20 Mart 2014 Perşembe

21 Mart; DÜNYA ŞİİR GÜNÜDÜR

Günlerden 21 Mart… 21 MartTürkler için Nevruz; bir başka deyişle yeniden doğuş, yeni bahar Ergenekon Destanı’nda da yer bulan… Gerçi günümüzde Ergenekon göndermesi; insanı aynı zamanda gönderir Silivri’deki kodese…Ve yine Nevruz; bölücü Kürdün dilinde Newroz olmuş, oradaki gönderme de ülkeyi paramparça etmeye… Oysa 21 Mart DÜNYA ŞİİR GÜNÜ…Öylesine yoğrulmuşken, bunalmışken, boğulmuşken siyasal olaylarla iç içe, diyebilir yurtdaşlar şöyle: - Kim ayırdında olabilir ki bunca vesvese, endişe, hay huy, koşuşturma varken, DÜNYA ŞİİR GÜNÜ’nün ?... İnsana özgü değerler, algılar sıralamasında ŞİİR; günümüz koşullarında kaç para eder ?... Ülke genelinde, yeterince üst benliği gelişmemiş bir toplumda; ŞİİR ?... O nedir ki, ne ilgi, ne alaka ?... Magazin mi, futbol mu ?... Tarikat şeyhinin cennet vaad eden kelamı mı ?...Yoksa fingirdek aşiftenin buluşalım diyen selamı mı ?... ŞİİR; yenir mi, içilir mi, o dediğin ne işe yarar?...
Kitap okumayan toplum derken…İnternetten gündemi izliyoruz bahanesiyle, boyalı basını bile izlemekten geri dönen ülke insanı; çoktan unuttu sazlı, sözlü ozanı, Karacaoğlan’ı, aşık Veysel’i…Nazım’ı ozanlığındansa, daha çok vatan haini, kominist belledi…Sorsan onlara; Orhan Veli dersen, ayyaşın teki… Ümit Yaşar, Atilla İlhan; bünyeye uymaz… Bizi ancak Orhan Abi, Müslüm Baba, Ferdi paklar diyen aymaz; bilesin ki bugün DÜNYA ŞİİR GÜNÜ… Kutlu olsun, insanlık var oldukça, var olsun o derin, o içli, o imbiklerden süzülmüş içli duygular…Bendenizin de bugünü anmak, anımsamak için bir şiiri var; yüreğimden sunulmuş, ŞİİR sever yüreklere…
*Kitaplarla Devr-i Alem Nazım’ın dizelerinden, kadın dergilerine / Filozoflar Ansiklopedisi’nden, Ortak Geleceğimiz’e / Kimlerle dostluk kurmuyorum ki / Tükenip, yiten zamanla dalaşırken / Kitaplarımla sessizce Dünya’yı dolaşırken… / Sayfalarda gözlerim tümce, tümce / Birden dokunurum Kızılderili’nin tüyüne / Binerim doru tayına / Konuk olurum bozkırdaki çadırına… /
Bazen şöyle uzanıp da Kuzey’e doğru / Altı ayın karanlığındaki Kutuplar’a / Anadolum’un çayda çırasının kandilini / Çevresine oyasının işlendiği mendilini / Küçük Eskimo kızına armağan bırakırım… / Kuzey’den, Sibirya’dan aşağılara / Buzda kayan kızaklarla yol alırken / Bir an soluklanırım Kafkaslar’da / Dans ederim yakışıklı Kazaklar’la… / Parmak uçlarımda uçarken peri kızı gibi / Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Mevlana adına / Her nedenli Hindular değer vermese de kadına / Sakınmam onlardan merhabamı… / İpekyolu’na götürür beni; / çok büyümesin diye / Çinli kızın demirden ayakkabılarındaki / sızlayan ayaklarım… / Dut yapraklarında ipeğin kozası / Marco Polo’nun serüvenlerini sayıklarım… / İrili, ufaklı adalardan yüze, yürüye / Gelibolulular’ın sevgilerini / Kangurular ülkesine taşırım / Oradan bir korsan gemisiyle / Macellan’ın Boğazı’na ulaşırım / Ayak basarım gizemler anakarasına / Kara Adam’ın Afrikası’na… / Bir safari gecesinde / Beyaz filin üstünde / Pigmeler’in büyüsüne kapılırım… / Nil’de bir sandal süzülürken / Kleopatra olurum en dizginlenemez hırsımla / Sezar’la, Antonius arasında dolaşırım hışımla… / Develerle aşarım Arap Yarımadası’ndaki çölleri / Kutsal da olsa hurması, zemzem suyu / Özlemimde Anadolum’un gülleri, bülbülleri / Burnumda mis gibi tarhananın kokusu / Tabanımda nakış, nakış kiliminin dokusu / Damağımda soğutulmuş ayranın tadı / Sevince doğayı ve doğanı / Soframda zeytinle, bir baş soğanı / Katık ederim ekmeğime / Kuşkusuz olmaz insanın kötüsü diye, diye / Kulağımda Pir Sultan’ın deyişi, Yunus’un nefesi / Ne Kazak, ne Sezar, ne Antonius / Yanımda ille de Anadolum’un Efesi, / Gözlerim kitaplarımın arasında / Umutlarım barış dolu baharlarda / Ben Türkiyem’de mutlu yaşarım… / Selma ERDAL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder