20 Mart 2014 Perşembe
Sevişmek…Kaç Dakika ?...
Sibel Üresin adlı bir nisa;laiklik ilkelerine nefretini kusa, kusa salınmış sanal kamusal alana…Televizyon başında pinekleyen kadın hemcinsleri kulak versin diye dilindeki yalana; görevlendirilmiş… Erkeklere dört kadın istemiyle sürülmüş ortaya kim bilir kimin hareminden kendisi ?...Fedakarca ve de cefakarca özellikle de dul kadınların özel ihtiyaçlarını düşünerekten, erkeklere dört kadın çığırtkanlığı yapmaktaymış…Sözler de pek insanca ve insaflıca seçilmiş; “dul kadınların özel ihtiyaçları” bağlamında konuyu aktarmak, Türkçe mealiyle “cinsel isteklerini gidermek” üzerine pek bir insanca yaklaşım üzerinden “çok karılılık” düzenini yaymak, yaygınlaştırmak… Kuşkusuz amaç; dul kadınların cinsel ihtiyaçlarını gidermek değil, dertlenmesinler; kadınlar bakar başlarının çaresine…Amaç; Atatürk İlke ve Devrimleri sonucunda, erkeğiyle eş, eşit konuma getirilen kadının kazanımlarını, edinimlerini erozyona, tozumaya uğratmak, son kertede kadını toplumsal yaşamın her alanından soyutlayıp, evine kapatmak, kadının kişiliğini yok saymak ve dişiliğini sömürmek…Öz Türkçesi budur konunun…
Hey saymayı bilmeyenler, hey istatistiksel yalanlarla halkı kandıranlar… Açıklayınız bakalım; bir erkeğe düşecek dört kadın nerede?...Ülkemizde sayısal anlamda, artan bir kadın nüfusu var, var ama onlar pek de “cinsel iştahlılar” sınıflamasında, sıralamasında yer alamazlar.Çünkü kadın fazlasının çoğunluğunun yaşı yetmişin üzerinde ki onların yaşı yetmiş, işi bitmiş eşleri/kocaları tedavülden kalktığı için kadın nüfusu şişkin görünmekte nüfus sayımlarında…
Ki onların erkekleri yalnızca cinsel yeterlilik anlamında değil, bedensel anlamda; cismani olarak toprağın altında kalmışlar…İşte kas gücü yüksek, ama ne yazık ki yaş gücü düşük erkeklerin; bu dünyada uzunca bir süre kalmayı beceremeyişlerinin, erkenden bu dünyayı terk etmelerinin sonucunda, toplumsal yaşam piyasamızda kadınlar bolca, ama onlar yirmilik latilokum ya da şekerpare değil, yaşça yetmişin üzerindeki pelteler…Bu sayısal çokluğa bakıp da dört kadınla gerdeğe girmeye heveslenen uyanık p.z.venkler; salmışlar sanal kamusal alana Sibel Üresin nisasını, toplasın onlar adına kadın borsasından parsasını…
Ve üstelik de seçim bildirilerinde bile üzeri örtülü olarak yer vermişler bu düşlerine “sosyal sorumluluk” ayarından; elbetteki yersen… Ki bildiriye yazılan sözler de pek havalı; değil mi ya ?...Şu başı bozuk, eksik etek dul hatunları kolayca tavlamalı…Yazmışlar işte; ANNELERİN STÜDYO EVLERİ OLACAK…
Hangi annelerin ?... Çocukları ile birlikte yalnız yaşayan annelerin…
Çocuklarıyla yalnız yaşayan anneler ki onlar; ya eşinden boşanmış, ya eşini Ölüm Melekği’ne kaptırmış ya da evlilik dışı ilişki sonucu babasız çocuk edinmiş anneler…
Ne yapacaklarmış onlar için ?...Stüdyo evler yapacaklarmış… Ki bu sözlerin kanımca Türkçe meali; onları bir çeşit gettolarda toplamak, onları kolay ulaşılır bir biçimde depolamak, maksat adres belli olsun, kolay ulaşılsın, envanter tespitinde zorluk yaşanmasın, ihtiyaç halinde onlara tezden ulaşılsın…Kuşkusuz bu toplanma, temerküz kamplarının kapısına; “deppoyu-nisa” diye tabela bile asarlar… Ve buradan seçmece kavun, karpuz misali; karı seçerler “eş değil elbette” haremlerine, böylece uçkur da çözmemiş olurlar elin haramlarına…
Ve dahi Cennetlik bile sayılabilirler;yardımda bulundukları, “dul” kalmış hatunların ihtiyaçlarını giderdikleri için Allah’ın nazarında…Hacca da giderler, halvete de giderler; nasılsa nisalar bekleşmekte,dizilip sıra, sıra… Varsın dönüp dursun kocaları azapla mezarında…
Üstelik onlar için harcanacak zaman da belli; çünkü elin gavuru zaman bile tutmuş sanki kronometre ile, süre yalnızca iki dakika…
Demeyiniz lütfen; bu nereden çıktı, hayırdır inşallah !... Siz Holywood senaristlerinden daha mı iyi bileceksiniz ?...Adamlar o kadar eminler ki süre konusunda;şu sıralar sinemalarda oynayan UNKNOWN adlı filmleriyle duyurmuşlar Türk’ün seks zamanlamasını bütün dünyaya… Öğrendiğimize göre; Türkler’in seks yapma süresi yalnızca 2 dakika imiş… Bu durumda haremdeki avrat sayısı olursa dört; çarparsak sayıyı 2 ile, sonuç; eşittir 8 dakika… Kümeste tavukların gönlünü yapan horoz gibi haremin sahibi; nazar değmesin, maaşallah…
Gerçi yine de ne insaflıymış şu kafir; 2 dakika süre biçmiş… Oysa bizimkiler şarkılar yazıp, Eurovizyon’a bile gitmişlerdi; “Seninle bir dakika mutlandırıyor beni” diyerek…Ne de olsa ülkemizde; sevmek bir ömür sürer, sevişmek bir dakika…
Ve bu arada, erkeklikten fire vererek, katılanlar kadınlar kervanına…Ne olacak onların durumları ?...Maviden,dönüp de pembeye kimlik kartları; onları da düşünecek mi bu hayırsever vatan evladları, onlara da tahsis edecekler mi bir kadro haremlerinde; “ içoğlanları” makamından ?... Bu konuya da açıklık getirilmesi gerek; şu seçim bildirgelerinde ve dahi sanal kamusal alana salınan Sibel Üresin’in ağzından… Eh işte o zaman hizmette kusur kalmaz istikrarın sürmesi ve dahi ülkenin büyümesi bakımından…
Televizyon dizilerinde yıllardır “çok eşlilik” almış başını gidiyor; şu sıralar anlatılan Süleyman’la Hürrem’in masalı da tuz biber ekti bu bozuk düzene…Kadınlar öncelikle modern yaşamlar bağlamında alıştırıldı; kimin eli, kimin cebinde çoğulculuklara… Aldatmaca yerine kumaya bile razı oldu AVŞAR’ın Hülyası… Alt yapı öyle ya da böyle oluşturuldu yıllardır; şimdilerde Sibel ÜRESİN’le toplumsal bilince/bilinçsizliğe akıtılan “dört karı mübah” zehri… Ve artık erkekler aramaz oldular kızlık zarı… Direklerarası kantolarındaki gibi; “kız olmazsa varsın dul olsun”, yeter ki harem dört kadınla dolsun…
Ne diyelim ?... Bu mesud ve de bahtiyar gelecek için HAYIRlara vesile olsun seçimler… Bakalım dört kadın bir eve doluşunca nasıl olacak geçimler ?...
Bunca sözümüz ancak dört tanesi bir araya gelince; Atatürk’ün bir kızına belki bedel olabilecekler içindir… Alınmasın, alınganlık etmesin Atatürk Cumhuriyetin’in kızları; gülüp, geçmek yerine olabildiğince uyandırsın bu sürünün peşine takılabilecek kazları…
Bu kafalara bu dört kocalı kadın da bir armağanımız olsun:))
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)






Türk işi sevişmenin süresi için okuyunuz: http://www.haberevet.com/haber/20110531/331458/bu-kez-de-belden-asagi-vurdular.html
YanıtlaSil