10 Mart 2014 Pazartesi

Laptop Namaz Vakti

Hayırlara vesile olsun ki Ali Osman-i’nin günümüze izdüşümü Muhteşem Gülistan için ABD tarafından Dünya Haritası’nda ve dahi bölgelerle, kıt’alar arasında “mekan” adresi belirlendi; Ortadoğu cihetinde…Her ke kadar Gazi Kemal Hazretleri; I. Cihan Harbi’nin ardından milletiyle verdiği cihatla kurduğu Cumhuriyet’in yönünü Batı’ya çevirmiş olsa da…ki evvelinde; 1326 senesinde Bursa havalisinde temeli atılan Osmanlı Devleti bile kendini Avrupa Devleti sayıp, Viyana kapılarına dayanıp gözünü dikmiştir Batı’ya taa ki Devlet-i Ali Osmani’yi yedi düvelin işgali altında batırıncaya dek… Ve Osmanlı’nın küllerinden doğan, emperyalistlere karşı verilen bağımsızlık savaşının ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti önderi Kemal ATATÜRK’le birlikte “muasır medeniyet” ilkesi, ülküsü, amacı nedeniyle geleceği için Batı uygarlığını ölçüt almış olsa da…Menderes’le birlikte NATO’ya girme bahanesiyle, Muhammedin Ocağı, Gazi Kemal’in Askeri diye bilinen ordusunun neferi Mehmetçik’e Kore’den teskere veren ABD ve işbirlikçileri (ABD mandacılığını özleyen, ülkenin bağımsızlığına ABD ipoteğini koydurtmak için yol gözleyen düzenbaz takımı) yardımıyla; evire, çevire, devire ülkeyi yine yatırdılar revire…Ve revire yatırılan Devletimiz’e; Osmanlı gibi “hasta adam” yaftası yapıştırıldı ve teşhiş sonucunda artık O Ortadoğulu sayıldı, sayılmakta… Ortadoğulu sayılınca bu Devlet, tabiatıyla Gülistan suretinde; başta LAİKLİK ilkesi olmak üzere, Atatürk’ün tüm İlke ve Devrimleri tedavülden kaldırıldı…Daha 80’lere değin; “Ne Şam’ın şekeri, ne Arabın yüzü” derken bu ülke, bu ulus,girdi Araplaşma, ümmetleşme yarışına… Ve kulaklarını tıkamaya başladı Atasının sözlerine ki O’nun ülkesi, ulusu adına amaçladığı; yurtta ve dünyada sonsuza dek sürdürmek istediği barışına… O artık petro-dolarla esir alınmış bir Arap-Amerikan neferi ve her daim seferi; küresel emperyalizmin emelleri için…İşte bu nedenle O’na adres Ortadoğu ve bu durumda O’na ulus değil, Ortadoğulu nizamında ümmet biçin…Kaftanıyla, kültürüyle, kafasıyla ve en önemlisi elinde Kur’an-ı Kerim; başında takke, ayağında takunya…Ve olmaz cemaatimizde kadının ne nefesi, ne de sesi…Ve dahi bulunmaz ümmetimizde labunya… İşte bu mealde ve bu plan, program emelinde ve amelinde din bezirganları başladı faaliyete; arka bahçelerine nadide güller derlemek için şu muazzam Gülistan cihetinde…Bilumum camii kapılarına ve dahi camii güzergahı üzerinde tüm binaların duvarlarına yapıştırıldı ilanlar; eğer ki, sabah namazına giderse oğlanlar, onlara veriliyordu ilahiyattan “laptop” müjdesi… Aman Yarabbi; ne ulvi bir karar ve dahi ne büyük keşif…Ve ne büyük ifşaat ve dahi inkişaf… Sabah namazına gelen, gelmek yetmez, yoklamaya katılan, katıldığını kanıtlayan yani Gülistan diliyle ispatlayan 13 yaşına kadar olan ve dahi henüz buluğa ermemiş oğlanlar; edinecekler birer laptop…Haydi çocuklar saat 05, yataklardan kalkın hop…Koşa, koşa namaza durun…30 namaz sonrasında laptopu masaya kurun…Şimdi LAPTOP NAMAZ VAKTİDİR… Koşun namaza koşun; din bezirganları sizi laptopla saflarına katacaklar, sizin inancınızı bir laptop karşılığında satın alacaklar…Nasılsa bu ülkede her şey satılık; şehid kanlarıyla sulanmış toprak…Yeraltı ve yerüstü hazinesi sayılan; madenler, içme, akar ve termal suları, bor, her türlü kaynak…Ar, namus, şeref, haysiyet, atalardan kalan tarihi miras ve dahi vasiyet…Para için gerektiriyorsa bunu keyfiyet; din, iman ve dahi vicdan da satılık…Satılık yani para eder bir mal, meta…Değeri,ederi, parası, parsası karşılığında gerektiğinde alınır ve dahi satılır; din, iman, inaç bile, bu böyle biline… Bugün arka bahçeye gül derlemek için saat 5 sularında, laptop karşılığında “haydi çocuklar namaza” nidaları yükselir…Yarın “ileri demokrasi” rejiminde, “eşbaşkanlık” martavalı ve dahi” küçük Amerika olma” düşleri eşliğinde; alavere, dalavere, Mehmetçik ölmeye…Ki bu Mehmetçik dediğin kitle, bugün Laptop Namaz Vakti’nde camilere koşan, babaları, amcaları, dedeleri tarafından camilere koşturulan çocuklardan, bir başka deyişle arka bahçede yetiştirilen, daha doğrusu devşirilen güllerden oluşacaktır çok yakın bir gelecekte… Bu madalyonun bir yüzü, Gülistanın hükümranlarınca uygulamaya konan, piyasaya sürülen planın bugünü ve yarın ne olabileceğine yönelik öngürüsü üzerine, bir öngörü… Ya madalyonun diğer yüzü, arkası; gerçekten de arka bahçede hazır ve nazır bekleyecek mi acaba bugünün laptop fırkası, bu hassasiyetle yetiştirilen dindar gençlik harikası ?... Bugün laptopla satın alınan din, iman, inanç ve dahi vicdan ki satılık oldukları besbelli, bedelsiz değil bu geleceğin arka bahçe gülleri ve dahi neferleri; ana-babalarından oy bulgur, nohut, kömür karşılığında…çocuklarından da sabah namazı alıştırmalı laptoplar, gerektiğinde şehid olma olasılıklı ömür karşılığında… Bugün laptopla satın alınan; din, iman, inanç, vicdan…Gelecekte de ona sunulan; yaklaşık 10 yıl sonrasına özgü yeni bir teknolojik oyuncak, son model araba ya da lüks villanın terasında kurulu bir salıncak…karşılığında bunca yatırım…yatar mı yatar?...Bugün laptop için namaza duran oğlanlar, gelecekte çok daha pahalı, değerli, ederli, paralı bir nesne için dinini, imanını, inancını satar mı satar?... Taşıma suyla dönen değirmen…Kakma çiviyle, sokma akıl… Dayanır nereye kadar ?... İşte onu da ben gibi satılmayanlar hiç bilemez, ancak Laptop Namaz Vakti’nde; oğlanları satın alanlar elbetteki benden daha iyi bilirler… Selma ERDAL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder