Hani TOKİ; yoksul halkımıza konut edindirmek için oluşturulmuştu… Seçim alanlarında “yoksula konut” sözü verilerek sandıklar tutulmuştu. Oysa TOKİ; parselliyor Bursa’yı arsa mafyalarından da hızlı, konutlar yükseliyor 1.dereceden deprem bölgesi Bursa’da, göğe doğru nazlı, nazlı…
Bugünlerde TOKİ daha da hızlı; dolaşmakta Karacabey, Mudanya, Kurşunlu kıyılarında, Nilüfer ilçesinin de en gözde topraklarında… Yoksullar söyle dursun, varsıllarımız için de olsa, bu denli kaygılanmazdık, ne de olsa yurttaşlarımız, kalkmaz onlar için çatık kaşlarımız, eğer olsaydı yurttaşlarımız için bu parselasyon çalışmaları… Komşuda pişer, bize de düşer, hiç değilse gereksinim duyan kirayı öder, içinde yaşar…
Ne yazık ki hiç de öyle değilmiş; TOKİ’nin eline geçecekmiş, yabana villa yapmak için bu topraklar…Yasalar da hazırlanmıştı öncesinden ve de “SEVR’le olmadı amma seve,seve/söve, söve/saya, saya paraları; çalarız biz bu toprakları” demiş bir kez yedi düvel… İşbirlikçiler de “yoksula konut için TOKİ” diye çalmış biteviye kaval seçimlerden önce…
Ve iyicesine yerleşince koltuklara; hem yerelde, hem de genelde… Ülkeyi pazarlamak için plan/proje/program zaten cepte… İşte gerçekleşiyor AKP eliyle yalan, dolan, talan…
Bu talan ne zamandan belliydi, ne zaman kuşkulanmaya başlamıştık bugün yaşananlardan ?...
Queen Elizabeth geldiğinde Bursa’ya, boynu bükük bir Tanrı kulu gibi dalınca camiye, türbeye…
Olmalı bu işte bir entrika, bir İngiliz oyunu; kaynatıyorlar besbelli bu ülkenin, bu ulusun cenaze namazı öncesi suyunu…
Anımsayınız 2008 yılının Mayıs ayını… O günlerde bir konuğu vardı Bursa’nın…
O konuk; Hint kumaşına küsmüş olmalı ki bulunmaz Bursa ipeğinin aşkına düşmüş olan Elizabeth’di…
İlber Ortay’ım, kenar ortayım da yanında, bir de first’ümüz, lady’miz…
“Rahman” suresini dinlemişti kraliçe, “halis Bursa ipeği” başörtüsüyle…
Bursa’ya gelişi acep neyin dürtüsüyle?...
Hangi kurnazlıkla; yakın durur İslam’a, kitaba, Kur’an’a ?...
Oğlu Charles de böyle, anası da…
Düşünür dururum; /
Bu ilginin acep ne vardır gerisinde ?...
İslam’a yakınız…
İslam topraklarına da…
Yakınız toprakların yalnızca üstüne değil, altına da…
Yerin altındaki altına da…
Petrole de yakınız; yeni enerji yasanız sayesinde…
Ha bir de; bizim moruklara, yaşlılara, veteranlara
Söyle el değmemiş kıyılarınızda, dağ-tepe-bayırlarınızda
Öncelikle Bursa, Yalova
Ve de boş yer açıldıkça talandan ve orman yangınlarından Antalya, Muğla
Şöyle kafa dinlemek için az bir toprak…
“Aman efendim ne demek ?...
İsteyen bir yüzsüz, vermeyen iki
Sanki burası kimin ülkesi ?...
Sizi hiç kırar mıyız ?...
Yabancıdan sayar mıyız ?...
Henüz 20’lerde buradaydınız
Ah ne olurdu ebediyen duraydınız
İçimizde kaldı ince bir sızı, sizler terki diyar edince
İnanın uyuyamadık ne gece, ne gündüz
En nihayetinde işte böyle sizlerle bir araya gelince…”
Vur davula mehteran !...
Karşında duruyor Britanyalı Sultan…
Avalon’un sisleri altındayken ülkesi
Osmanlı’nın zaferlerden halkası
Dalga, dalga yayıldı; senin eşliğinde
İşte bu uygarlığın beşiğinde
Vakur bir edayla at sürerken Alperenler’in
Bugün seni inim, inim inletip gerenlerin
“Yine iki ileri, bir geri olsaydı ne gam ?...”
Geriletirken yedi düvelinin karşısında
Ülken pazara çıkmış sömürgenlerinin çarşısında…
Ah Hacıcavcav, ah be Karagözüm
Soytarılık da yapmak varmış, Elizabeth’in huzurunda
Bak bilesin; bundan böyle onlar yıkanacakmış kaplıcanın havuzunda…
2008 Mayıs ayında gerçekleşen gezinin ardından son durum: TOKİ tokatlıyor Türkler’i, yabana pazarlamak için ülkeyi…
*Tokatlamak; hem dayak atmak , hem de aldatmak/dolandırmak anlamında kullanılmıştır…
Selma ERDAL

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder