21 Mart 2014 Cuma

22 MART DÜNYA SU GÜNÜ VE BİR YAKINMA

Bir zamanlar adım başındaki çeşmelerden Uludağ’ın karlarından süzülen suların gürül, gürül aktığı, Uludağ’daki kaynağından, Gemlik Körfezi’ne ulaşana değin Nilüfer Çayı’nın yeşil ovayla oynaştığı, yer altı ve yerüstü sularıyla varsıl BURSA; artık su yoksulu… Çünkü sularımızı çaldılar… Kimler mi?... Yalnızca Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan göçenler değil elbette, diğer hırsızların yanında onların suyumuzdan aldıkları pay; devede kulak…Yıllardır sözlerimize aldırmadan bizlere inat sularımızı çalanlar; yeşil ovamızda para kazanan sanayi kuruluşları… Üretimleri gereği; bazen açıkça, bazen gizlice, hırsızlama sularımızı kullandılar, çaldılar, işletmelerinde izinsiz kuyular açtılar, çektiler yeraltı sularımızı… Biz çevre dostları/Bursa dostları kaç kez uyardık, gösteriler yaptık, yasaya başvurduk; ama onlar hiç durmadılar… Üstelik bu temiz suları, kimyasal işlemler sonucunda kirlettiklerinde, arıtmadan toprağa, çaylara, derelere, denizlere bıraktılar… Onların bu sorumsuzca eylemleri sonucunda en başta ovamızın cansuyu Nilüfer Çayı kirlendi, karardı… Ve kolları, özellikle de Panayır Deresi, Bursa’nın sanki Haliç’i oldu; pis kokusuyla da, kapkara akan suyuyla da… Ve yıllardır doğaya zehir saçmakta…
En önde gelen suçlularından biri de Dünya’ya egemen olan şu ABD içeceğinin şişelendiği fabrika; çektiği yer altı sularımızla üretimini yaptı, Bursalı’nın tepkilerineyse hiç aldırmadı… İçilebilir nitelikteki İznik Gölü’nün de suyunu çaldılar, kıyısında kurulu fabrikalar ki onlardan biri de CARGILL, hani yasalara karşı inadına İznik Gölü’nün kıyısına kondurulan ABD şirketi… RTE az mı emek verdi TBMM’de; onu yasallaştırmak için… Sonuç olarak; Su şehri Bursa’da; su bitti !...
Sularımızın bir bölümünü de; Anayasamız’ın 45.maddesine göre korunması gerekirken, talana açılan Yeşil Bursa Ovası’na konuşlandırılan sanayi kuruluşları çaldı… Geçmişte bir karış kazdığınızda, yeraltından su fışkıran ovada, suya ulaşmak için en az 100 metre derine inmek gerekiyor günümüzde artık… Bunun anlamı; suya ulaşmak, petrol aramaktan da zor, petrol aramaktan da masraflı… Bu durumda ne yapılmalı ?...
Elbetteki sularımızı çalanların, kapıları çalınmalı; çaldıkları suyun, kirlettikleri doğamızın bedeli için… Ve onlardan tazminat alınmalı… Çünkü onlar bizim ÇEVRE HAKKIMIZ’a saldırdılar!... Doğamızı kirlettiler ve en önemlisi de bizi susuz bıraktılar… Anımsayınız yaşamak için en gerekli olanları; öncelikle solunabilir temiz hava, içilebilir su ve yenilebilir besin… Elbetteki bunların öncelikle doğamızda bulunur olması ve de kimyasal atıklara bulaşmamış olması da gereklidir… Bu durumda ben, kendi adıma; bu sanayi kuruluşlarından TAZMİNAT İSTİYORUM!... ÇEVRE YASASI’nın da yaşama geçirilmesini bekliyorum… Çalınan minarelerin kılıfına uydurulması için değil, sorumluların yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlanması için, yaptırımlar uygulanması için… Tüm yetkililere ve de sorumlulara duyurulur !... Selma Erdal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder