19 Mart 2014 Çarşamba

GÜNDEME DÜŞEN SORUNLAR (2 Aralık 2007'den bir anımsatma)

Adana’nın Kozan ilçesinde düzenlenen bir kompozisyon yarışmasında “türbanlı bir kız çocuğu” birinci gelmiş, protokolun önünde ödülünü almak için beklerken; başındaki “türban” nedeniyle, Garnizon komutanı ve Kaymakam tarafından horlanarak kürsüden indirilmiş… Bu olaydan “Ahmet Hakan’ın söylemiyle; bu hoyratlıktan ziyadesiyle” etkilenen RTE ve eşi Emine hanım; bu kız çocuğunu ve ailesini arayarak “yine Ahmet hakan’ın söylemiyle “ müthiş bir dayanışma sergilemiş…
Bu olayın daha birkaç gün öncesinde kız öğrencilerin etek boylarıyla kafayı bozmuş olan kadın öğretmenle (gerçekte Hocanım demek daha yerinde olur ) tartıştığı için, kadın öğretmenin yine bir başka okulda öğretmen olan eşi ve onun yanındaki üç serseriden; “etekleri hocanıma dert olan kız çocuğunun gözleri önünde dayak yiyen” öğretmen babanın kızını da arayarak, Başbakan ve zevcesi “müthiş bir dayanışma” sergileyebilmişler mi ?... Hani o herkesin başbakanı ya… Yoksa yalnızca “türbanlı” kız çocuklarının başbakanı mı ?... Kuşkusuz benim değil ama, daha başka kimlerin başbakanı değil; işte bu konuda kesin sayı veremem, türbansız kadınları, kızları saymak gerekebilir bu bağlamda… Olayın kamu oyuna yansıtılış biçimi; Garnizon Komutanı ve Kaymakam tarafından kürsüden indirilme sorunsalı… Halk dalkavukluğu yapmak ( ki şimdilerde bu tutum ve davranış karşılığı olarak; tribünlere oynamak kullanılıyor, ne de olsa yaşamımızdaki tüm değerler magazin ve ayaktopuna göre düzenlenmekte) uğruna nasılsa Kaymakam görevden alınır, alınır da Garnizon komutanı'na nasıl ceza verilir?... Elbetteki ondan halka yakınarak, elbetteki onu halka şikayet ederek ki işte Ahmet hakan Hürriyet Gazetesi’ndeki 30 kasım 2007 günlü yazısında bu görevi üstlenmiş bile; türbanlı oy depolarına Garnizon Komutanı üzerinden ordu, asker düşmanlığını körükleyerek… Bu arada şu HUKUK düzeni üzerinde yapılan değişiklikler… Son günlerde HUKUK düzeniyle oynanmakta; YASAMA-YÜRÜTME erklerinin ardından, YARGI da AKP’nin rayına oturtulmakta… HUKUK düzeniyle oynayıp, bu ülkede ADALET/HAK/HUKUK kavramlarını gönüllerinde biçimlendirmek, yorumlamak istermiş gibi yapıp, HUKUK başlığı altında ülkeyi 22 bölgeye bölmeye, dolayısıyla da federasyon/eyalet/bölge düzeniyle ülkeyi bölmeye baş koyanların önüne taş koymakla, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’ni korumakla yükümlü, görevli kişi, kurum ve kuruluşların en önceliklisi, en önde geleni Kemal ATATÜRKÜN ORDUSU neden sessiz kalıyor, neden tepkisiz kalıyor?... Bu gidişle SEVR paçavrası da, en az TÜRBAN paçavrası kadar kutsal sayıldığında ne olacak?... Önce HUKUKSAL bölgeler… Ardından YÖNETSEL bölgeler… Daha sonra da IRKSAL bölgeler… Ve son aşamada buyursun, gelsin SEVRCİLER… Yaşananlara da baka dursun bizler gibi Misak-ı Millici/Bölünmez Bütünlükçü/ Ulusalcı şaşkın seyirciler… Selma ERDAL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder