncesinde de AKP genç nüfusumuzu; işgücü/emek/köle pazarına sürecekmiş… İşsizlik çığ gibi büyümekteymiş…
Adları HEP olmuş, HADEP olmuş, DEHAP olmuş, DTP olmuş; kaç kez kapılarına kilit vurulmuş…Kim akıllanmış, kim uslanmış ?...Giderek söylemleri daha da pislenmiş, puslanmış “zimane zigmagi” bağlamında ille de KÜRTÇE… Umurlarında bile değil BÜTÇE…
En sonunda HAMDOLSUN ki TRT ŞEŞ’imiz de oldu; hayırlara vesile olması temennisiyle…
Bursa; 9 Ocak 2009
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder