19 Mart 2014 Çarşamba
Tüketim Üzerine Bir Söyleşi
Bugün $ (dolar) birazcık yükselmiş mi yoksa düşmüş mü? Siz dolar düştüğünde sevinenlerden misiniz yoksa
üzülenlerden misiniz? Mikro ekonomik düzeydeki bencilliğinizden yola çıkıyorsanız, spekülatif kazançlar
peşindeyseniz ; yastık altındaki ya da bankadaki dolarınız karşısında Türk Lirası’nın her gün biraz daha
eriyor olması sizi elbetteki sevindirir. Ama siz makro ekonomik düzeydeki ülke çıkarlarımızdan yola çıkıyorsanız
elbetteki sevinemezsiniz.
Son yıllarda Türk halkı dolar yeşiline tutkun olduğundan beri, dallardaki yeşilleri umursamaz oldu. Giderek cennet
yörelerimiz cehenneme dönüşmeye başladı. Çünkü tüm Dünyalılar gibi Türk halkı da 21.yüzyılın vahşi
kapitalizmine yetişebilmek, bir başka deyişle ekonomik bakımdan varsıllaşmak uğruna, ekolojik bakımdan
yoksullaşmamıza duyarsızlaştı.
Henüz 1972’de Stockholm Konferansı toplanmamış, Dünya’nın sömürgenleri, sömürülenlere “Çevreye özen
gösterin “ öğütlerine başlamamışlardı. İşte o günlerde kenevir ipinden filelerimiz ya da Sümerbank basmasından
pazar torbalarımız vardı. Bunların içinde sebzeler-meyveler kese kağıtlarıyla evlerimize taşınırdı.
Ogünlerin yaşlı dedeleri-nineleri boş zamanlarını değerlendirmek , öğrenciler okul harcamalarına katkı sağlamak
için eski gazete ve dergilerden kese kağıtları üretirlerdi. Çünkü biz Anadolu halkı, henüz “çevre sorunları”nın
anlamını bilmeden ama çevre sorunlarına da neden olmadan yaşar giderdik.
Sonraları daha çok üretebilmek için daha çok tüketmemiz gerektiğini ve alış-verişlerimizde naylon torba
kullanmanın uygarlık olduğunu sanmaya başladık. Böylece bizim kese kağıdı kullanma alışkanlığımız giderek
unutuldu; öylesine ki naylon torba kullanımı bir gelişme gibi algılanmaya başladı. Günümüzde teknolojik gelişmenin
satın alınmasıyla , çağ atlanıldığının sanılması gibi…
Oysa günümüzde başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, gelişmiş ülkeler kese kağıdı kullanmaya, naylon
ambalajlardan uzaklaşmaya özen göstermektedirler. Gerçekteyse Dünya’da yaşanan çevre bozulmasının birincil
sorumlusu bu sömürgenler, bu davranışlarıyla çevreye duyarlılıklarını bir gösteriye dönüştürmektedirler.
Atık kağıtlardan yeniden değerlendirme yöntemiyle ürettikleri kağıtlara basılmış kitapçıklarla azgelişmişlerde çevre
bilinci yaratılmasına ilişkin örneklemeler sunmaktadırlar. Bu eylemlerini sürdürürken, Afrika’nın ardından
Brezilya’nın yağmur ormanlarına vahşi kapitalizmin baltalarını sokmaktan da geri durmamaktadırlar.
Bugün bizler, bu çok gelişmişlerin tüketim toplumu örneğine özençle dolu dizgin koşarken ve bu arada neler
yitirdiklerimizin de yavaş, yavaş ayırdına varırken, bir kez daha düşünmeliyiz. Atalarımızın da dediği gibi; tarlada
pirinç ararken, evdeki bulgurdan olmamak için, bir kez daha üstelik de derinlemesine düşünmeliyiz. Kese kağıdı
kullanma alışkanlığından, naylon torbaya geçmenin bir uygarlık göstergesi mi yoksa yoksulluğa atılan bir adım mı
olduğunun sorgulamasını yapmalıyız. Çünkü ne kentimiz Bursa, ne ülkemiz Türkiye ne de gezegenimiz Dünya;
sanayileşmeyle başlayan çevre bozulmalarına karşın bütünüyle yitirilmiş değillerdir. Henüz yaşanılası özelliklerini
ve güzelliklerini korumaktadırlar. Bununla birlikte; bu durumun sürekliliği için Bursalı, Türkiyeli ve Dünyalı çevre
dostlarının dayanışması ve özenli davranışları gerekiyor.
Unutulmamalıdır ki; insanlar için yeniden yaratma ve yaratılma ancak kurgu-bilimsel bir düştür. Bugün bizler için
Dünyamız’ın yaşanılası özelliklerini korumak çok daha önemlidir. Elimizden kayıp giden yaşamımızla birlikte
yaşadığımız alanların da yok olması, geleceğe yönelik endişelerimizi arttırmaktadır.
Daha çok üretim amaçlı tüketim; doğal kaynakların giderek azalmasına neden olur. Bu da doğal dengelerin
bozulması sonucunu getirir. Nasıl ki yaşamak için bir tek şansımız varsa, bu şansımızı kullanabileceğimiz bir tek
Bursamız,İstanbulumuz, İzmirimiz, Muğlamız, Antalyamız,kısacası Türkiyemiz ve de Dünyamız var.
Değerini bilelim ve çevre sorunlarına neden olmadan yaşamasını öğrenelim. Dolar yeşili için değil; dallardaki yeşil
için kaygılanalım.
Selma ERDAL
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder