18 Şubat 2014 Salı
Dul Kadınlığa Ağıt ya da Övgü
Ün yoktu yaşamımızda, ama sevgi vardı /
Soframızda yoksulluk sarp dağlara yağan kardı /
Mutluyduk çoluk, çocuk evcilik oynarken /
Evin ekmeğini getiren kocalarımız; en güvenilir yardı… /
Bir gün ölümlere, ayrılıklara yenik düşünce evlilikler /
Uzaklaştı dişiliğimizden o büyülü evcillikler /
Böylece benliğimizi bireysel özgürlükler sardı… /
Nasıl da siliniverdi belleklerimizden /
İki ters, iki yüz; ilmik, ilmik yün örgüleri /
Nakış, nakış işlenmiş ak bezlerden yastık örgüleri, sargıları /
Uçup gidiverdi kulaklarımızdan /
Komşularımızın dul kadınlar için söylenmiş yergileri /
Bu başımızdakiler sevi yelleri değil, Tanrı vergileri /
Diyerek; başkaldıramadan yazgımıza /
Sil baştan daldık, yaşamın en ortasına… /
Acımasız toplumsal kurallar adına, tanınmasa da yetkeler /
Beynimizi ya da bedenimizi kullanmada elimizdeydi yetkiler /
Suskun kalsak da yalnızlığımızla; yaşamda da, yatakta da /
Vurgun yemiş uslanmaz yüreğimiz her an atakda /
Sonu hüzünle bitecek aldanışlar için /
Ava giderken, avlanacağı yepyeni bir avda… /
Selma Erdal
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder