19 Mart 2014 Çarşamba

EKO - DENGELER SORUNU

20.yüzyılda başlayan EKONOMİK EMPERYALİZM ÇAĞI ‘nın boyutları, 21. yüzyılla birlikte daha bir büyüyecek gibi…Öylesine ki; yakın bir gelecekte toplumlar EGEMENLİK ULUSUNDUR dercesine, EGEMENLİK EKONOMİNİNDİR düşüncesini ilke edinecekler. Gerçi gelişmiş ülkelerde bu ilke iyicesine yerleşmiş bir durumda, ama ülkemizin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde de giderek yerleştiği ileri sürülebilir. Bununla birlikte; bu değişim ortamında, ekonomik gelişmelerin boyutları hızla büyürken , çevre bozulmasının ve ekonomik gelişmeyle artan bir ekolojik dengesizliğin de boyutları büyümektedir. Üstelik enflasyon kadar, biyolojik felaketlerin de insana yönelik bir tehlike olduğunun bugün insanlık ayırdındadır. Örneğin; Chernobil’in ardından radyasyon yayılması ve kansere yenik düşen insanlar, insanlarımız gibi… Çok değil; üç, beş yıl öncesinde yaşanan tsunami ve kadın adlarıyla anılan kasırgalar gibi… Ve daha sonraki yıllarda yaşanan “Sibirya” olarak adlandırılan soğuklar gibi… Ve 2014 kışında yaşanan kuraklık gibi...
Kuşkusuz böyle çevre - doğa – iklim sorunlarının başladığı yerde; insanların yaşam olanakları zorlaşarak, giderek ortadan kalkmaya başlamıştır. Yaşanacak bir tek Dünyamız olduğuna göre ve bizler bunu yaşanılamaz bir konuma getirdiğimizde; ekonomik gelişmeler sonucu varsıllaşmamızın ne önemi kalacaktır ?...Bir başka deyişle; çevre koşullarının giderek yoksullaşmasının yanında, insanların ekonomik varsıllıklarının bir anlamı olacak mıdır ?... Örneğin; özel garajınızda lüks otolarınız dizili olsa, villanız, yatınız, katınız ekonomik varsıllığınızın en görkemli kanıtları olarak özel mülkiyetinizde olsa…. Eğer sizin beslenmeniz, yaşamınızı sürdürmeniz için gerekli besinler kimyasal atıklara bulaşmışsa …Burada ekonomik varsıllığınız ne işe yarayacak?...Siz ne yiyip, ne içeceksiniz?... Sağlıklı kalmayı nasıl başaracaksınız ?... Henüz belleklerden silinmeyecek denli yakın sayılabilecek bir geçmişte Dünya kamuoyunda pek çok tartışmalara neden olan bir NÖTRON BOMBASI olayı vardı. Yalnızca canlıları yok edip, cansızlara karşı etkisiz olan bir dehşet örneğini ve o dönemde insanların bu olaya nasıl da tepki gösterdiklerini anımsamak o denli güç olmasa gerek… Bunun gibi; çevre sorunlarının yaratıldığı bir ortamda yaşamak nötron bombasının canlılara yönelik kesin öldürücü etkisine karşın, canlı kalacağımızı ileri sürmek gibi bir şeydir. Doğal dengelerin bozulmasıyla başlayan bir etkileşimin ardından, canlıların ne denli yaşayabileceği tartışmaya açık bir konudur. Belki o koşullarda yaşamak bir bakıma dalgıçların suyun altında kalabilmelerine olanak tanıyan donanımların bir benzeriyle yeryüzünde yaşama savaşı vermeye benzeyecektir. Ama Körfez Savaşı sırasında ; olası bir nükleer saldırıya karşılık riskli bölgelerde yaşayanlarımızın , yurt dışından getirilen gaz maskelerine yüzde kaçı ulaşabildi ki, doğal dengelerin bozulduğu bir ortamda ülke nüfusumuzun yüzde kaçı bu donanımlara ulaşabilecektir?...Bütün bu koşulların; nüfusunun ancak yüzde 20’si varsıl olan bir ülkenin yurttaşlarınca hiçbir zaman gözardı edilmemesi ve çevreye çok daha duyarlı olmaları kendi yararlarına olacaktır. Üstelik insanların yaşam koşullarına aykırı bir düzende yaşayabilmeleri ne derece olasıdır?... Bunun gerçekleştirilebilmesinin güvencesi var mıdır?...
Bunları pek bilen yok, ama nötron bombasının ardından kalabilecek konutlar, motorlu taşıtlar ve teknolojinin en son yenilikleriyle üretilen nesnelerin ; doğal dengelerin bozulduğu, insan yaşamının olanaksızlaştığı koşullarda da var olacağı kesin, kesin de onları değerlendirebilecek / kullanabilecek insanların bulunup / bulunamayacağı kesin değildir, kuşkuludur. Bu çok karanlık geleceği umalım ki yalnızca bizler değil, bizlerden sonra gelecek nesiller de yaşamasın... Umalım ki hiç kimse; “Benden sonrası tufan” yanılgısına kapılıp, bencilce düşüncelere saplanıp kalmasın. Kalmasın ki; ekonomik varsıllığını arttırmaya yönelik girişimlerde bulunan insanlar, ekolojik yoksulluklara neden olacak uğraşlarda bulunmasınlar ve bizden sonrakilere de soluk alabilecekleri , yaşamlarını güven içinde sürdürebilecekleri temiz bir gezegen kalsın ardımızdan.... Özün sözü; ekonomik dengeler uğruna, ekolojik dengeler dışlanmasın...Sürdürülebilir yaşamlar için; Dünyamızın ekolojik dengesi de sürdürülsün, karanlık olmasın insanlık için yarınlar... Selma ERDAL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder