22 Mart 2014 Cumartesi
Anne Neden Bizim Masallarımız Yok ?...
Volga boylarından Bosna’ya,Osmanlı’nın peşinden de Bosna’dan Bursa’ya gel…Dininden dön,dilinden dön, ülkeden, ülkeye bir geçmişin olsun ama ne cinli, perili, ne de avareli, delili masalların olmasın…Tüyleri ürpertecek, gizemli, mistik, büyülü, efsunlu anlatacak tek bir masalın, tek bir öykün olmasın… Ve sonra da sen kalk; yazar olmaya öykün, özen…Kadın, kadın; yazar olsan ne anlatacaksın ki sen ?...Latife TEKİN gibi Ermeni nineden kalma “çöp masalları”nı mı ?...
Son günlerde neredeyse “yılın yazarı olarak tanıtılan Burhan SÖNMEZ’in; Ankara bozkırının, dünyadan kopuk bir Kürt köyünden “masumlar” resmi geçidini mi ?...
Hani nerede senin masalların ?...
Senin ninelerin, nanaların bilmez ki böylesi düşsel kurguları…Onların bellek dağarcıklarında; “Osmanlı’nın 32 paşasının, 2’si size, 30’u bize çalışıyor” diyen Rum, Sırp, Bulgar komşularına ilişkin acıtıcı anılar var ve sancılar var topraklarını, yurtlarını, yuvalarını,ovalarını terk etmekle yüreklerini dağlayan…Sen de bugün huysuz bir çocuk gibi ağlayan koca kadın; “anne neden bizim masallarımız yok?” diye sorguluyorsun soy-geçmişini…
Elbette onların masalları olacak, çünkü onların tasaları olmadı ki yurtlarından edilip, yollara düşmek ve yeniden tutunabilmek uğruna… Onlar kafalarını yordular yalnızca cinin, perinin, tılsımın, büyünün uğuruna…
Gerçek yaşamda yedi düvelin elinden kurulan tuzaklara tutulmadan ve masallardaki bir arpa boyundan çok uzaklara düşen topraklarına duyulan özlemlerle yoğrulmadan ve yorulmadan benlikleri onlar masallarını ve de mesellerini söylediler, dinlediler…Onlar için uzak; Kafdağı’nın ardındaki peri padişahının sarayı ve duydukları özlemse; benim olsaydı onca hazine nasıl da usanmadan sayardım onca parayı sorunsalı ve uzun kış gecelerinde neneler anlatsın masalı…Gerçek böyle olunca elbetteki gün gelir bir gün kitaplaşır dinleyenlerin elinden bu masallar; öykü, roman tadında…Ama senin adında/kanında var mı Ermenilik ya da Kürtlük ki anlatacak masalın olsun yanında; yazılara düşmek/düşürmek için ?...
Ah anne, ah; ne işi vardı ki soyunun, sopunun Avrupa’nın göbeğinde ?... Neden doğurmadın sanki beni uzun kış gecelerinin masalcı bozkırında ?…Senin yüzünden masal biriktiremedim, senin yüzünden yazar da olamıyorum işte... Hiç değilse olsaydı bir parçacık umurunda…Ah anne, ah !...
Selma ERDAL
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder