12 Mart 2014 Çarşamba

Başbakanım Bize de Beklerim !...

*Girizgah niyetine: Bu yazı “7Eylül 2007” günü yazıldı; o günlerde çat kapı “iftar” için evlere konuk olduğunda RTE… Baktım ki bugünlerde yine değişen bir şey yok; RTE yine, çat kapı “iftar” için evlere konuk olmakta… Televizyon yansılarından her akşam bir iftar ziyafeti görüntüsü gözlerimize dolmakta… Bu durumda dedim ki kendime; o günlerde ilk iftar ziyafeti düştüğünde yansıya, yazıya düşen duygularım saklı kalmamalı bende…Bu Ramazan münasebetiyle kamuoyu ile buluşmalı iftar ziyafeti niyetine… Günlerden: 7 Eylül 2007… HABER TÜRK; Haber 13.00’de Başbakan anlatıyor: -Komşu çocuklardan biri, her gün “Başkan Amca bize mantı yemeğe gel” diye çağırıyor… Ertesi gün yine, daha ertesi gün yine… Sonunda “Başkan Amca” 9 yaşındaki bu erkek çocuğunun içten isteğini kırmamış; “Peki şimdi evde mantı var mı ?” diye sormuş. Çocuk da; “Bizim evde her zaman mantı var… Bizde yoksa dedemlerde var. Onlar da karşıda oturuyor, onlardan alırız” demiş. Sonra da birlikte çocuğun evine gitmişler, evde mantı doluymuş, bütün apartman da eve doluşmuş… Afiyetle yenmiş mantılar… Komşular arasından bir kız çocuğu da ERDOĞAN’ın yanına gelmiş; “Başbakanım bugün benim doğum günüm. Buyrun çayı da bizde içelim” demiş, çaylar da küçük kızın evinde içilmiş… Başbakan, HABER TÜRK aracılığıyla yansıya düşen görüntülerinde; partili milletvekillerine akşam yaptığı komşu ziyaretlerini anlatıyor ve onlara öğütler veriyor: -Halkla yakın olun… Halk sizi ulaşılmaz sanmasın… Aman Sayın “Başkan Amca” (Burada RTE içinden konuşuyor, bu nedenle ayraç içinde: “Bu söylemi de tuttum ha… Başkanlık sisteminin müjdesini verir gibi… Başkanlık sistemi geliyorum der gibi… Şimdilik GÜL; cumhurbaşkanlığıyla avunsun, nasılsa ben BAŞKAN olacağım, BOP ortağım BUSH gibi… Sanki malum oldu çocuğa, ne tatlı da söyledi kerata; BAŞKAN AMCA…)… Nerede kalmıştık ?... Hah işte böyle, o küçük tatlı çocuk gibi seslenelim kendisine…. Aman Sayın Başkan Amca siz kaygılanmayın; milletvekilleriniz halka çok yakın olacaklardır, çünkü onlar sıcak, sevecen yaratılışlılar… Bakın sevgiyle Cumhurbaşkanınız GÜL’ün yanağını da ne güzel okşadılar… Üstelik henüz siz bu öğüdü vermeden… Ne de olsa beraber yürüyorsunuz bu yollarda… Onlara da malum olmuş demek ki önceden, bugün bu öğütleri vereceğiniz… Sevgi, sıcaklık, yakınlık; ne isterseniz var onların mayasında… Ne de olsa; büyüdüler Anadolu’nun bağrında… Ki o ateşle; yangın bile çıkardılar Sivas’ta… Yeter ki siz isteyin; daha ne ateşler yakacaklar, bu sıcaklıkla… Bundan böyle,yasama-yürütme-yargı; etle tırnak gibi, birbirine sargı… Bilmez miyiz hiç; bütün bunlar II.AKP ya da bir başka söyleyişle II. Cumhuriyet’e vergi… DEVLET’e özgü tüzel kişilikler, kurumsal kimlikler; yerlere sergi… II.Beş Yıllık (kalkınma planı der gibi oldu) AKP Dönemi’nde; ola ki siz sağ, ben sağlam kalabilirsek bu düzende ve de ULUS DEVLETİMİZ – ULUSAL BİRLİĞİMİZ… Kayseri mantısı yapamam ama bize de Boşnak Böreği yemeğe beklerim… Bugün 13 Eylül 2009… Ramazan ayı eda eylenmekte yüzde 99’u Müslüman (olduğu söylenen) ülkemizde… Bu Ramazan ayında da değişen pek bir şey yok… Televizyonların HABER saatlerinde yansıya düşmekte RTE’nin iftar açmak için evlere konuk olduğuna ilişkin görüntüler… Bazen açık, bazen gizli; ULUS DEVLET’in altını oymak için süregelen örüntüler… Giderek daha da belirginleşmekte çöküntüler, yıkıntılar… Ne yazık ki “devlet, ülke, ulus” kavramları iyicesine yozlaştırıldı… Bu girişimin anlamı ve de amacı; giderek “ulus devlet” kavramını yıpratmak, önemli olan “devlet değil, halktır” söylemiyle DEVLET’in tüzel kişiliğine olan saygınlığı ortadan kaldırmak, “ahbap çavuş ilişkilerinin ve de Arap yılışıklığının toplumun her erkine, kurumuna, kuruluşuna ulaşmasını ve bulaşmasını sağlamak… Bu gidişin argodaki karşılığı; “enseye tokat……” olarak dillendirilir. Ya devlet düzeni bağlamında ortaya çıkabilecek olası karşılığı nedir ?... Osmanlı’daki “Kabakçı Mustafa” ve de “Patrona Halil” isyanlarının benzerleri… Hayırlara vesile olsun çarıklı erkan-ı harbin hükümranlığı… Resmi (tüzel) ve özel (yüzyüze) ilişkiler, bir başka deyişle; birincil ve ikincil ya da gavurcasıyla formal ve informal, ve de en Türkçesi’yle biçimsel ve biçimsel olmayan ilişkiler iç içe girerse… İşte o zaman ne otorite (yetke), ne de otoriter (yetkili) kişi ve kurum kalır… Düzenin yerini; kaos (karmaşa) alır… Demokrasinin bu denli yanlış, yanılgılı, “bana göre…bence”li yorumu; pek de hayırlara vesile olmaz… Bu durumda siz kime giderseniz gidin ama bize gelmeyin Başkan Amca !... Selma ERDAL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder