9 Mart 2014 Pazar
Yokluğa Giden Bir Yapı; BURSA İPEKÇİLİK ENSTİTÜSÜ…
Bilindiği gibi 1980 sonrasında Liberalizm uğruna, ülkemizde yaşanan bir takım çapraşık ilişkiler sonucu doğal ve kültürel değerlerimiz acımasızca saldırıya uğramaktadır. Bu saldırılardan etkilenen değerlerimizden biri de Bursa ipekçiliğinin simgesi TOHUM MEKTEBİ ya da İPEKÇİLİK ENSTİTÜSÜ olarak bilinen yapıdır. Yapı; 1994 yılında yakılmak istenmiş, yapının içine yakındaki bir caminin imamınca kaçak bir konut kondurulurken Bursa dostlarınca, çevre dostlarınca bu girişim engellenmiştir.Tohum Mektebi; 1884 yılında Japonlar’ın işbirliğiyle yaptırılmış ipek kozası üretmeye yönelik bir yapıdır. Burada tohumundan başlayarak, değerli Bursa ipeklisi olana değin ipek böceğinin yaşadığı serüvene ilişkin eğitim verilmiştir.
Kentimiz Bursa; tarihi ipekyolu üzerindedir ve Bursa ipekçiliği Osmanlı döneminden beri ülke ekonomisine ağırlığını koymuş bir işkoludur. Ülkemizin ipek kenti Bursa’da geçmişin dokumacılığından günümüzün tekstil sanayisine ulaşana değin ipekçiliğimize yön veren kuruluş işte bu Tohum Mektebi ya da bilinen diğer adıyla İpekçilik Enstitüsü olmuştur. Bütün bu özelliğine karşın bugün Bursa ipekçiliğinin eğitim merkezi ne durumdadır ?...
Bugün Tohum Mektebi; Milli Eğitim’in kullanımına bırakılmış, yapıda bir İmam-Hatip Lisesi bulunmaktadır. Oysa sanayileşme uğruna verilen çabaların karşılığı; ovası, ormanı talan edilerek bir sanayi kentine dönüştürülen Bursa’nın her bir köşesine İmam-Hatip Liseleri yaptırmak mıdır, yoksa kentin kimliğine damgasını vurmuş ipekçilik üretimine gerçek değerini yeniden kazandırmak mıdır ?...
Üstelik geçmiş dönemlerde ANAVATAN Partili Belediye Başkanı Sayın Erdem SAKER’in seçim bildirgesinde; “Orta Asya ve Kafkaslar’daki kardeşlerimizle beraber İPEKYOLU FESTİVALİ düzenlenecek” biçiminde verilmiş sözleri vardı. Bununla birlikte Bursa’nın bir İPEKYOLU FESTİVALİ var, var da hangi alanda ?... Elbetteki sinema alanındaki film festivali… Oysa ipek kenti Bursa’ya; ipekçilik konulu bir İPEKYOLU FESTİVALİ ne çok yakışırdı… Gerçi yakışmasına yakışırdı da, İpekyolu festivali’ne çağrılacak kardeşlerimize ipekçiliğimizle ilgili, kültürümüzle ilgili neler gösterilebilirdi ki o da başka bir sorun olurdu kuşkusuz…Neden mi ?...
Bir düşünelim bakalım; böyle bir festival düzenlenmiş olsaydı konuklarımıza neler gösterebilirdik diye… Örneğin; ipekböceklerinin ana besin kaynağı dut ağaçlarını mı ?... Geleneksel ipek dokuma tezgahlarını mı ?... Yoksa bir zamanlar yenilikçi ipekçiliğe yönelik eğitim veren Tohum Mektebi mi ?... Bunların hangisini bulup, gösterebilirdik ?...
Onlar bizlere sorduklarında;
“-Dut ağaçlarınız nerede ?...
-Balta kesti…
-İpek dokuma tezgahlarınız nerede ?...
-Yapay/sentetik tekstilciliğe yenildi…
-Tohum Mektebiniz nerede ?...
-Yandı, bitti, kül oldu…” mu derdik ?...
Gerçekten de ipek kenti Bursa için verilmiş en uygun, en ussal sözlerden biriydi Sayın SAKER’in İpekçilik Festivali önerisi, ne yazık ki gerçekleşmedi (elbetteki sinema festivalimiz de olsun olmasına da unutulmamalıdır ki Bursamız; “bulunmaz Bursa ipeğinin kentidir”… Son yıllarda koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi denilmekte; “bulunmaz Hint ipeği” sözleri uluorta dillerde gezinmektedir)… Ne SAKER’den sonra gelen DSP’li BİLENSER ve ne de AKP’li Hikmet ŞAHİN dönemlerinde gerçekleştirilmedi İPEKÇİLİK FESTİVALİ; SAKER’in seçim bildirgelerinde yer almaktan öteye gidemedi… Belki gerçekleştirilme olanağı doğsaydı işte o zaman; dut ağaçlarımız baltalardan korunurdu. Çünkü onların ölümü Bursa ipekçiliğinin ölümünü hızlandırırdı ki bilindiği gibi ipekböcekleri dut ağacının yapraklarıyla beslenir. Geleneksel kara tezgahlar bulunurdu ki onlar Bursa ipekçiliğinin anaokulu, ilk başlangıcıdır. Ardından KOZAHAN yeniden düzenlenirdi o ünlü Kozahan Tablosu’ndaki canlılığına, cıvıltısına kavuşturulurdu. İPEKÇİLİK ENSTİTÜSÜ de yangınlardan, işgallerden korunurdu, bir güzel de onarılırdı. Böylece altyapı hazırlandıktan sonra Türk kardeşlerimizle birlikte; Çinli, Koreli, Japon dostlarımız da çağrılırdı. O gün geldiğinde de Bursa ipeği giymeye alışık tenlerimizle mutlu, ipekçiliğimizi dolayısıyla Tohum Mektebimiz’i kurtarmanın iç huzuruyla gelecekden daha da umutlu; “Zeytinyağlı yiyemem aman… Basmada fistan giyemem aman…” diye Türkülerimiz’i de söylerdik… İşte o günlerden bugünlere değin, Tohum Mektebimiz’in kurtarılması için yetkilileri göreve çağırmak üzerine sözler söyleyip, sözlerimize olumlu bir yanıt alamadığımızdan kaygılı gözlerimizle Tohum Mektebi’nin yazgısını izliyorduk ki Büyükşehir Belediyesi’nin internet sitesinde; fabrika-i humayun ile koza her eve girecek(*) başlıklı bir yazıyı okuyuncaya değin… Bursa’nın hanlarına, hamamlarına gösterdiği ilgiyle övgüye değer bulduğumuz ve özünde gerçek bir Bursa çocuğu olan günümüzün Büyükşehir Belediye Başkanı Recep ALTEPE’nin ; ipek kozacılığına olan ilgisini, İpekçilik Enstitüsü’ne ve ardından da Sayın SAKER’in gerçekleştiremediği ipekçilik konulu İPEKYOLU FESTİVALİ’ne de yöneltebileceği istem ve umuduyla içimize dert olanları bir kez gündeme getirelim dedik… Kim bilir ?... Belki düşlerimiz gerçek olur; Bursa ipekçiliğinin okulu TOHUM MEKTEBİMİZ de yok olmaktan kurtulur… Selma ERDAL
*Fabrika-i Humayun ile koza her eve girecek yazısı için yönlendirme:
http://www.bursa.bel.tr/bbb_haber.asp?Haber=fabrika-humayun-ile-koza-her-eve-girecek&id=1796
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder